Bambunun Avrupa’da doğal olarak yetişmediği kabul ediliyor. Bu durum genellikle kıtanın özellikle kış aylarında çok soğuk olmasıyla açıklanıyor.
Ancak fosil kayıtları farklı bir tablo ortaya koyuyor. Kuzey İtalya’dan Güney Polonya’ya kadar uzanan kaya katmanlarında bambu yaprakları ve polenlerine rastlandı.
Bu kayıtlar yaklaşık 30 milyon yıllık bir döneme yayılıyor ve jeolojik açıdan şaşırtıcı derecede yakın zamanlara kadar devam ediyor. Üstelik Avrupa, bu sürenin önemli bölümünde soğuk kışlar da yaşadı.
KAYIP YERLİ TÜRÜN SIRRI ARAŞTIRILDI
Bambunun Avrupa’dan kaybolması, botanikçilerin bir yüzyıldan uzun süredir yanıt aradığı sorulardan biri oldu.
Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi Biyoloji Enstitüsü’nden Dr. Angela P. Cuervo-Robayo liderliğindeki ekip, alışılmış yöntemi tersine çevirdi. Araştırmacılar, fosillerden yola çıkarak eski iklimleri yeniden kurmak yerine, 16 modern bambu türünü temel aldı.
Ekip, bu türlerin bugün Avrupa’da hangi koşullarda yaşayabileceğini, ardından da son buzul çağının ikliminde nerelerde hayatta kalabileceğini modelledi.
BAMBULAR MİLYONLARCA YIL DAYANDI
Fosil kayıtları, bambunun jeolojik zaman boyunca Avrupa’da derin bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor.
Bambular, sıcak Miyosen ormanlarından daha serin Pliyosen ormanlık alanlarına kadar farklı iklim koşullarında varlığını sürdürdü. Bu süreçte on milyonlarca yıl boyunca dramatik iklim değişimlerine dayandı.
Ancak kayıtlar daha sonra sessizleşiyor. Bu boşluk, jeologların Erken-Orta Pleistosen Geçişi olarak adlandırdığı, yaklaşık 1,25 milyon ile 750 bin yıl önceki döneme denk geliyor.
BUZUL ÇAĞLARI DAHA SERT HALE GELDİ
Bu dönemde buzul çağları gezegen üzerinde etkisini sürdürüyordu. Ancak söz konusu aralıkta döngüler daha uzun ve daha sert hale geldi.
Araştırmacılar, bambunun ekolojik çeşitliliğini temsil eden türler seçti. Bunların sekizi Güneydoğu Asya ormanlarında baskın olan uzun tropikal bambuları kapsayan Bambusa cinsinden, diğer sekizi ise serin Japon dağlarında yaşayan dayanıklı ılıman Sasa grubundan seçildi.
Yaygın görüşe göre Avrupa’daki bambular, kıtanın fazla soğuması nedeniyle yok olmuştu. Bu nedenle soğuğa dayanıklı Sasa türlerinin buzullara karşı daha dirençli olması, tropikal Bambusa türlerinin ise yok olması bekleniyordu.
MODELLER BEKLENMEDİK BİR SONUÇ VERDİ
Araştırma ekibi, her türün bugünkü yayılım alanını ve yaşadığı yerlerdeki sıcaklık, yağış ve mevsimsel koşulları analiz etti.
Bu verilerle oluşturulan iklim profilleri Avrupa haritasına uygulandı. Günümüz iklimi altında model, büyük ölçüde beklenen sonuçları verdi. Bazı Sasa türleri Avrupa’nın farklı bölgelerinde uygun yaşam alanları bulurken, birkaç Bambusa türü için Akdeniz çevresinde sınırlı uygun alanlar görüldü.
Ekip daha sonra aynı modeli, yaklaşık 21 bin yıl önceki Son Buzul Maksimumu’nun yeniden oluşturulmuş iklim verileriyle çalıştırdı. Sonuç ise beklenmedikti.
SOĞUĞA DAYANIKLI TÜRLER GERİLEDİ
Modelde, soğuğa dayanıklı olduğu düşünülen üç Sasa türünün buzul koşullarında Avrupa’daki uygun yaşam alanlarını tamamen kaybettiği görüldü.
Buna karşılık, bugün Avrupa’da kalıcı olarak yaşayamayan beş Bambusa türü, derin buzul döneminde geniş uygun alanlara sahip görünüyordu.
