ABD Başkanı Donald Trump’ın partisi Cumhuriyetçi Parti’nin 3 Kasım Salı günü yapılan ara seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre Kongre’nin hem alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde hem de üst kanadı Senato’da çoğunluğu kaybetmesi ABD’de yasama ve yürütme erkleri arasında şekillenen bu yeni dengenin Türkiye’yi nasıl etkileyebileceği sorusunu da beraberinde getirdi.

Söz konusu ABD-Türkiye ilişkileri olduğunda akıllara ilk gelen meselelerden biri de F-35 savaş uçakları oluyor. Daha önce Türkiye'de yaptığı açıklamada, "F-35 kararını almamız gerekiyor. Üzerinde düşündüğümüz bir konu, neden olmasın?" diyen, aynı gün "Henüz karar vermedim" diye konuşan Trump'ın masasında duran F-35'ler konusunun, bu seçim sonuçlarıyla birlikte tek bir kaderi değil birden fazla olası kaderi olduğunu söylemek mümkün.

Peki, F-35'ler konusunda bugüne nasıl gelindi? Seçim sonuçlarının bu meseleye olası yansımaları ne olacak?

TÜRKİYE F-35’LERİN ORTAK ÜRETİCİSİYDİ

Türkiye,1999 yılındaki başlangıcından bu yana F-35 programında yer alıyor, Türkiye’nin savunma sanayii de uçakların üretiminde aktif rol üstleniyordu. Türkiye, F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı'na (JSF) Ortak Mutabakat Zaptı ile ortak üretici olarak katılmıştı. Programın katılımcıları arasında Türkiye'nin yanı sıra ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Avustralya, Danimarka, Kanada ve Norveç bulunuyordu.

Türkiye ilk F-35 uçağını 2018 yılında teslim alsa da Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alma kararı F-35’ler konusunda dönüm noktası oldu. ABD yönetiminin bu konudaki temel itiraz noktalarından biri, Rusya yapımı bu hava savunma sisteminin F-35 uçaklarıyla aynı ülkede bulunmasının Rusya'ya uçağın teknolojik özelliklerini analiz etme imkanı sağlayabileceği yönündeki endişeydi.

TÜRKİYE PROGRAMDAN ÇIKARILDI, CAATSA KAPSAMINDA ALINDI

Takvimler 2019 yılını gösterdiğinde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Türkiye’nin F-35 programından çıkarılma sürecini başlattı. O dönemde de başkanlık koltuğunda oturan Trump, aynı yıl yaptığı bir açıklamada Türkiye’ye F-35 satışını iptal edeceklerini söyledi.

Esasında ABD Kongresi’nin her iki kanadı, bundan iki yıl önce, Ağustos 2017’de Türkiye’nin bu bağlamda “Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) yaptırımları kapsamına alınmasını büyük çoğunlukla kabul etmişti. S-400’lerin Türkiye’ye teslim edilmesiyle de birlikte aynı zamanda Trump’ın ilk başkanlık dönemine denk gelen Aralık 2020’den itibaren Türkiye’ye CAATSA kapsamında yaptırım uygulanmaya başladı.

ABD Kongresi’nin iddiasına göre, Türkiye’nin S-400 satın alması, CAATSA’nın 231. maddesini ihlal ediyordu. Söz konusu madde, Rusya'nın istihbarat veya savunma sektörleri ile alışveriş yapan kişi veya kurumlara yönelik yaptırımlar öngörüyor.

O dönemde basına yansıyan haberlere göre, ABD, Türkiye'ye tahsis edilen bazı F-35'leri kendi hava kuvvetleri envanterine dahil etme kararı aldı.

2. TRUMP DÖNEMİ NE GETİRDİ?

F-35'lerin kaderi ABD seçimlerinde belli oldu. Trump'ın masasında duruyordu - Resim : 3

F-35 meselesi için bir diğer dönüm noktası ise Trump’ın 2025 yılının başı itibarıyla Beyaz Saray’a geri dönmesi oldu.

Bu yıl temmuz ayında NATO Liderler Zirvesi kapsamında Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Donald Trump, Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmenin öncesinde yaptığı açıklamada, "F-35 kararını almamız gerekiyor. Üzerinde düşündüğümüz bir konu, neden olmasın?" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da "F-35 için Trump'ın sözünü aldık. Başkan Trump her zaman sözünün arkasında durur. Görüşmelerde hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum" diye konuştu.

