Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz'ın açıklamalarında öne çıkanlar şu şekilde:
Şimdi bir defa mecliste de biliyorsunuz genel kurulu bilgilendiren bir konuşma yaptım geçtiğimiz hafta ve kapsamlı bir şekilde aslında bu süreci özetlemeye çalıştım. Burada kamunun attığı adımlar var son bir yıl içinde yaptığı çalışmalar var.
En son bir fon rehberi diyoruz. SPK tarafından yayınlanan bir fon rehberi var. Bu fon rehberiyle birlikte SPK'nın yayınladığı bu rehberle birlikte yeni kurallar yeni kaideler geldi. Şeffaflık arttırıldı. Çok daha güven veren bir piyasa yapısı oluşması için kurallar kondu. Bu çok olumlu bir adım aslında. Yani bu şartlara uyan fonlar için, uyan finansal enstrümanlar için çok olumlu bir adım.
"SORUNLU FONLARI KARANTİNAYA ALDIK"
Bu kurallarla birlikte sorumlu olan yapılar da açığa çıkmış oldu. Sorumlu olan fonlar da açığa çıkmış oldular ve buralarda bir sıkıntı yaşandı. Bunlara karşı da hızlı bir şekilde yine bir tedbir alındı. Burada yaşanan fon piyasasının belli bir alanında yaşanan bu hadisenin genele sirayet etmemesi, genel yapıya zarar vermemesi için çok hızlı bir şekilde tasfiyelerine karar verildi.
Bir anlamda bir karantina alındı. Sorumlu fonlar. Bunu şuna benzetebiliriz Serdar Bey. Vücutta bir hastalıklı bir yapı ya işte ne diyelim bir sorumlu yapı var. Bunu vücuttan almak istiyorsunuz ama vücuda da zarar vermeden bunu başarmanız önemli. Dolayısıyla bunlar karantinaya alındı. Yeni şirkete ve bunun altındaki 131 fona tedbir getirilmiş oldu. Tasfiye kararı alınmış oldu.
Ondan sonraki süreçte de adli mekanizmalar devreye girdi. Adli mekanizmalarla bu işin bu sorunlu hale gelmesinde bu süreçte rolü olan birçok yatırımcının olumsuz etkilenmesine sebebiyet verenler hakkında biliyorsunuz çok etkili bir şekilde adli mekanizmalar işlemeye başladı. Şu anda birçok kişi ya tutuklu ya gözaltında ya soruşturma aşamasında ifadesi alınan birçok insan var.
"YURT DIŞINA KAÇAN PEK FAZLA İSİM YOK"
Dolayısıyla bir adli süreç başlamış durumda ve yürüyor. Mal varlıklarına tedbir konmuş durumda, yurt dışı yasakları getirilmiş durumda. Yani öyle bu ana sorumlulara baktığınız zaman yurt dışına kaçan giden pek fazla bir isim hatırlamıyorum ben doğrusu. Şirketlerin sahipleri adli mekanizmada zaten işlem görüyor. Bağlantılı bir takım yapılarla ilgili yine adli mekanizmalar işliyor. İşte çok yüksek fahiş getiriler elde etmiş veya hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde etmiş kişilerle ilgili yine önemli soruşturmalar, incelemeler devam ettiriliyor.
"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN FON MESELESİNDE ÇOK HASSAS"
İdari tarafta SPK, BDDK çeşitli kararlar verdi bu dönemde. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanımız başından itibaren bu sürece çok hassas bir şekilde yaklaştı ve hükümetimiz de bu süreci başından beri çok yakın bir şekilde takibe aldı. En son biliyorsunuz bir fon koordinasyon kurulu oluşturdu Sayın Cumhurbaşkanımız. Benim başkanlığımda Maliye Hazine Bakanlığımızın, Adalet Bakanlığımızın ve ilgili tüm otoritelerin olduğu bir kurul. Bu kurul dört defa toplantı yaptı ve çok önemli prensip kararları aldı. Diğer taraftan Devlet Denetleme Kurulu'nu yine Cumhurbaşkanımız görevlendirdi. Cumhurbaşkanlığımıza bağlı bir yapı ve çok geniş yetkileri olan bir denetleme kurumumuz.
Kurumlar ve kurumların içindeki yetkili kişiler, karar alıcılar incelenmeye başladı. Hem de çok yoğun bir şekilde başladı. Devlet Denetleme Kurumu, ilgili kurumlar bunları inceliyor.