Bu sonuç, eski anlatıyı tersine çevirdi. Eğer Sasa türleri buzul Avrupa’sına dayanamazken Bambusa türleri bazı alanlarda uygun koşullar bulabiliyorsa, Avrupa’daki tüm bambuların yok oluşunu yalnızca sıcaklıkla açıklamak mümkün görünmüyor.
YAĞIŞ VE MEVSİMSEL DEĞİŞİM ETKİLİ OLMUŞ OLABİLİR
Araştırmacılara göre asıl mesele, buzul çağlarında iklimin farklı unsurlarının yeniden düzenlenmesiydi. Soğuk kışlar bu tablonun yalnızca bir parçasıydı.
Yağış düzenlerinin değişmiş, mevsimsel farklılıkların ise keskinleşmiş olması muhtemel görülüyor. Yaz nemini koruyan alanlar güneye kayarken, iç bölgeler daha kuru hale geldi.
Birçok bambu türü, nemli yazlar ile ılıman kışların birlikte bulunduğu koşullara ihtiyaç duyuyor. Buzul dönemi Avrupa’sında ise bambuların hayatta kalması için gerekli bu iklim paketi parçalanmış olabilir.
AVRUPA’NIN DAĞLARI GÖÇÜ ZORLAŞTIRDI
Avrupa’daki fosil bambular, küresel iklimin daha sıcak olduğu dönemlerde kuzey kıtalarına yayılan sıcak iklim bitki topluluğunun parçasıydı. Bu toplulukta manolyalar, sakız ağaçları ve defnegiller de yer alıyordu.
Gezegen Miyosen ve Pliyosen boyunca soğudukça bu bitki topluluğu geri çekildi. Birçok tür Avrupa’dan tamamen kayboldu. Bazıları ise Kuzey Amerika ve Doğu Asya’da hayatta kalabildi.
Bunda dağların yönü etkili oldu. Kuzey Amerika ve Doğu Asya’da dağ sıraları kuzey-güney yönünde uzanarak türlerin soğuktan kaçmasına imkân tanırken, Avrupa’da Alpler, Pireneler ve Karpatlar gibi dağlar çoğunlukla doğu-batı doğrultusunda uzanıyor. Bu durum, geri çekilen bitkiler için aşılması zor engeller oluşturdu.
SON SIĞINAKLAR DA YOK OLDU
Bambular, sıcak iklim bitki topluluğunun birçok üyesinden daha uzun süre Avrupa’da varlığını sürdürdü. Güney yarımadalarda dağınık cepler halinde hayatta kaldı.
Ancak Erken-Orta Pleistosen Geçişi sırasında bu son sığınakların da aynı anda ortadan kalktığı düşünülüyor.
Bu çalışmaya kadar baskın açıklama buzul soğumasına dayanıyordu. Yeni bulgular ise hikâyenin bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.
BUGÜNÜN İKLİM RİSKLERİ İÇİN UYARI
Araştırmaya göre bazı bambu türleri buzul dönemi Avrupa’sında yaşayabilecek koşullara sahip olabilirken, o dönemde Avrupa’da gerçekten yetişen türler bu değişime uyum sağlayamadı.
Bu durum, günümüz için de dikkat çekici bir uyarı niteliği taşıyor. İklim modelleri Avrupa’da sıcaklıkların değişeceğini öngörse de yağış düzenleri ve mevsimsel zamanlama daha zor tahmin edilebiliyor.
Bir bitki, gelecekteki sıcaklıklara dayanabilecek olsa bile yağış dönemi veya kış nemi değişirse yok olabilir. Yalnızca sıcaklığa odaklanan modeller bu tür riskleri gözden kaçırabilir.
BAMBUNUN YOK OLUŞU YALNIZCA SOĞUKLA AÇIKLANAMIYOR
Avrupa bambusunun yok oluşu artık yalnızca soğuk hava koşullarının belirsiz bir sonucu olarak görülmüyor.
Yeni çalışma, bambuların ihtiyaç duyduğu iklim koşulları ile hızla değişen dünyanın sunduğu koşullar arasındaki uyumsuzluğun bu yok oluşta belirleyici olabileceğini ortaya koyuyor.
Araştırma, Advances in Bamboo Science dergisinde yayımlandı.