Şehriban KIRAÇ - NEFES

Eski Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, fon krizinden resmi olarak 456 bin mağdurdan bahsedildiğini anımsatarak, “Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere en az 2 milyon mağdur var. Bu sayı aileleriyle en az 5 milyon kişiye denk geliyor. Olayın boyutu da 20 milyar dolardan çok daha fazla” dedi.

Bürokrasi, siyaset ve yargı içinden, bu yapı destek görmeseydi, 45 yıllık sermaye piyasası tarihindeki en büyük krizin yaşanmayacağına dikkat çeken Başak, “Fon krizinde temel sorumlu kurum Sermaye Piyasası Kurulu (SPK). Her şey iyi giderse resmin tamamını, krizin boyutunu 5-6 ayda görebiliriz. Tera’nın patronu Emre Tezmen zamanında engellenseydi bu tahribat olmazdı. Devlet bu çarkı kuran o eli bulup kırmalı. Bu el ülkeye vatan hainliğinden daha fazla zarar veriyor” dedi. Ramazan Başak ile fon krizini konuştuk.

ÇANTAYLA 350 MİLYON DOLAR

Fon krizi ile ilgili aylar öncesinde uyarılar yapılmış. Bu noktaya gelinmekte olduğu gerçekten fark edilmemiş olabilir mi?

45 yıllık sermaye piyasası tarihinin en tahrip edici ve en çok mağdurun yaratan kriziyle karşı karşıyayız. Fon krizi en çok tahribat, en çok güven kaybı yaratan olaylardan biridir. Biliyoruz, görüyoruz, farkındayız demelerine rağmen fon işlemleri otoritenin gözleri önünde maalesef işlene işlene yaşandı. Bu tahribat göz göre göre yaratıldı. Bürokrasi, siyaset ve yargı içinden bu yapı destek görmeseydi 45 yıllık sermaye piyasası tarihindeki en büyük krizi yaşamazdı. Ama resmin tamamını görmeden gerçek suçlulara da ulaşamayız. Bunun için de 2021’e gitmek gerekiyor.

Neden 2021?

2021’de Kasım Garipoğlu’nun Türkiye’de SPK lisansı olmadan faaliyet gösteren GKFX isimli bir şirketi var. Lisansı olmamasına rağmen faaliyetlerine devam edebilmiş. Şirketi ABD ve Rus makamları kara para aklayan şirket olarak tanımlıyor. Garipoğlu gidip yöneticileriyle ilgili “30 milyon dolarımı çaldı” diye şikâyette bulunuyor. Savcılık 2021’de inceliyor. Tera Yatırım, Asko ve Venbey gibi şirketlerle GKFX arasında çanta ve valizlerle gerçekleştirilen yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği ortaya çıkıyor. Burada inceleme ilerletilmiş olsaydı Tera, fon krizinin baş aktörü olmazdı. Ve 2021’deki o meşhur kapalı fonu oluşturamazdı. 524 katlık değerin yaratıldığı, bir anlamda orada kara para aklandığını düşünüyorum. 2021’deki soruşturma gerçekten yapılsaydı Tera 2022’de halka arz izni alamazdı. 2023’te de banka kurma iznini alamazdı.

KARA PARAYI GETİRDİLER

Bu izinleri almak bu kadar kolay mı?

Bugünlere nasıl gelindiyse, kimler yol açtıysa, kimler koruduysa, kimler desteklediyse, o günlerde de onlar devredeydi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Tera’ya banka izni vermekle onlara itibar kazandırdı. Kapalı fonlardaki hisseler çeşitli şaibelerle 2025’te tam 524 kat artış sağlıyor. Muhtemelen 2021’deki kara paraları buraya soktular. Borsa kazancı gibi legalleştirdiler. 2025’te bu fon TEFAS’a açılıyor, halka arz ediliyor. İnsanlar bu kadar yüksek getiriyi görünce yatırım yapıyorlar. Çünkü bakan yardımcıları, rektörler var. Bu yüzden insanlar daha çok güveniyor.

Ben fonlardaki şaibeler ve dolandırıcılık işlemlerini gördüğüm için Temmuz 2025’te CİMER’e, MASAK’a başvurdum. Ama ben Kasım 2025’te Emre Tezmen’in şikâyetiyle gözaltına alındım. Sonra bilgilendirmeye devam ettim. Nisan 2026’da yine Emre Tezmen’in şikâyetiyle ikinci kez gözaltına alındım.

Bir masa bir sandalyeden ibaret

Fon krizi toplumda nasıl bir etki yaratacak?

