CHP Genel Koordinatörü Gürsel Tekin, “Siyasetin gölgesinde servet, fonların ardında kim var?” başlıklı açıklamasında, siyasetteki servet artışları ve fonlara ilişkin yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi.

Tekin, emeklilerin geçim sıkıntısı çektiğini, esnafın borçla ayakta kalmaya çalıştığını belirtiği açıklamasında, kaynağı ve ilişkileri sorgulanması gerektiğini düşündüğü büyük servetlerin kamuoyu tarafından incelenmesi gerektiğini savundu.

“MİLYONLARIN HESABINI KİM VERECEK?”

Tekin, siyasetçilerin mal varlıklarındaki artışların kaynağının sorgulanmasının doğal bir hak olduğunu ifade etti.

Tekin, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye’de vatandaş geçim derdiyle boğuşurken, siyasette zenginleşme ve fonlar etrafındaki yolsuzluk iddiaları kamuoyunun vicdanını rahatsız ediyor. Bir tarafta ay sonunu getiremeyen emekli, borçla ayakta durmaya çalışan esnaf; diğer tarafta kaynağı ve ilişkileri sorgulanması gereken büyük servetler!

Vatandaş simidin hesabını yaparken, milyonların hesabını kim verecek?

Siyaset halka hizmet etmek için mi yapılır, yoksa güç ve nüfuz üzerinden servet büyütmenin kapısını açmak için mi? Bir siyasetçinin mal varlığı açıklanması gereken ölçüde artmışsa, bunun kaynağını sormak kimseye düşmanlık değildir. Bu, halkın en doğal hakkıdır.

Fonlar üzerinden yürütülen işlemlerde usulsüzlük şüphesi varsa, para trafiği ve bağlantılar son kuruşuna kadar incelenmelidir. Kim para kazandı, kim zarar gördü, kim denetledi, kim sorumluluk taşıyor? Bu soruların cevabı siyasi hesaplarla değil, belgelerle ve bağımsız soruşturmalarla verilmelidir.

Kimsenin makamı dokunulmazlık zırhı, hiçbir siyasi bağlantı adaletin önünde kalkan olmamalıdır!

Asıl öfke, yalnızca yolsuzluk iddialarına değil, toplumda oluşan çifte standart duygusuna yöneliyor. Vatandaşın borcu gecikince kapısına dayanılıyor da kamu kaynaklarının hesabı sorulunca neden aynı kararlılık görülmesin? Sıradan insanın her kuruşu sorgulanırken büyük paraların izini sürmek neden zor olsun?

Elbette iddia, kanıtlanmış suç değildir. Ancak bu gerçek, hiçbir şüphenin araştırılmaması için bahane de olamaz. Somut bulgular varsa soruşturulmalı, suç kanıtlanırsa sorumlular kim olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir.

Bu ülke kimsenin çiftliği, devletin kasası da kimsenin şahsi cüzdanı değildir!

Artık mesele açık: Siyasette güçlenenlerin serveti de fonlarda dönen büyük paralar da şeffaf biçimde sorgulanmalıdır. Çünkü adalet, yalnızca güçsüzden hesap sormak değildir.

Herkes için hukuk, herkes için hesap verebilirlik! Peki, bu hesabı gerçekten soracak cesaret ve kararlılık nerede?"