ABD’li finansçı Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki cezaevinde hücresinde ölü bulunmuştu. Epstein, çok sayıda kişinin adının geçtiği cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmayı bekliyordu.

Ertesi gün yapılan otopsi, New York şehir adli tıp doktoru Kristin Roman tarafından gerçekleştirildi. Otopsiye, Epstein’ın kardeşi ve mirasçılarının talebi üzerine görevlendirilen adli patolog Michael Baden da gözlemci olarak katıldı.

Otopsi sonrasında Baden, Epstein’ın öldürülmüş olabileceğini savunmuştu.

OTOPSİ RAPORU İLK BAŞTA BELİRSİZ BIRAKILDI

Roman, Epstein’ın ölüm belgesinde ilk etapta “cinayet” ya da “intihar” seçeneklerini işaretlemedi ve “incelemeler sürüyor” ifadesini kullandı.

Beş gün sonra New York Baş Adli Tıp Uzmanı Barbara Sampson, tüm bulguların incelenmesinin ardından Epstein’ın ölümünün intihar olarak değerlendirildiğini açıkladı.

Sampson otopsiye katılmamış olsa da kararın kapsamlı bir inceleme sonucunda verildiğini söyledi.

Roman’ın ilk aşamada kesin bir sınıflandırma yapmaması ve Baden’ın medyaya verdiği açıklamalar, Epstein’ın öldürüldüğüne dair komplo teorilerinin yayılmasına neden olmuştu.

DOKTOR YILLAR SONRA GÖRÜŞÜNÜ AÇIKLADI

Roman’ın ölümün intihar olduğu yönündeki görüşü kamuoyuna ancak yaklaşık dört yıl sonra, ABD Adalet Bakanlığı müfettişliğinin hazırladığı raporun yayımlanmasıyla yansıdı.

Bu yıl yayımlanan ve Epstein Files Transparency Act kapsamında açıklanan belgeler arasında Roman’ın soruşturma sırasında verdiği ifade tutanağı da yer aldı.

Roman ifadesinde, ölüm nedenini hemen intihar olarak sınıflandırmamasının sebebinin temkinli davranmak olduğunu söyleyerek “Eğer bu kadar yüksek profilli biri olmasaydı muhtemelen otopsi günü asılma sonucu ölüm olduğunu belirtirdim” dedi.

“OLDUKÇA NET BİR DURUMDU”

Roman, 2022 yılında yeminli olarak verdiği ifadede Epstein’ın kendini astığından emin olduğunu belirtti.

“Oldukça net bir durumdu” ifadelerini kullanan Roman, nihai kararını vermeden önce Epstein’ın bulunduğu hücreyi görmek ve cesedi bulan cezaevi görevlisiyle konuşmak istediğini söyledi.

Roman bu taleplerinin kabul edilmediğini ancak kendisine hücrenin fotoğraflarının gösterildiğini ifade etti.

Bu sınırlamaların kararını değiştirmediğini vurgulayan Roman, ek bilgilerin daha çok dosyanın tamamlanması açısından önemli olduğunu söyledi.

BOYUNDAKİ KIRIKLAR TARTIŞMA YARATMIŞTI

Otopsi sırasında Epstein’ın boynunda üç farklı kırık tespit edilmişti. Michael Baden, bu kırıkların boğma sonucu meydana gelmiş olabileceğini savunarak ölümün cinayet olabileceğini ileri sürdü.

Roman ise kırıkların asılma durumunda oluşabilecek yerlerde bulunduğunu belirtti.

Roman’a göre hyoid kemiğindeki kırık, boğma durumunda görülen noktada değil, omurgaya doğru bastırılan uç kısmında oluşmuştu.

Ayrıca tiroid kıkırdağındaki kırıkların da asılma ile uyumlu olduğunu ifade etti.

KULLANILAN İP KONUSUNDA BELİRSİZLİK

Roman’ın ifadesine göre Epstein’ın cesedi adli tıp kurumuna getirilirken yanında çarşaftan yapılmış bir ip de bulunuyordu.

Epstein’ın hücresinde çarşaf parçalarından yapılmış birden fazla ilmek bulunduğu da kayıtlara geçti.

Roman hangi ipin kullanıldığından tamamen emin olmadığını ancak bunun ölüm nedenine ilişkin değerlendirmesini değiştirmediğini belirterek “Bu iki ilmekten herhangi biri boynundaki izleri oluşturmuş olabilir” dedi.

Epstein’ın kardeşi Mark Epstein ise yayımlanan ifadeye rağmen ölümün cinayet olduğuna inanmaya devam ettiğini söyledi.

Mark Epstein, yetkililer için “Ya yalan söylüyorlar, ya yetersizler ya da yanılıyorlar” ifadelerini kullandı.