Bu 5 milyon insan ödemelerini yapamayacağı, alışveriş yapamayacağı, kredi kartını ödeyemeyeceği, birçok şeyi yapamayacağını düşündüğümüzde dalga dalga toplumu etkileyecek. Bunun faturasını 86 milyon kişi ödeyecek. Ekonomik, sosyal ve siyasal olarak bu sürecin çok iyi yönetilmesi gerekiyor. İyi yönetilmezse sosyal olarak daha kötü yerlere varabilir. Kamunun ağır ihmali sonucu ortaya çıkan mağduriyet giderek büyüyor. Öyle ifade edildiği gibi hiç sınırlı da değil. En üzücü olanı da ülkeye yaşatılan itibar ve güven kaybı.

Siz bu krizi nasıl tanımlıyorsunuz, nasıl okumak gerekiyor?

Bu göz göre göre, bile bile gelen bir kriz bu. Destek almadan bu kadar büyük organizasyonlar, bu kadar büyük mağdurların olması mümkün değil. SPK eski Başkanı İbrahim Gönül’e hisselerdeki 1.000 artış sorulmuş, “Halkın teveccühü” diyor. Ne demek teveccüh? Bu insanlar o hisselerde ne buldu? Bu hisse sahipleri aşı mı buldular, fabrika mı kurdular, bir buluşa mı imza attılar? Bunlar hizmet sektörü. Bunlar bugün kapıya kilit vursa bir masadan, bir sandalyeden başka bir şey bulamazsanız. Ne teveccühü.

Siyasetten destek aldılar

Gerçek anlamda kaç mağdur var?

Tasfiye edilen 131 fonda, 456 bin mağdurdan bahsediliyor. SPK 90 fonda da “Sen her gün alım satım yapamazsın” dedi. Gözünüzün önünde sahip olduğunuz değerler eriyor. Hisseler değer kaybediyor. Böyle kaybedenler var. Hisse senetlerine ve bireysel emeklilik fonlarına yatırım yapanlar da dahil olmak üzere, en iyi tahminle söylüyorum, en az 2 milyon mağdur yatırımcı var. Bu sayı aileleri ile birlikte en az 5 milyon kişiye denk geliyor. Sorunun boyutu ifade edildiği gibi 20 milyar dolar değil, çok çok daha büyük. Tarihin en şaibeli, en organize ve en uzun süren işlemlerinin siyasetten, bürokrasiden ve yargıdan destek almadan gerçekleştirilebilmesi mümkün değil.

Kim çaldıysa onlardan alınmalı

Fon krizi sadece bildiğimiz 7 şirket ve 131 fonla mı sınırlı?

Hayır, kesinlikle değil. Üzerine kararlı gidilirse ben büyük grupların da çıkacağını düşünüyorum. Belli hisseler çok yükseltildi ve şu anda çakıldı.

Peki nasıl çözülecek bu mağduriyet?

Fonzedelerin parasını Hazine’ye başvurmadan, kim çaldıysa onlardan alacaksınız. Çakılan hisseleri de tespit etmek gerekiyor. Burada birileri 100 milyarlarca lira kazandı. Şebeke bir araya gelmeden bu işlemlerin olması çok zordur. Şirket sahipleri ya da bu hisselerden fahiş kazançları sağlayanlar kim, bunlar hemen tespit edilir. Burada göz göre göre ciddi bir rant elde edildi. Buradan zenginleşenlerin parası alınıp kaybedenlere dağıtılabilir.

Mağduriyetlerin azaltılması mümkün değil, her gün artacaktır. Çünkü her gün paralar değer yitiriyor. İki yol var. Ya diyeceksiniz “Beni ilgilendirmez.” Ya da Hazine’den karşılayacaksınız. Ama çözüm için tek yol var. Çalandan alacaksınız. Eğer parayı yurt dışına kaçırmadılarsa onlara el koymak gerekir.

Vatan hainliğinden daha fazla zarar veriyor

Bu sürecin asıl sorumlusu, buna göz yuman kim?

Burada en geniş yetkilerle sorumlu olan kurum açık ara SPK. Sonra BDDK, MASAK geliyor. Burada SPK’nın da görevini yapmasına izin verilmemiş olabilir. SPK “Biliyoruz” deyip bu kadar uzun süre kenarda bekleyemez. Bu sürecin ortaya çıkmasını ya da denetimleri kimler engellediyse DDK üstüne kararlı giderse bunların hepsi ortaya çıkarılabilir. Yetki SPK’da kullanılmadıysa da yönetimi istifa etmeli.

Bu krizi en az tahribatla atlatmak için ne kadar zamana ihtiyaç var?

Her şey iyi giderse resmin tamamını 5-6 ayda görebiliriz. Olayın üstüne kararlı gidildiği takdirde sorumlular ortaya çıkarılabilir. Tahribatın boyutu görülebilir. Kamunun elinde tüm bilgiler var. Sadece kararlı şekilde olayın üstüne gitmek gerekiyor. Emre Tezmen zamanında engellenseydi bu tahribat olmazdı. Devlet bu çarkı kuran o eli bulup kırmalı. Bu el ülkeye vatan hainliğinden daha fazla zarar veriyor.