İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Doğu ve Güneydoğu temasları kapsamında partisinin Van, Bitlis, Muş, Hakkari, Şırnak, Batman ve Diyarbakır il başkanlıklarını ziyaret etti, kanaat önderleri ile bir araya geldi.

Ziyaretinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dervişoğlu, çözüm sürecine ilişkin konuştu.

Türkiye'de eşitlik üzerinden yapılacak herhangi bir tartışma olmadığını ifade eden İYİ Parti lideri "Şimdi yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Kim için ihtiyaç var? Bölge halkı için herhangi bir çözüme sebep olabilecek bir arayış var mı? Yasal düzenlemeden kasıt Abdullah Öcalan'ın umut hakkından yararlanabileceği bir düzenleme gerçekleştirmek ve PKK denen eli kanlı örgütün yöneticilerinin toplumun içine karıştırılmasını sağlamak. Yapmak istedikleri doğrudan doğruya bu" dedi.

Öcalan'ın İmralı'da da örgütü yöneterek suç işlediğini anlatan Dervişoğlu "Bugün 25 senelik bir hükümlü diye ona umut hakkından yararlanma imkanı vermiş olsanız bile ya da vermeye çalışsanız bile tutukluluk sürecinde avukatları marifetiyle ziyaretçileri marifetiyle zaten örgütünü yöneterek suç işlediği için bu haktan yararlanabilmesi mümkün olmayacak. Abdullah Öcalan bana göre suç işleme tarihine baktığınızda komisyon toplantısının, komisyon meselesinin gündeme geldiği süreçte 'Ben bu örgütün lideriyim' diyerek yeni bir suç işlemiştir. Devleti de yönetenler onun bu suçu işlemesine seyirci kalmışlardır. Dolayısıyla Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşturulmaya çalışılması hali bile abeste iştigaldir bana göre" değerlendirmesinde bulundu.

Devletin Öcalan'ın suç işlemeye devam ettiğini bildiğini ifade eden Dervişoğlu, Öcalan'ın statüsüne ilişkin referandum çağrısını yineledi.

İMRALI VE MHP ARASINDA 'KIRMIZI HAT' İDDİASI

Dervişoğlu, bir soru üzerine ise süreci Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kapsamlı bir sahiplenme içinde olduğunu zannetmediğini bildirerek, şunları söyledi:

- O mutlaka ölçtürüyordur bunu. Devlet Bahçeli istedi oldu demek de yanlış bir yaklaşım. Bunu zaman zaman biz de söylüyoruz ama aslında her şeyi Abdullah Öcalan istedi ve oldu. Komisyonun kurulmasını Öcalan istedi. İmralı ziyaretinin yapılmasını Öcalan istedi. Statüyü Öcalan istedi, yasal düzenlemeleri Öcalan talep etti. Umut hakkını Abdullah Öcalan aslında gündeme getirdi. Bunun sadece sözcülüğünü Devlet Bahçeli yaptı. İşte ben onun için her yerde söylüyorum. Abdullah Öcalan'ın dilek ve temennilerini ya da taleplerini Devlet Bahçeli seslendirdiğine göre ikisinin arasında bir kırmızı hat vardır demektir.

- Birisi Meclis'e ya da Balgat'taki makamında, diğeri de İmralı'daki cezaevinde olduğuna göre bu kırmızı hattın birileri tarafından inşa edilmiş olması gerekir. Ben hattın olduğuna eminim. O hattı inşa edenlerin kimler olduğunu merak ediyorum. Ortadaki gelişmelere baktığınızda bu hattın mimarlarından birinin de Tayyip Erdoğan olabileceği ihtimali belirginleşiyor. Çünkü Tayyip Bey, Devlet Bey'e konuşturuyor Abdullah Öcalan’ın taleplerini. Ondan sonra halkın tepkisini ölçüyor. Meclis'teki dengelere bakıyor. Ona göre kendi işine gelen anayasal birtakım düzenlemeleri de bu paketin içinde gerçekleştirmeye çalışıyor.

"ANAYASA TEKLİFİNE DESTEK VERİR MİSİNİZ?"

“Yerel seçimlerle genel seçimlerin birlikte yapılabilmesi için iktidarın anayasa teklifi sunacağı yönünde iddialar var. Siz böyle bir anayasa teklifi gelirse destek verir misiniz?” sorusuna Dervişoğlu şöyle yanıt verdi:

- Ben anayasayla ilgili Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden parlamenter demokratik sisteme geçiş dışında hiçbir konuda masaya oturmam. Yani önümüze gelirler, parlamenter demokratik sistemi konuşalım derlerse anayasa için konuşuruz. Onun dışında İYİ Parti elbette ki Anayasa Komisyonu'nda görevini yerine getirir. Yani Anayasa Komisyonu'na girmemezlik yapamayız. Bizim bu komisyona, yani barış dayanışma vesaire dedikleri komisyon raporunda; PKK'ya terör örgütü diyemeyen komisyona raporunda, bir kere bile Türk milleti ibaresi geçiremeyen bu komisyona neden karşı olduğumuz belli. Yani komisyonun başkanı TBMM'nin Başkanı komisyon raporunun altında siyasi partilerle birlikte kendisinin imzası var.

- Komisyonun sevk yazısını TBMM’ye gönderen de kendisi. Yani Meclisi'nin Başkanı, Meclisi Başkanına komisyon havale etmiş oluyor. Dolayısıyla bu komisyona neden ‘korsan komisyon’ dediğimiz aslında belli. Yani böyle bir şey yok. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Anayasa Komisyonu Başkanı olarak Numan Kurtulmuş, Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olarak işte Numan Kurtulmuş, Adalet Komisyonu Başkanı olarak Numan Kurtulmuş, Sanayi Komisyonu Başkanı olarak Numan Kurtulmuş. Tamam kardeşim anladım, Meclis'i yok sayıyorsunuz da bu milleti enayi zannetmeyin. Yani TBMM'de Numan Kurtulmuş'un yapacağını yapacak kimse bulamamışlar.