ABD ve İsrail’in İran’a yönelik devam eden askeri operasyonları, yaz aylarında ABD, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliği yapacağı 2026 Dünya Kupası'nı da tartışmanın içine çekti. Saldırıların ardından İran'ın turnuvaya katılımı belirsiz hale geldi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın "gerekirse dört ila beş hafta sürebilir" dediği büyük İran kentlerine yönelik bombardıman, ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı. Süreç karşılıklı saldırıları da beraberinde getirdi.
Yaşanan gelişmelerin ardından gözler İran Milli Takımı'na çevrildi. Takım turnuvaya gelecek mi? ABD hükümeti buna izin verecek mi? Sorular art arda geliyor.
FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafström, cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Elbette önceliğimiz herkesin katıldığı güvenli bir Dünya Kupası düzenlemek." ifadelerini kullandı. Konuya yakın bir FIFA yetkilisi de pazar günü The Athletic’e planlarda şu aşamada bir değişiklik olmadığını söyledi.
Ancak İran Futbol Federasyonu Başkanı Mehdi Taj farklı bir tablo çizdi. Yerel devlet medyasına konuşan Taj, "Bu saldırıdan sonra Dünya Kupası’na umutla bakmamız beklenemez". dedi. Nihai kararı “spor yöneticilerinin” vereceğini belirtti.
Turnuva 11 Haziran’da başlayacak. İran, G Grubu’ndaki üç maçını da ABD’de oynayacak. 15 Haziran’da Los Angeles yakınlarındaki SoFi Stadyumu’nda Yeni Zelanda ile karşılaşacak. 21 Haziran’da yine aynı statta Belçika’ya karşı sahaya çıkacak. 26 Haziran’da ise Seattle’daki Lumen Field’da Mısır’la oynayacak.
İRAN BOYKOT EDEBİLİR, ABD ENGELLEYEBİLİR
The Athletic'te yer alan habere göre; İran’ın katılmama ihtimali birkaç başlıkta değerlendiriliyor.
Tahran yönetimi, ABD saldırılarına tepki olarak turnuvayı boykot edebilir. Güvenlik gerekçesiyle farklı kurumlar katılımın riskli olduğuna karar verebilir. Bir diğer ihtimal de Washington yönetiminin kısıtlama getirmesi.
Trump yönetimi hem 2018’de hem de son bir yılda, takımların ve taraftarların Dünya Kupası’na davetli olduğunu sık sık vurguladı.
Trump’ın 2018’de, Kuzey Amerika ev sahipliğini kazanmadan kısa süre önce imzaladığı mektupta şu ifadeler yer alıyordu:
"Amerika Birleşik Devletleri’nin 2026 FIFA Dünya Kupası’nı da aynı şekilde açık ve coşkulu bir ortamda düzenleyeceğinden ve dünyanın dört bir yanından tüm uygun sporcuların, yetkililerin ve taraftarların ayrım gözetmeksizin ülkeye giriş yapabileceğinden eminim."
İRAN VE ÜÇ ÜLKEYE SEYAHAT YASAĞI SÜRÜYOR
Ancak bu sözlerin bağlayıcı bir garantiye dayanıp dayanmadığı bilinmiyor.
İran ve üç başka katılımcı ülkeye yönelik seyahat yasağı sürüyor. Sadece "Dünya Kupası, Olimpiyatlar veya diğer büyük spor etkinlikleri için seyahat eden sporculara, takım üyelerine, antrenörlere, gerekli destek personeline ve yakın aile üyelerine" sınırlı muafiyet tanınıyor.
Geçtiğimiz sonbaharda, aralık ayındaki kura çekimi öncesinde bazı İranlı delegelere vize verilmedi.
Beyaz Saray Dünya Kupası görev gücünün başındaki Andrew Giuliani o dönem, "Her vize kararı bir ulusal güvenlik kararıdır” açıklamasını yapmıştı. FIFA bu süreçte kararları değiştiremediyse, benzer bir tablo turnuva öncesinde de yaşanabilir.
İRAN TURNUVADAN ÇEKİLİRSE NE OLUR?
İran turnuvaya katılmazsa, karar tamamen FIFA’nın inisiyatifinde olacak.