Kurumlar şu anda toplamda 15 civarında bir denetmenle müfettişle Devlet Denetleme Kurulumuz çok yoğun bir şekilde bütün ilgili kurumları kapsayacak bir şekilde bu çalışmasını sahada başlatmış durumda.
Bütün bu kurumlar denetim altında incelenecek, soruşturulacak. İdarelerin açıkları da kişilerin sorumlulukları da bu süreçte ortaya konmuş olacak. Devlet Denetleme Kurulu çok yoğun bir şekilde sahada çalışıyor. Tabii bu doğrudan görevlendirdiği kişiler.
Bir de Devlet Denetleme Kurumu'nun tüm kurumların uzmanlarından istifade etme imkanı da var. Dolayısıyla bu geniş imkanlarla çok güçlü bir şekilde bu süreci idari yönden Devlet Denetleme Kurulumuz da denetliyor.
"46 BİN KİŞİNİN MAĞDURİYETİ BİTTİ"
Diğer yandan biliyorsunuz bir kanun hazırlandı. Çok hızlı aksiyon alındı gerçekten. Bu olaydan etkilenen 450 binden fazla yatırımcı var bu sorumlu fonlarda.
Toplam baktığınız zaman bu fonlar 131 fon, toplam fonlarımızın 4,6'sını oluşturuyor. Toplam fon portföyümüzün 7,7'sini oluşturuyor Ve tekil kişi olarak baktığınızda 450 binden fazla yatırımcı bu fonlarda. İşte bunların hakkını hukukunu gözetecek şekilde bir kanun teklifi de Fon Koordinasyon Kurulumuzda tartışıldı.
Genel prensipler itibariyle, ana çerçeve itibariyle grubumuzda, Meclis grubumuzda bunu konuştuk. Sayın Abdullah Güler de geçtiğimiz Cuma günü biliyorsunuz bunu açıkladı. Toplumumuzla paylaştı bu yeni kanun teklifini. Burada da şunu öngörüyoruz: Yedi tane şirket ve altında 131 sorumlu fon var. Bunlarla ilgili üç tane şirket olağan tasfiye koşullarını kabul etti ve tasfiye edildi.
8 Ekim itibariyle de bu gerçekleşti. 46 bine yakın vatandaşımızın ödemeleri gerçekleştirildi. Ziraat Bankası bu tarafı yönetiyor. Bu fonlar arasında bir Tera dediğimiz büyük bir fon var, bir de altı tane diğer fon var.
"131 FONUN 17'Sİ DEVREDEN ÇIKTI"
Tera'nın tasfiyesinin yönetimi İş Bankası'nda. Çünkü Tera, İş Bankası'yla çalışmış bu dönemde. Diğer fonların yönetimi Ziraat Bankamızda. Onlar Ziraat Bankası'yla çalışmışlar. Ziraat Bankası'nın tasfiyesini yönettiği üç fon olağan şartlarla tasfiye edildi.
İşte bunların bütün ödemeleri yapılmış oldu yatırımcıların, oradaki hak ve yükümlülükler yerine getirilmiş oldu. 17 fon böylece devreden çıkmış oldu. Yani 131 fonun 17'si devreden çıkmış oldu.
Burada kapalı fon dediğimiz fonlar da var. Her birinin altında. Kapalı fonlarda da olağan tasfiye edilen üç kuruluşta iki bin küsur civarında kişi var. Kapalı fonları da kendi tabiatı içinde, özellikleri içinde tasfiye edecekler.
Dolayısıyla burada aşağı yukarı 46 bin kişinin olağan yöntemlerle tasfiye sürecine girdiğini söyleyebiliriz. Bu üç şirket, A1 Capital, Bulls ve Pardus. Bu üçü tasfiye edilmiş oldu. Yani onlar artık o yedi şirketten üçü ayrılmış oldu bir kenara. Dört şirket kaldı.
Asıl büyük tabii fon Tera. En büyük fon Tera. Diğer taraftan işte biliyorsunuz Pusula, Hedef ve Atlas var. Atlas'la ilgili de şu anda müzakereler devam ediyor. Atlas'la ilgili de olağan tasfiye mümkün. Bunu bu hafta herhalde görmüş oluruz. Sahipleriyle görüşmeler yapılıyor, müzakereler yapılıyor.
