Ramazan SÜZEN - NEFES / Özel Haber

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), piyasaların ve milyonlarca vatandaşın merakla beklediği eylül ayı enflasyon verisini açıkladı. İlan edilen resmi verilere göre, eylül ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesinde gerçekleşti.

Yaşanan bu düşüşle birlikte tüketici enflasyonu, Kasım 2021 döneminden bu yana ilk kez resmi olarak yüzde 30 barajının altına inmiş oldu.

Ancak vatandaşların ekonomik durumu, TÜİK kadar iyimser değil. Verilerin açıklanmasının ardından TÜİK'in verilerinin ne kadar güvenilir olduğu tartışma konusu oldu.

"TÜİK VERİLERİ GÜVEN VERİYOR MU?": EKONOMİSTLER NEFES'E DEĞERLENDİRDİ

TÜİK'e ilişkin tartışmalar sürerken, Türkiye'nin önde gelen ekonomistleri, söz konusu verileri NEFES'e değerlendirdi.

Atilla Yeşilada
Ekonomist Atilla Yeşilada

Ekonomist Atilla Yeşilada, TÜİK verilerinin genel olarak güven vermediğini belirterek kurumun geçmişteki eksikliklerine dikkat çekti.

Ancak bu aya özel bir istisna olduğunu düşünen Yeşilada, şu değerlendirmeyi yaptı:

"TÜİK'in belki siyasi amaçlarla ya da kendi yöntemleri eksik kaldığı için enflasyonu sürekli düşük gösterdiğini biliyoruz ancak 'Bu ay özellikle mi düşük gösterdi?' sorusuna 'hayır' diyeceğim. Çünkü bunu kontrol etme yöntemlerimiz var. Örneğin bağımsız akademisyenlerden oluşan ENAG'ın da aylık enflasyon verisi yüzde 2,01 seviyesinde gerçekleşti. ENAG bu çalışmayı yapmaya başladığından beri ilk defa TÜİK ile rakamlarının bu kadar birbirine yakınsadığını gördüm."

İşin teknik boyutunda en büyük sorunun gıda kalemi olduğunu vurgulayan Yeşilada, piyasadaki fiyat çeşitliliği nedeniyle gıda enflasyonunu ölçmenin neredeyse imkansız olduğunu ve yıllık ücret zamlarının sadece bu verilere endekslenmesini doğru bulmadığını ifade etti.

Selçuk Geçer
Ekonomist Selçuk Geçer

"MAAŞ ZAMLARINI DÜŞÜK TUTMAK İÇİN DÜŞÜK AÇIKLIYORLAR"

Ekonomist Selçuk Geçer ise konunun doğrudan vatandaşın cebini ilgilendiren maaş zamları boyutu üzerinde durdu. Önümüzdeki aylarda da enflasyonun düşük gösterilmeye devam edeceğini iddia eden Geçer, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yaklaşan maaş zamları şu anki en önemli konudur. TÜİK, tam da bu nedenle göstere göstere enflasyonu düşük açıklıyor. Bu durum, emekliye ve asgari ücretliye yapılacak zammın düşük kalması, yani doğrudan insanların satın alma gücünün daha da gerilemesi anlamına geliyor. Vatandaşların 1 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 45-46 seviyesindeyse, bu durum bugün zaten yüzde 70-80'lik bir enflasyonun yaşandığı anlamına gelir."

Geçer, yoksulluk ve açlık sınırına bakıldığında tablonun net olduğunu ve bu yaklaşımın gerçek maaşları eriterek yoksulluğu daha da artıracağını savundu.

Meriç Köyatası
Ekonomist Meriç Köyatası

"KIRILMA 2021'DE BAŞLADI, TOPLUMDA GÜVEN TAMAMEN ORTADAN KALKTI"

TÜİK hakkındaki kronik iddiaların geçmişine değinen Ekonomist Meriç Köyatası, güvensizliğin miladının 2021 yılındaki faiz kararları olduğunu hatırlattı.

Köyağası, TÜİK ve ENAG verileri arasındaki makasın daralmasına rağmen toplumdaki algının değişmediğini belirterek şunları söyledi:

"Her şey 2021 yılının Eylül ayında 'Nas' söylemiyle faizlerin düşürülmesiyle başladı ve o andan itibaren enflasyon patlaması yaşandı. O kırılma anından itibaren, özellikle memur ve emekli maaşlarının belirleneceği dönemlerde TÜİK’e olan güven tamamen ortadan kalktı. Son 6-7 aydır ENAG ve TÜİK rakamları arasında makasın daralmaya başladığını gözlemliyoruz. Fakat bu daralmaya rağmen toplumda güven yine de sağlanamıyor. Çünkü Türkiye'de orta sınıf kalmadı ve nüfusun neredeyse yüzde 80'e yakını yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu geniş yoksul kesimin doğrudan hissettiği enflasyon, TÜİK'in açıkladığı rakamların halen çok üzerindedir."