2026 Dünya Kupası talimatlarının 6. maddesi, katılımın gerçekleşmemesi durumunda FIFA’ya geniş yetki tanıyor.
6.5 maddesinde “Bir Katılımcı Üye Federasyon’un çekilmesi ya da bir maçın mücbir sebep nedeniyle oynanamaması veya yarıda kalması halinde, yetkili FIFA organizasyon birimi (Turnuva Operasyon Merkezi dahil) konuyu kendi takdirine göre karara bağlar ve gerekli gördüğü her türlü önlemi alır” deniliyor.
6.7 maddesi ise şu ifadeyi içeriyor: "Herhangi bir Katılımcı Üye Federasyon’un 2026 FIFA Dünya Kupası’ndan çekilmesi ve/veya ihraç edilmesi halinde, FIFA konuyu kendi takdirine göre karara bağlar ve gerekli gördüğü her türlü önlemi alır. FIFA, ilgili federasyonun yerine başka bir federasyonu davet etmeye karar verebilir."
Bu durumda iki seçenek öne çıkıyor. Ya İran’ın maçları iptal edilir ve G Grubu üç takımlı oynanır ya da yerine başka bir ülke davet edilir.
Ancak zaman dar. İran’daki siyasi tablo netleşmeden karar çıkması zor görünüyor. Olası bir çekilme son ana kalırsa, hem FIFA hem de davet edilecek ülke ciddi bir organizasyon yüküyle karşı karşıya kalacak.
OLASI ADAYLAR KİMLER?
Asya elemelerinin yapısı, yedek belirlemeyi karmaşık hale getiriyor.
İran, üçüncü turda A Grubu’nu lider bitirerek doğrudan katılım hakkı aldı. Özbekistan da ikinci sıradan bileti kaptı. BAE ve Katar dördüncü tura kaldı; Katar buradan çıkmayı başardı. BAE ise Irak’a play-off’ta elendi. Irak, bu galibiyetle kıtalararası play-off oynama hakkı kazandı.
31 Mart’ta Monterrey yakınlarında Irak ile Bolivya ya da Surinam karşı karşıya gelecek. Irak kazanırsa, İran’ın yerine ilk adayın BAE olması beklenir. Irak kaybederse seçenekler genişleyebilir.
FIFA isterse Asya dışından bir takımı da tercih edebilir. Kurallar buna engel değil.
BENZER ÖRNEKTE TÜRKİYE İZİ
Modern Dünya Kupası tarihinde böyle bir örnek yok. Son çekilmeler 1950’de yaşandı. O yıl İskoçya ve Türkiye kura öncesinde, Hindistan ve Fransa ise kura sonrası turnuvadan ayrıldı. Organizasyon 13 takımla tamamlandı.
En güncel örnek 2025 FIFA Kulüpler Dünya Kupası. Turnuvaya üç aydan az kala, çoklu kulüp sahipliği kuralı gerekçesiyle Meksika temsilcisi Leon organizasyondan çıkarıldı. Süreç Spor Tahkim Mahkemesi’ne taşındı ve 6 Mayıs’ta karar netleşti.
FIFA, Meksika’nın en üst sıradaki takımı Club America ile iki yıl önce Concacaf finalinde Leon’a kaybeden LAFC arasında 31 Mayıs’ta tek maçlık bir play-off oynanacağını açıkladı. LAFC sahadan galip ayrıldı ve D Grubu’ndaki yerini aldı.
Benzer bir yöntem teorik olarak İran için de uygulanabilir. Ancak Dünya Kupası’nın ölçeği çok daha büyük. Kısa sürede yeni bir takımın hazırlanması kolay değil.
EV SAHİPLİĞİ RİSK ALTINDA MI?
Şu an için böyle bir işaret yok.
Bir ev sahibi ülkenin, turnuvadan aylar önce katılımcı bir devlete askeri operasyon düzenlemesi alışılmış bir durum değil. Buna rağmen ABD ana karasında güvenlik tehdidine dair resmi bir değerlendirme bulunmuyor.
FIFA’dan da maçların başka ülkeye taşınacağına ilişkin bir açıklama gelmedi. Böyle bir zorunluluk doğuran bir kural da bilinmiyor.
Uluslararası tepkiler ise dağınık. Bu tablo, geniş çaplı bir boykot çağrısının oluşmasını şimdilik zorlaştırıyor.