Atlas da devreye girerse, olağan tasfiyeye tabi olursa ortada 58 bin civarında vatandaşımız var. Bu işten olumsuz etkilenen yatırımcı var diyelim. Bunlarla ilgili de olağan tasfiye uygulanmış olacak. Bunu bugün yarın bu hafta içinde herhalde netleşmiş olur diye tahmin ediyorum.
"KAMU KAYNAĞI KULLANILMAYACAK"
Ne olağan tasfiyede ne olağanüstü tasfiyede kamu kaynağının kullanılması söz konusu değil. Yani bu vatandaşımızın kamu kaynağı dediğiniz, hazine dediğiniz milletimizin, vatandaşımızın kaynağı. Dolayısıyla bunları kullanmak söz konusu değil.
Fon piyasalarında, sermaye piyasalarında devletin bir güvencesi yok. Şimdi bankacılık sisteminde var biliyorsunuz. Belli bir miktara kadar bir devlet güvencesi var. Onun içinde TMSF diye bir yapımız var. Orada bir iki kaynak var.
Allah korusun bir sorun çıktığı zaman o devreye giriyor ve tazminatları ödüyor. Burada öyle bir durum söz konusu değil. Bir kamu garantisi söz konusu değil. Mecliste de anlatmıştım ben. Yani bu serbest fonlara giderken profesyonel yatırım ve nitelikli yatırımcı sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşmede hem kazanç hem de kayıp bir anlamda kabul edilmiş oluyor. Dolayısıyla burada bir kamu kaynağı kullanımı söz konusu değil.
"ÇOK BÜYÜK BİR PARADAN BAHSEDİYORUZ"
Bu üç fonun tasfiyesi de kendi kaynaklarıydı. Olağanüstü fonunu da birazdan belki biraz detayına gireriz. Orada da en önemli prensibimiz kamu kaynağının kullanılmaması. Peki ne kullanılacak kamu kaynağı yoksa diye sorabilirsiniz. Kamu kaynağı kullanılmayacak ama çok büyükte bir paradan bahsediyoruz.
Burada tabii bizim esas aldığımız ana para. Net yatırım tutarı diyoruz buna. Bu net yatırım tutarını iyi çerçevelemek lazım. Yani yatırımcının koyduğu para. Bu olağan tasfiyelerde yatırımcı zaten şeyini alıyor, parasını alıyor. Olağanüstü tasfiye için diyorum ben. Nihayetinde de hiç kimsenin hak ve yükümlülükleri kaybolmuyor. Bu işin en sonunda tabii ki paylarına bağlı olarak yatırımcılar hak ve yükümlülüklere sahipler. Bizim olağanüstü tasfiyede esas aldığımız net yatırım tutarı dediğimiz bir kavram.
Bir örnekle anlatırsam daha iyi olur herhalde. Basit bir, bir sürü farklı örnekleri olabilir ama basitçe şöyle diyeyim. Siz gittiniz diyelim bir fondan şey aldınız, pay aldınız. İşte atıyorum bir milyon lira diyelim. Bugün bir milyon para yatırdınız. Ana paranız bir milyon. Sonra iki milyon da kâr ettiniz diyelim. Arada o iki milyonunuzu çektiniz. Bir milyon kaldı hesabınızda. Bir vesileyle o kârınızı çektiniz diyelim. Bir milyon kaldı. Biz size bu olağanüstü ödemede bir milyona kadar ödeme yapmayacağız. Çünkü siz ana paranızı zaten aldınız. Anlatabiliyor muyum? Net yatırım tutarı üzerinden ana parayı ödeyecek bir sistem kurmuyoruz. Bu kanunumuzdaki şey bu. Teklif bu.
"NET YATIRIMINI GERİ ALANLAR MAĞDUR SAYILMAYACAK"
Bu 450 bin yatırımcı... Yanlış anlaşılmasın, her şey Meclis'in takdirinde. Ben şu anki teklif haliyle anlatıyorum. 450 bin yatırımcıdan zaten kârını tahsil etmiş olanlar... Mağdurlar listesinde yer almayacak. İki kesim yer almayacak. Arada bu net yatırım tutarını alıp çıkanlar, bir de tabii hukuk bürosu işlemler yapanlar. Bu iki kesim bu bir milyona kadar şeyi alamayacak. Hukuk dışı işlemler. Haksız kazanç elde etmiş, işte bu soruşturmalara konu olmuş, kovuşturmalara konu olmuş şahıslar. Onlar tabii ki faydalanmayacak. Artı bir şekilde ana parasını bu süreçte almış net yatırım tutarıyla baktığımızda zaten sistemden ana parasını almış olanlar yine yararlanmayacaklar. Ama bu geçici bir durum, bakın. Bunun altını tekrar çizeyim. Şimdi ana hükümler devam ediyor.
"SORUMLULAR HESAP VERECEK"
Olağanüstü tahsiye dediğimiz şu. Bu kalan şirketlerle ilgili, buradaki yatırımcılarla ilgili, işin özünü söylüyorum. Bir milyon liraya kadar insanların ana parasını ödememize imkân sağlayacak bir sistem. Bu genel yükümlüleri ortadan kaldırmıyor. Genel hükümler yine geçerli. Yani zamanı geldiğinde işte bütün bu kaynaklar toparlandığında kime ne düşecekse yine alacak. Orada bir mahsuplaşma olacak. Yani bu bir milyona kadar almış olanların aldığı miktar nihai hakları ve yükümlülükleri hesaplanırken mahsuplaşmayla oraya hesaba girmiş olacak. Ama biz istiyoruz ki özellikle küçük yatırımcıyı ve para piyasası fonlarını önceliklendiren bir yaklaşım var bu kanunda.
Küçük yatırımcılar bir an önce bu kaynaklara kavuşsunlar. Sosyal açıdan bunun önemli olduğuna inanıyoruz. Dolayısıyla büyük bir kitle de burada zaten. O 450 bin dediğimizin çok büyük bir kısmı burada nihai rakamla netleşecektir kısa sürede. Ama ben şuna inanıyorum, bu olağanüstü tahsiyeye ilişkin yatırımlar, kararlar meclisimizden geçerse, gerçekleştirilirse muhtemelen burada konuştuğumuz yatırımcı sayısı 100 binin altına düşmüş olacaktır.
Bu 131 fonla ilgili SPK bir karar aldı ve TMSF bünyesinde her bir fona özel bir hesap açıldı. Çünkü her fonun hukuki durumu farklı. Her fona birebir bakmak durumundasınız. O fona girmiş yatırım yapmış olanlar var. O fonun ilişki biçimleri var. Dolayısıyla bu hesaplar da bir tane hesap değil. Her bir fon için 131 tane hesap açıldı. Bir tane de genel hesap açıldı.
Şimdi bir süreç başlamış durumda. Bu kanunumuz çıkarsa bu çok daha sağlıklı bir zemine oturmuş olacak. Gerek işteye bağlı olarak getirip faiz kazançları iade edenler, gerekse bu hukuk dışı işlemler yapmış, haksız kazanç elde etmiş şirketlerin veya kişilerin mal varlıklarının satışından gelecek gelirler bu hesaplarda toplanacak.
"TMSF'YE FON İÇİN YETKİLER VERİLDİ"
Bir fona özel bir gelirse o fonun hesabına girmiş olacak. Değilse genel hesaba gelecek. Genel hesaptan da belli kriterlerle yine bu fonlara bu kaynak dağılmış olacak. Az önce sormuştunuz ya bu kaynak nereden diye. Üç tane kaynağı var. Bu yatırımcılara, olumsuz etkilenmiş yatırımcılara bu kaynakları iade ederken kullanacağımız üç kaynak var. Birincisi bu fonda kalmış varlıklar. Hâlâ içinde işte belli değere dönüştürülebilir varlıklar var. İkincisi bu hesaplara yapılacak iadeler. Üçüncüsü yine sorumlu birçok kişinin mal varlığına tedbir konmuş durumda biliyorsunuz. Şirket, kişi bu süreçte rolü olduğu düşünülen. Dolayısıyla bu yine kanunda TMSF'ye bu olaya özgü olarak çok ciddi yetkiler veriliyor.
TMSF'nin bu konudaki çalışmalarıyla bu varlıkların nakde dönüşmesi, bu varlıkların değerlendirilmesiyle gelecek kaynaklarla. Dolayısıyla bu yatırımcılara verilecek tutarlar bu kaynaklardan finanse edilmiş olacak. Bu temelde bu üç kaynaktan finanse edilmiş olacak. Herhangi bir kamu kaynağı söz konusu olmayacak.
