Ölü Deniz çevresinde yaşanan değişimler, bölge coğrafyasında alarm zilleri çaldırırken, kıyı şeridinde daha önce görülmemiş büyük çöküntülere yol açıyor. Oluşan bu obruklar çoğu zaman herhangi bir belirti vermeden ortaya çıkıyor ve çevredeki yerleşimler ile turistik alanlar için ciddi risk oluşturuyor.

ÖLÜ DENİZ ÇEKİLİYOR, OBRUKLAR OLUŞUYOR
Ölü Deniz'de her sene gerileme yaşanıyor, gerilemenin temel nedenlerinden biri olarak gölü besleyen Ürdün Nehri'nin sularının tarım ve içme suyu ihtiyacı için farklı yönlere aktarılması olarak gösteriliyor.
İsrail, 1964 yılında Celile Denizi'nden ülkenin güneyindeki tarım bölgelerine su taşımak amacıyla Ulusal Su Taşıyıcısı adlı kanal sistemini devreye soktu. Ürdün ve Suriye de kısa süre sonra Ürdün Nehri'nin bir bölümünü kendi ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirdi.
Bu müdahaleler sonucunda nehrin akışının yüzde 90'dan fazla azaldığı belirtiliyor. İsrail, 2013 yılından bu yana Deganya Barajı'ndan yılda yaklaşık 9 milyon metreküp su bıraksa da bu miktar, Ölü Deniz'in seviyesini dengelemek için yeterli olmuyor.
Ölü Deniz, 1960'lı ve 70'li yıllardan bu yana yüzey alanının yaklaşık üçte birini kaybetti. Gölün derinliği de 1970'lerdeki seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 28 azaldı.

YERİN ALTINDAKİ TUZ TABAKALARI ÇÖKÜNTÜYE NEDEN OLUYOR
Obrukların oluşumunda göl seviyesinin düşmesiyle birlikte yer altında yaşanan değişim etkili oluyor.
Ölü Deniz'in çevresindeki arazilerde, binlerce yıl önce tuzlu suların kapladığı alanlardan kalan kalın tuz tabakaları bulunuyor. Gölün seviyesi yüksekken suyun oluşturduğu basınç bu tabakaların dengede kalmasını sağlıyordu.
Su çekildikçe yer altındaki akiferlerden gelen tatlı su, tuz katmanlarına sızarak onları çözmeye başladı. Tuzun çözünmesiyle yer altında büyük boşluklar oluşuyor. Zamanla bu boşlukların üzerindeki toprak ve kaya tabakaları dayanıklılığını kaybederek çöktü.
6 BİNDEN FAZLA OBRUK KAYDEDİLDİ
İsrail'in Ölü Deniz'e bakan batı kıyısında bugüne kadar 6 binden fazla obruk tespit edildi. İlk örnekleri 1980'lerin sonunda görülmeye başlayan bu oluşumlar, sonraki yıllarda giderek yaygınlaştı.
Birkaç metre genişliğe ulaşabilen çukurların derinliği onlarca metreyi bulabiliyor. Üstelik çoğu zaman önceden herhangi bir uyarı vermeden ortaya çıkıyor.
Obruk tehlikesi nedeniyle Ein Gedi Plajı ve Mineral Plajı ziyaretçilere kapatıldı. Bazı yollar bir gecede çökerken nesillerdir kullanılan meyve bahçeleri de dev çukurların içine gömüldü.