Trump ayrıca Rus füze savunma sistemlerini alması nedeniyle Türkiye'ye uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını duyurarak "Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz" ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Kongre'ye gönderdiği 22 Temmuz tarihli mektupta, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına yeniden katılabilmesi için gerekli yasal şartları henüz karşılamadığını bildirirken, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alpaslan Kavaklıoğlu, ekim ayında yaptığı açıklamada, özellikle ilk altı uçağın teslimatı ve mülkiyeti hususunda Amerikan makamlarıyla yoğun temas halinde olunduğuna dikkat çekti.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Gelen ilk resmi sonuçlara göre, ABD’de ara seçimler sonrası yasama ve yürütme erkleri arasındaki güç dengesi Kongre’de Demokrat Parti lehine yeniden şekilleniyor gibi görünüyor. Peki, ABD siyasetindeki bu yeni dönüm noktası F-35 meselesini nasıl etkileyebilir?

Öncelikle, Trump’ın Türkiye’ye F-35 satmak istemesi ya da iki ülke arasında siyasi uzlaşma sağlanması Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil olması veya CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için tek başına yeterli değil. ABD yasaları, başkanların yetkilerini belirli noktalarda sınırlıyor; dolayısıyla, Trump bu yönde siyasi bir irade koysa da en azından hukuki olarak bu kararın uygulanabilmesi için Kongre’nin çıkardığı yasaların da dikkate alınması gerekiyor.

F-35 teslimatının önündeki yasal engelin kaldırılması ile CAATSA yaptırımlarının sona erdirilmesi ise farklı hukuki süreçlere tabi bulunuyor. Buna göre, Trump yönetiminin bu süreçlerde belirli yetkileri olsa da ilgili yasaların öngördüğü koşulların yerine getirilmesi gerekiyor.

Kongre’de artık Demokrat Parti çoğunluğu olacağı göz önünde bulundurulduğunda bu konuda iki partinin de desteğini kazanmak bu noktada önemli olacak çünkü Trump yönetiminin Türkiye’ye F-35 satışı gerçekleştirmesi durumunda Kongre’nin inceleme ve itiraz yetkisi bulunuyor.

Bunun yanı sıra, ABD yönetimi silah satışlarını düzenleyen Silah İhracatı Kontrol Yasası (AECA) kapsamında belirli büyüklüğün üzerindeki satışları önceden Kongre’ye bildirmekle yükümlü. NATO ülkelerine satışlarda bildirim süresi 15 takvim günü olarak uygulanıyor. Kongre, ortak bir karar tasarısı ya da yeni bir yasal düzenlemeyle satışın önüne geçebiliyor.

Öte yandan, satışın engellenmesi için Kongre'nin ilgili yasama mekanizmalarını işletmesi gerekiyor. Diğer bir deyişle, Demokratların çoğunlukta olması tek başına satışın durdurulması anlamına gelmiyor.

JEOPOLİTİK GELİŞMELER BU FOTOĞRAFIN NERESİNDE?

F-35'lerin kaderi ABD seçimlerinde belli oldu. Trump'ın masasında duruyordu - Resim : 7

Öte yandan, F-35 ve CAATSA meselelerinde etkili olacak tek etmen ABD Kongresi’nin tavrı olmayabilir. Jeopolitik gelişmeler de bu açıdan önem taşıyor.

Bir yandan, komşu Yunanistan ve İsrail’in Türkiye’ye F-35 satışına karşı bir tutum sergiledikleri biliniyor. Diğer yandan, hem Rusya-Ukrayna savaşının hem İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik tehditlerinin sürdüğü bir dönemde Türkiye’nin önemli bir bölgesel aktör olarak konumlandığı yorumunu yapmak mümkün. Bu noktada, ikinci Trump döneminde Washington-Moskova hattındaki buzların erimeye başladığını da unutmamakta fayda var.

Dolayısıyla, F-35’ler ve CAATSA yaptırımları konusunda bundan sonra nasıl adımlar atılacağı, ABD siyasetindeki yeni dengeler, ABD-Türkiye ilişkileri ve bölgesel ve küresel konjonktür gibi pek çok farklı etmen ve dinamiğe bağlı olacak gibi görünüyor.