Bu hesaplar açılmış durumda. süreçler başlamış durumda. İşte belli sayıda yatıranlar olduğunu da duyuyoruz ama asıl bundan sonra bu kanunla birlikte bu süreç daha bir hızlanacaktır.
"PARA İADESİ İLE SORUMLULUK BİTMİYOR"
Bakın bu hukuki sorumluluklar hiçbir şekilde genel sorumluluklar ortadan kalkmıyor. Burada iki tür, ne diyelim, durum, iki durum söz konusu. Hukuk dışı işlem, piyasa bozucu faaliyet yürütme durumu var. Bir de fahiş gelir elde etme durumu var. Özellikle fahiş gelirden dolayı hukuk dışı bir işlem yapmamış olsa bile iade olmuşsa orada tabii söyleyecek bir şey yok. Ama hukuk dışı bir işlem söz konusuysa hukuk dışı işlemde sorumluluklar elbette ortadan kalkmaz. Yani piyasa bozucu bir durum var.
Bu süreçte tabii bir taraftan bunlar yürütülürken diğer taraftan bu çerçevede sermaye piyasalarımızın, borsamızın durumu da çok önemli. Yani ben şunun üzerinde özellikle durmak istiyorum Serdar Bey, değerli arkadaşlar. Burada bir ayrımı net bir şekilde yapmamız lazım. Aksi takdirde kendi ayağımıza sıkmış oluruz, sermaye piyasalarımıza zarar veririz, bu işlerle hiçbir alakası olmayan yatırımcılara zarar vermiş oluruz.
Yatırımcı ayrı, manipülatör ayrı, spekülatör ayrı. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Biz yıllardır bakın planlarımızda, programlarımızda, hükümet politikalarımızda sermaye piyasalarımızı her zaman öncelikli gördük, destekledik. Bundan sonra da en güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
BORSA ETKİLENECEK Mİ?
Borsamız, sermaye piyasalarımız bizim için çok kıymetli. Niye kıymetli? Kalkınmanın finansmanında en sağlam kaynak bunlar. Şirketlerimiz için, kalkınmamız için, üretimimiz için çok kıymetli piyasalar buralar. Dolayısıyla aman aman hiç kimse bu piyasalara genel anlamda gölge düşürmesin. Buralara yapılan yatırımı sanki suçmuş gibi göstermesin.
Bunu yapanlar bu ülkeye zarar verirler. Bir defa bunun altını çok net çizmek istiyorum. Burada 455 bin insanlar yatırım yapmışlar. Biz bunlara suçlu diyebilir miyiz hepsine? Böyle bir mantık olabilir mi? Bunlar gelmiş yatırım yapmış, bir getiri elde etmeye çalışmış. Makul bir getiri elde etmişse de buna da söyleyecek hiçbir şey yok.
Bizim buradaki hedefimiz, hedefe koyduğumuz kesim piyasa bozucu işlem yapanlar, manipülatörler, spekülatörler, yatırımcının bu konularda olumsuz etkilenmesine neden olan hukuk dışı davranışlar içinde bulunanlar. Ya bu ayrımı net bir şekilde tekrar tekrar yapmak isterim ve yatırımcılarımız da müşteri olsunlar. Bakın yeni fon rehberiyle birlikte sorunlu fonların bu sistemden çıkmasıyla birlikte sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Bunda hiç tereddüt yok.
Biz hastalıklı bir yapıyı tabiri caizse bir virüsü sistemden çıkarma gayreti içindeyiz ve bu bünyeye çok daha güç katacak. Zayıflatmayacak sermaye piyasalarımızı. Aksine daha da güçlendirecek.
Yeni fon rehberiyle birlikte bu yapılar, bu sorunlu yapılar ortaya çıktığı gibi kalan yapılar için de çok daha ek bir güvence sağlanmış olacak. Şu anki fonlar için, şu anki borsamız için çok daha sağlıklı bir zemin oluşturulmuş oldu.
Dolayısıyla şu an biz borsamıza da sermaye piyasalarımıza da güveniyoruz ve bu yeni fon rehberiyle birlikte, BDDK raporlarıyla birlikte oluşabilecek hani ilave alınması gereken tedbirleri de almakta hiçbir beis görmeyiz. Yapısal bir sorun varsa işte sağlıklı bir şekilde bu BDDK'nın raporu iki şeye yarayacak.
