TARIK IŞIK / NEFES

Siyaset muhabirimiz Mahir Bağış, CHP Genel Merkezi’nde olup bitenlere hâkim bir arkadaşımız. Mahir’in aktardığına göre Kemal Kılıçdaroğlu’nun atadığı yeni MYK üyeleri, Genel Merkez’in 8, 9, 10 ve 11’inci katlarında kendilerine ayrılan odaları kullanmaya başladı.

Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi, göreve geldiği 21 Mayıs’tan itibaren taşeron ve kadrolu olmak üzere toplam 58 çalışanın işine son verdi. Odalara yerleşen genel başkan yardımcılarının gün içinde birçok misafiri oluyor.

Ne var ki Genel Merkez’de konuşulanlara göre MYK üyeleri, misafirlerini ağırlamak için çay isteyecek çalışan bulamıyor. Bunun nedeni butlan yönetiminin işten çıkardıkları arasında çay ocaklarında çalışan emekçilerin de olması. MYK üyelerinin çay-kahve telefonlarına dakikalar sonra dönüş yapılıyormuş. Anlaşılan o ki geriye kalan birkaç kişi dört bir yandan yağan talepleri karşılamakta güçlük çekiyor.

Hakikatin çığlığı

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, 2 Temmuz 1993’te Madımak’ta canından can giden on binlerden sadece biri. Katliamda kuzenleri Gülsün Karababa ve Handan Metin’i kaybetti. Ersever, TBMM’de Alevilerin bir türlü alamadığı “eşit yurttaşlık” talebi için konuştu. Yıl olmuş 2026, konuştuğumuz konuya bakın:

“Dünden bugüne Alevilerin sorunları ağırlaşarak devam ediyor. Cemevlerini ibadethane olarak görmüyorsunuz. Gençler Alevi oldukları için iş sınavlarında eleniyorlar. Bürokraside ise Aleviler ‘yok’ denecek kadar az. Bu mudur eşit yurttaşlık, bu mudur adalet? İstenen bir lütuf değil, teslim edilmesi gereken bir haktır. Biz de bu ideali güçlendirmek, süregelen sorunların çözümüne katkı vermek adına bir kanun teklifi hazırladık. 2 Temmuz eşitlik, özgürlük ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadele günü ilan edilsin. Teklif komisyonda bekliyor. Gelin, hiçbir yurttaşın kimliği nedeniyle hedef alınmadığı bir Türkiye’yi hep birlikte kuralım. Bunun ilk adımı olarak bu kanun teklifini bir an önce gündeme alalım. Dünün acılarını değiştiremeyiz ama yarınları birlikte değiştirebiliriz. Çocuklarımıza kimliğini saklamak zorunda kalmadığı, inancı nedeniyle dışlanmadığı, farklılıkların zenginlik sayıldığı bir Türkiye’yi bırakalım. Bu ülkenin ihtiyacı olan kindar ya da dindar nesiller değil, vicdanlı nesillerdir.”

Vekiller neden ayransız kaldı?

TBMM’nin çalışma takvimi AK Parti’nin önerisiyle uzatıldı. Meclis 1 Temmuz’da tatile girmedi. Gerekçe, savunma sanayi iş birliği anlaşmaları ve uluslararası protokoller dâhil birçok kanun teklifinin görüşmelerinin tamamlanamaması. Sıkışıklığa rağmen Genel Kurul, NATO zirvesinin yapılacağı önümüzdeki hafta çalışmayacak. Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen’e göre bunun nedeni milletvekillerinin NATO’yla ilgili eleştirilerinin zirve sürerken basına yansımasını engellemek.

Gelelim konunun ayranla ilgisine. Meclis muhabirimiz Nisanur Yıldırım’ın aktardığına göre hafta başından bu yana, Meclis’te gazetecilerin görev yaptığı basın bürolarına en yakın çay ocağında su ve maden suyu dışında hiçbir içecek yok. Meyve suyu ve gazlı içecek bulunmuyor. Günlerinin büyük bölümünü Meclis’te geçiren parlamento muhabirlerinin nefeslenmek için verdikleri molalarda -hem de bu sıcakta- içebilecekleri tek şey su ve maden suyu. Gerekçe, tedarik zincirinin aksaması. Milletvekilleri ise gazetecilerden daha şanslı. Vekillere hizmet veren çay ocaklarında sadece ayran yokmuş. Bunun gerekçesi ise ayranların tüketilmemesi hâlinde son kullanma tarihlerinin geçme riski.

“Sahilde iki bira içemeyecek miyiz?”

İddia şu: “Karasu sahilinde denetimlerini sürdüren Sahil Güvenlik ekipleri, alkol kullandığı tespit edilen kişilere idari para cezası uyguladı.” Sosyal medyada önüme düşen videoda “sahilde iki bira içemeyecek miyiz?” diye soruluyordu. Olayın sunum şekline ve görüntülere bakınca insanın aklına ilk gelen soru da bu oluyor. Merak ettim, işin aslına baktım. Karasu Kaymakamlığı, suda boğulma olaylarıyla ilgili bir toplantı yapmış. Araç yolunun üzeri, kaldırımlar ve plaj alanı dâhil olmak üzere sahil şeridinde her türlü alkol tüketimi yasaklanmış. Ortada usulüne uygun alınmış idari bir karar var. Gelelim videoya konu olan olaya. 26 Haziran günü saat 15.30’da Cankurtaran Grup Amirliği’ne bir ihbar gelmiş. O.Ş. isimli bir şahıs, alkol aldıktan sonra denize yüzmek için girmiş hem kendisi için boğulma tehlikesi oluşturmuş hem de çevresindeki vatandaşları rahatsız etmiş. Ekipler bölgeye gittiğinde adamın alkol tükettiğini, hâl ve hareketlerinden sarhoş olduğunu tespit etmiş. Kabahatler Kanunu gereğince 3 bin 705 lira idari para cezası kesilmiş. İnsanların bu tür haberlere inanmasının sebepsiz olmadığını da kabul etmek gerek. Yıllardır alkol üzerinden yürütülen bir siyaset dili, daralan yaşam alanları, bir grup insanın hayat tarzına yönelik örtülü ya da açık müdahaleler… O yüzden mesele iki başlı. Bir yanda, olayı çarpıtıp “iki bira” söylemiyle yapılan bir manipülasyon var; diğer yanda, bu manipülasyonun neden bu kadar kolay tuttuğunu açıklayan bir güvensizlik.