Mozambik kıyılarındaki Bazaruto Takımadaları'nın sığ derinliklerinde yürütülen araştırmalar, geçmişi yaklaşık 5 bin sene öncesine uzanan batık kıyı ormanlarının kalıntılarını gün yüzüne çıkardı.

Okyanus seviyesinin yükselmesi sonucu su altında kalan bu turba birikimlerinin, balıklar ve omurgasız canlılar için barınak oluşturan "turba resifleri" haline geldiği tespit edildi. Yürütülen çalışma, tropikal iklim kuşaklarında turba resifleri üzerine gerçekleştirilmiş ilk ekolojik araştırma niteliğini taşıyor.

Sular altında kalan kıyı ormanlarına ait turba tabakaları, deniz seviyesindeki artışla birlikte tamamen yeni bir deniz ekosistemine dönüştü.

Batı Hint Okyanusu'nda yer alan Bazaruto Takımadaları'nın sığ noktalarında kayıt altına alınan bu yapılar, Mozambik merkezli Bazaruto Bilimsel Çalışmalar Merkezi (BCSS) Okyanus Gözlemevi liderliğindeki uzman bir ekip tarafından detaylıca incelendi.

Yapılan radyokarbon tarihlemesi, turbanın 300 ile 5 bin yıllık bir zaman aralığında meydana geldiğini kanıtladı. Kimyasal analiz sonuçları ise malzemenin ağırlıklı olarak kıyı ve kara bitkileri ile ağaç kalıntılarından türediğini gösterdi.

İncelenen bazı numunelerde kuru kütlenin yüzde 40'ına ulaşan seviyelerde organik karbon varlığı belirlendi. Scientific Reports isimli bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya Southampton, Plymouth, Heriot-Watt ve Newcastle üniversitelerinin yanı sıra Kisawa Sanctuary gibi kurumlar da katkı sağladı.

MERCANSIZ RESİFLERDE ZENGİN CANLI ÇEŞİTLİLİĞİ

Bünyesinde canlı mercan barındırmayan turba resiflerinde, yakındaki mercan resifleriyle benzer çeşitlilikte balık türünün yaşadığı saptandı.

Turba resiflerinin üst yüzeyinde deniz yosunları ve deniz çayırları doğrudan bu katmanın üzerinde kök salıyor. Oluşan çatlak ve yarıklar; dikenli ıstakozlar, istiridyeler, deniz kabukluları ile genç lutyan ve grunt balıkları için korunaklı bir yuva sağlıyor.

Araştırmacılar, inceledikleri her bir resifte 26 ila 36 arasında değişen küçük balık türü kaydetti. Öte yandan vatozlar, köpekbalıkları ve deniz kaplumbağalarının hem turba hem de geleneksel mercan resiflerini kullandığı gözlendi.

Omurgasız canlı topluluklarının yapısı ise iki farklı resif türü arasında değişkenlik gösterdi. Çalışmanın başyazarı Dr. Mario Lebrato, bir zamanlar orman zeminini oluşturan bu alanın günümüzde resif balıkları için bir yetiştirme alanına dönüşmüş vaziyette olduğunu vurguluyor.

GİZLİ KARBON DEPOSU VE GELECEĞİN SIĞINAĞI

Söz konusu resiflerin bünyesinde ne kadar karbon barındırdığı kesin olarak bilinmezken, bilim insanları bu sahaların acilen koruma stratejilerine dahil edilmesini talep ediyor.

Deniz seviyesinin 2 ila 4 metre derinliğinde konumlanan resifler, gelgit olaylarıyla düzenli aralıklarla su yüzeyine çıkıyor. Bölgedeki su sıcaklığı gün içerisinde 24,5 ile 28,6 derece sınırları arasında seyrediyor. Meydana gelen siklonlar ve fırtınalar bu yapıları kumla kaplıyor, tekrar açığa çıkarıyor veya parçalıyor; birçoğu ise aşınma ve kum hareketleri sebebiyle yok oluyor.

Karadaki kıyı turba bataklıklarının hektar başına toprak altında bin ila 2 bin ton karbon hapsetme kapasitesi bulunduğu bilinirken, bu denizel resiflerin karbonu muhafaza mı ettiği yoksa atmosfere mi saldığı henüz netleşmiş değil. Araştırma ekibi; turba kalınlığı, karbon rezervleri ve sera gazı salım oranlarının hassasiyetle ölçülmesini tavsiye ediyor.

Benzer jeolojik oluşumların Karayipler, Güneydoğu Asya ve Batı Afrika kıyılarında da yer alabileceği, mercan resiflerinin yok olduğu bir dönemde bu alanların kimi canlılar adına alternatif bir sığınak işlevi görebileceği belirtiliyor.