MAHİR BAĞIŞ / NEFES

CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalarda yargılamalar bugün itibariyle başladı.

İlk olarak Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6’sı görevinden uzaklaştırılan CHP’li 7 belediye başkanının da arasında bulunduğu 200 sanık Silivri'de yargılanıyor.

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, dava öncesi "Keşke mevzuat müsait olsa da duruşmalar televizyonlarda canlı yayınlanabilseydi. Vatandaş daha çok bilgi sahibi olurdu" paylaşımı yaptı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, temmuz ayında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "Duruşmalar TRT'de canlı yayınlansın" önerisine destek vererek, "O halde biz de bu beklentinin makul ve meşru değerlendirilerek ak koyunun, kara koyunun maşeri vicdan huzurunda tefrik ve teşhir edilmesini ümit ve temenni ediyoruz" demişti.

Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "Bana göre gayet güzel bir takdirdir, hayırlı olur" açıklaması gelmişti.

Ancak CHP'nin kanun teklifi MHP ve AKP oylarıyla reddedilmişti.

Bugünkü gelişme DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları'nı partisinin genel merkezinde ağırlayan Özgür Özel'e de soruldu.

CHP lideri, Feti Yıldız'ın "Keşke"li mesajına şu yanıtı verdi:

- Feti Bey diyor ki keşke mevzuat uygun olsaydı. MHP için mevzuatı uygun hale getirmek keşkek yapmaktan daha kolay. Bu mesele bir telefonluk iştir. Komisyona geliriz, Meclis’te oy birliğiyle çıkar. Canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun. Ama ‘keşke’ demesin, şu kanunu getirsin.

ÖZEL'E SURİYE TEŞEKKÜRÜ

Öte yandan CHP Genel Merkezi'ndeki görüşmede Suriye'deki gelişmeler de ele alındı. İlk sözü alan Tuncer Bakırhan, Özgür Özel'e Halep konusundaki “sağduyulu” açıklamalarından ötürü teşekkür etti. Suriye'deki son gelişmeleri masaya yatırdıklarını kaydeden Bakırhan, olumlu bir görüşme gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Bölgede tehlikeli bir oyun kurulduğunu söyleyen Bakırhan, iktidarın da bu durumu görüp üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini kaydetti. Siyasetçilerin Kürtleri ötekileştiren bir dil kullandığını belirten Bakırhan, kırıcı ve ötekileştirici dilden başta medya olmak üzere siyasi aktörlerin vazgeçmesini istiyoruz. Barışçıl bir dile ihtiyaç var" dedi.

“KÜRTLER YAŞADIKLARI ÜLKELERE HİÇ DÜŞMAN OLMADILAR”

Bakırhan, özetle şu değerlendirmelerde bulundu:

- Suriye'yi konuştuk, bölgeyi konuştuk, kuzeydoğu Suriye'deki gelişmeleri konuştuk. Siz de takip ediyorsunuz orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzin ile gidenler var. Bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmalı şiddetin son bulmasını meselenin diyalog müzakere barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye'de sabah akşam Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye'de sanki demokratik bir zemin var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz, Kürtler yaşamış oldukları ülkelerde hiçbir zaman yaşadıkları ülkelere ve komşulara tehdit olmadılar ve bundan sonra da olmayacaklardır. Bu aslında biliniyor. Ama bu konuda bir ezber var ve bunun artık bozulması gerekiyor.

İKTİDARA ÇAĞRI

- Yine Kürtler bölgede yaşadıkları hiçbir ülkenin değerleri ile sembolleri ile bayrağıyla bir sorunları yok olmayacak da. Bunun üzerinden oluşturulan algıları kabul etmiyoruz. Yüzyılları bölgeden çok kirli bir oyun oynanıyor siz de takip ediyorsunuz. Aslında bu oyunu bilmeyen yok. Bölgede halklara isyan ülkelere onları bastırmaz zemini bırakılmış. Savaş ve çatışma getirdiği artık yüzyıldır devam eden bu oyunu bu kısır döngü kırmak gerekiyor. Bunu kırabileceğimize inanıyoruz. Aslında 27 Şubat'ta sayın Öcalan'ın yaptığı çağrı bölgede yüzyıllık bu kısır döngüyü kaldırmaya yöneliktir. Ama maalesef bu süreçte bir sabotaj gerçekleşti Halep'te bir saldırı gerçekleşti.