Birincisi sorumlulukları ortaya çıkarıp bu işin sorumlularının hesap vermesini sağlayacak. Devlet kurumları için de bağımsız kurumlar için de. Devlet kurumları için de bağımsız veya değil bütün ilgili kurumlar için de. İki, bu BDDK raporu bize yol gösterecek.
Burada tekrar tekrar altını çiziyorum. Bizim için borsa çok kıymetli, sermaye piyasaları çok kıymetli. Kalkınmamızın vazgeçilmez unsurları. Hiç kimse bu piyasalarımıza gölge düşürmesin. Tabiri caizse kuruyla yaşı karıştırmayalım, sapla samanı karıştırmayalım. Suçlular elbette cezasını bulacak. Hiç tereddüt yok. Zaten etkin bir şekilde idari ve adli süreçler işliyor.
"TÜM KURUMLAR DENETLENECEK"
Yatırımcıları da sanki potansiyel suçluymuş gibi göstermek hiçbir şekilde kabul edilemez. Diğer taraftan Fon Koordinasyon Kurulumuzda bir prensip kararı aldık. Onu da burada ifade etmek isterim. O da şu: Bütün bu tasfiye süreçleri, olağan veya olağanüstü tasfiye süreçleri gerçekleşirken borsamıza olumsuz etki oluşturmama anlayışı içinde bu işlerin yürütülmesine de büyük önem veriyoruz.
Borsamızı tabii birçok şey etkiliyor. Sadece fonlar değil. Dünyada da maalesef bugün faiz oranları tarihi yüksek seviyelerde, işte güvenlik riskleri, şunlar bunlar.
Borsadaki gelişmelerin tamamını bu fon piyasalarındaki durumla izah etmek mümkün değil ama tabii ki bu fon piyasalarındaki gelişmeler, bunun etrafındaki tartışmalar ister istemez yatırımcı davranışlarına da yansıyabiliyor veya buradaki kaynakların iki tane dönüştürülmesi süreci bazı tartışmalar oluşturabiliyor.
Buradan da sizin aracılığınızla bu mesajı tekrarlamak isterim. Borsamızı olumsuz etkilemeyecek bir anlayış içinde bu tasfiye süreçleri sürdürülecektir. Bu konuda Fon Koordinasyon Kurulumuzun da tüm kurumlarımıza yönlendirici bir yaklaşımı söz konusu. Bir, borsa etkilenmeyecek. İki, kamu kaynağı kullanılmayacak ve BDDK, Devlet Denetleme Kurumu geriye dönük bu işte sorumluluğu olan bütün kurumları denetleyecek, soruşturacak.
"BİRKAÇ FONDA PARA OLUŞMAYABİLİR"
Hem idari olarak hem de bu kanun teklifini çok kısa sürede hazırlayıp Meclisimize göndermekte.
İnşallah bunun yasalaşmasıyla birlikte Ekim ayı içinde yasa çıkmasıyla birlikte bu ödemelerin yapılabileceğini değerlendiriyoruz. Bütün teknik hazırlıkları yapmış durumda kurumlarımız. Dördüncü fon kurulu toplantımızda bunu ele aldık doğrusu. Kurumlarımızla ben bunu bir sorguladık. Kanun çıktığında hazır mıyız diye teknik hazırlıklarımız tamam mı diye. Benim gördüğüm tüm kurumlarımızda teknik hazırlıklar tamamlanmış durumda. İşte Merkezi Kayıt Kurumumuz, Takas Bank, Ziraat Bankası ve İş Bankası tasfiyeden sorumlu iki banka olarak. Bütün kurumlar hazırlıklarını yapmış durumda. Bu kanun çıkar çıkmaz gereği yapılacaktır. Bu ödemeler yapılacaktır.
Bir iki fonda birkaç fonda belki bir bir milyon ödeyecek para oluşmayabilir diye bir endişe var bir taraftan. Genelinde bir sorun yok ama bazı fonlarda içi tamamen boş kalmışsa bir sıkıntı olabilir mi diye bir tartışma var sadece.
Orada da iki tedbirimiz var. Birincisi bu geriye aldığımız kaynakları bir an önce alıp o fonlara aktarıp bu bir milyona kadar ödemeleri oralarda da gerçekleştirmek. İkincisi diyelim ki bir fonda yeterli para olmadı. Para neyse orada ulaşabildiğimiz kaynak neyse onu en düşük alacaklıdan başlayarak yukarıya doğru ödemeleri gerçekleştirmek şeklinde bir yaklaşım söz konusu. Tabii bütün bunlar dediğim gibi kanun Meclis'ten çıktıktan sonra çok daha netleşmiş olacak.
"YOLUMUZA DEVAM ETMEMİZ GEREKİYOR"
Şunun da altını çizeyim. Bu süreçlerde hangi çevreden, hangi siyasi görüşten olursa olsun yapıcı eleştirilerde, önerilerde bulunan herkese biz kulak veriyoruz. Herkesi dinliyoruz. Sonuçta toplum olarak bizim bu meseleyi sağlıklı bir şekilde bir yere oturtup çözümler getirip yolumuza devam etmemiz gerekiyor.
Sermaye piyasalarımız üzerinde, ekonomimiz üzerinde bunun bir gölgeleme yapmasına müsaade etmememiz gerekiyor. Bu çerçevede de hareket ediyoruz ama şunun da altını çizmek isterim doğrusu bu vesileyle Meclisteki görüşmelerde de daha sonraki süreçlerde de bu konuları istismar etmeye çalışanlar da var maalesef. Siyasi rant olarak bu konulara yaklaşanlar da var gerek siyasette gerek medyada.
Olumlu eleştiriler, yapıcı eleştiriler yapanlara saygımız sonsuz ve eleştiri her zaman iyi bir şeydir bir toplumda, demokratik bir toplumda eleştiriye her zaman açığız, onda hiçbir tereddüt yok. Ama haksız ithamlar, aceleci yorumlar, olayın detayına bakmadan algı oluşturmaya çalışmalar, itibar suikastı yapma girişimleri bütün bunları da huzurunuzda ben hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi, yakıştıramadığımızı ve vatandaşımızın da bu konuları çok net bir şekilde gördüğünü de ifade etmek isterim.
ÖZDAĞLI'YA TEPKİ
Dolayısıyla olay bu yönüyle de siyasallaşıyor gibi. Çok büyük üzüntü verici. Bakın mecliste ben sunumu yaptıktan sonra YENİ Parti milletvekili Sayın Özdağlı çıktı kürsüye ve bu isim vermeden iki bakanımızla ilgili bir ithamda bulundu. Ben de oradan kendisine söyledim yani hakikaten ben öyle bir isim bilmiyorum. Konuşuyor ama isim söylemiyor. Dolayısıyla o zaman söyleyin isimlerini dedim. Kimse bu bakanlar düşündüğünü söyleyin.
Ertesi gün bir basın toplantısıyla söyledi bu isimleri ve her iki bakanımız da çok açık ve net bir şekilde, çok detaylı bir şekilde bu ithamlara gerekli cevabı verdiler. Bir tanesi Sayın Mahir Ünal Özdemir Göktaş'ın babasıyla ilgili ithamın bir isim benzerliği olduğu ortaya çıktı. Başka bir ildeki başka bir şahıs, sadece isim benzerliği üzerinden bir yakıştırma yapıldığı anlaşıldı.
ÖMER ÇELİK İDDİLARINA YANIT VERDİ
Ömer Bey'le ilgili, Ömer Bey'in hukuk hesaplarında bir tasarrufu söz konusu. Bundan çıkmadı. Buradaki yapılan işlemlerin toplanarak bir takım rakamlar hesaplandığı yani bir çarpıtma olduğu ortaya çıkmış oldu. Her iki konuda da gerçekten büyük bir mahcubiyet hissedilmesi gereken bir durum ortaya çıktı ama maalesef bir özür bile dilenmediğini gördük.
Kaldı ki Sayın Özdağlı'nın kendisine de bir iftira söz konusuydu. Bu iftiraya cevap verirken kendisi de eşi de en sert şekilde bunlara yönelik ifadelerde bulunmuşlardı. Ama aynısını kendisi yaptı ve dönüp bir özür bile dilemedi bakanlarımızdan. Biz bu anlamda kendimizden eminiz Serdar Bey. Bakanlarımız, birçok AK Parti çok geniş bir camia. Çok geniş bir kadrolar var AK Parti'de. Burada yanlış yapan olamaz mı? Elbette olur ve konunda gereği yapılıyor, yapılacak.
"KİM OLURSA OLSUN GEREĞİ YAPILIR"
Sayın Cumhurbaşkanımızın buradaki tavrı çok açık ve net. Yani kim söz konusu olursa olsun, işte babamızın oğlu da olsa diyelim, en yakınınızdaki insan da olsa eğer bir suç işlemişse, bakın yatırım yapmışsa demiyorum ben. Yatırımcıya hiçbir şekilde saygımız sonsuz. Yatırım yapmış, kazanmış, kaybetmiş. Suç mahiyetinde bir işlem yapan varsa kim olursa olsun, en yakınımız da olsa, partimizde de olsa, başka bir bürokraside de olsa, kim olursa olsun gereği yapılır.
AK Parti'nin anlayışı budur. Biz başkaları gibi bir şeylerin üstünü örtmeye çalışan, işte bizdendir diye yolsuzluk yapanı görmemezlikten gelen bir anlayışa hiçbir zaman sahip olmadık. Bu noktada yerel yönetimlerde gerçekleşen yolsuzluklar ve buna dönük yaklaşımları da hatırlatmak isterim. Maalesef oralarda iyi bir imtihan veremedi ana muhalefet partisi. Ama şimdi haksız bir yere araştırmadan etmeden en ağır ithamlarda bulunmayı da yapabiliyorlar. Bunlar doğru şeyler değil.
Ben herkesi aklıselime davet ediyorum. Lütfen araştırmadan, önünü arkasını görmeden, detaylarını bilmeden alelacele bir takım hükümlerle insanları itibarsızlaştırmaya ve bunun üzerinden siyasi rant oluşturmaya çalışmayın. Gerçekten detaylarını bildiğiniz, sağını solunu bildiğiniz bir şey varsa da bizim gözümüzden kaçmış olabilir.
Belgeleriyle, bilgileriyle birlikte lütfen mahkemelerimize, adli makamlarımıza bunu intikal ettirin ve suçlu kimse suçlu cezasını görsün. Orada hiç tereddüt yok. Benim yakınımmış, onun yakınıymış, diğeri şu partidenmiş, bu partidenmiş; hiç fark etmez. Gereği yapılır, yapılmak durumundadır. Suç suçtur, suçlu suçludur. Bunun kimliğine, şuyuna, buna... Ama bunu yaparken bakın çok yazık ediyorlar. Gerçekten bile bile yapıyorlar. Ben ona üzülüyorum.
Yani yatırımcılar işte gitmiş diyelim bir yerde bir yatırım yapmış bir insan. Bu da foncu, bu da bilmem neydi diye bile bile laflar söylüyorlar. Yani yatırım yapabilir insanlar. Borsaya da yatırım yapar, sermaye piyasalarına da yatırım yapar. Suçunu delillendirerek bir şey ortaya koyarsanız, bir belge koyarsanız eyvallah buna kim ne diyebilir? Lütfen bunu da yapın yani. Belgesine, bilgisine ulaştığınız suç işlemiş biri varsa, iktidar olsun, muhalefet olsun hep birlikte bunun hesabını soralım. Adli makamları en kısa sürede intikal ettirelim. Gereği neyse yapılsın. Ama bunu bırakıp da buradan nasıl olur da işte bakanlara çamur atarım, hükümete bilmem bir gölge düşürürüm, sermaye piyasalarında endişe oluşturup bunun üzerinden hükümeti vururum; bu doğru bir mantık değil. Bundan herkesin sıyrılması lazım.
Hükümete zarar vereceğim diye ekonomiye, bu ülkenin yatırımcısına zarar vermesin hiç kimse. Bakın bu yaptıkları sonuçta bütün partilerden yatırımcılara, piyasalara zarar verici bir siyaset. Bunu yapmasınlar lütfen. Bu ekonomi hepimizin. Bu sermaye piyasaları, bu borsa bu ülkenin sermaye piyasaları, bu ülkenin borsası. Buna gölge düşürmesinler. Yatırımcıya gölge düşürmesinler. Suçluyu suçsuzdan ayırt edelim. Hukuki kriterlerle bu işe yaklaşalım ve kim suçluysa da gözünün yaşına hiçbirimiz bakmayalım. Sayın Cumhurbaşkanımızın da zaten ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilecek şeklinde bir talimatı da oldu.
Fon Kurulu 4. kez toplandıGündem