- Orada silahsız günahsız yaşayan Kürtler göç etmek zorunda kaldı. İnsanlar yaşamını yitirdi. Birileri istiyordu ki halklar sürekli çatışsın ama Kürtler Suriye'de Araplarla çatışmak istemedikleri için bir halklar arası çatışma savaşı yaşanmasın diye Halep'i terk ettiler. Bu oyunu görmek gerekiyor büyük ve tehlikeli bir oyun var biz DEM Parti olarak bu oyunun farkındayız umarım ülkeyi yöneten iktidarda halkları karşı karşıya getiren hegemonik güçlerin çıkarına oluşturulan bu zemini görür ve bu oyunların olmaması için üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirir.

“TÜRKİYE’NİN BARIŞIYLA SURİYE’NİN BARIŞINI İÇ İÇE GÖRDÜK”

Bakırhan’ın ardından söz alan Özgür Özel de süreci başından beri yakından takip ettiklerini, Suriye ve Türkiye'deki barışı iç içe gördüklerini vurguladı. Suriye'de bir an önce barışın sağlanması gerektiğini kaydeden Özel, bu durumun Türkiye'deki barışı da etkileyeceğini söyledi. Özel, Suriye'deki tüm halkların anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Özel, şu ifadeleri kullandı:

- Siyaset konuşmak için ve çözüm üretmek için yapılır. Siyaset, ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Biz Türkiye’de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek, tahayyül etmek, planlamak zaten akıl ve mantıkla bağdaşır bir durum değildir.

- Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından, Suriye’de hem Türkmenleri hem Arapları hem Kürtleri hem Dürzileri hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye’de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım.

- Türkiye’de 6-8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman işte Suriye’deki karışıklıklar, onun yarattığı iç göç Türkiye’deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. Ama işler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Biraz önce Sayın Genel Başkanın da bahsettiği gibi bir nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz.

"BURADA BİR TÜRK, BİR ARAP, BİR KÜRT VAR"

- Biz burada iki Eş Genel Başkan, bir Genel Başkan yan yana duruyoruz. Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var. Ama hepimiz biz kardeşiz. Bizim ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez. Düşmanlık üzerinden, gerilim üzerinden beslenemez. Sadece şu soruyu sormak gerekir. Ben her gün güne başlarken kendime bu soruyu soruyorum. Bu oyunda kazanan İngilizler, Amerikalılar, İsrailliler mi olmalı? Yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı? Niye kilometrelerce ötede ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayan, ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, neresinde maden varsa, neresinde sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar buradan yine kazançlı çıksın? Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Biz kazanalım bir sefer de. Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor.

ÖZEL’DEN IŞİD VURGUSU

Özel, Suriye’de değişen dinamikler sonucunda olası bir IŞİD terörüne de vurgu yaparak şunları söyledi:

- Türkiye'nin yakın tarihinin en büyük travmalarında hep IŞİD terörü var. AKP, yeni bir ittifak oluşturmaya niyetlendiği seçimlere giderken, seçimlere 10 ay kala çok istisnai bir yola başvurup Adalet Bakanlığı ‘kanun yararına bozma’ ile ne kadar Hizbullah hükümlüsü varsa, hepsini saldılar. Sonra bir baktık HÜDAPAR'la bir ittifak kurdular. Anlaşıldı ki HÜDAPAR'ın talebi o geçmiş dönemlerde operasyonlarla büyük travmalar yaratan Hizbullah hükümlülerinin bir şekilde bırakılması. Şimdi IŞİD'in İstanbul'da Atatürk Havalimanı'nda 40'ın üzerinde günahsızı hedef gözetmeksizin taradığı o saldırılardan hükümlü olanlar vardı.

- Bir anda kanun yararına bozma, olağandışı birtakım gelişmeler hepsi serbest kalmış gitmiş. Bir IŞİD tehlikesi sınırımızda. IŞİD meselesi hepimizin tüylerini diken diken yapan, Yalova'da üç tane polisimizi şehit edenler, yılbaşında eğlence mekanını kana bulayanların Suriye'de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'nin her vatandaşının hassasiyeti vardır. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur falan değildir. Yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören bir takım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur.