ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Son 3 yılda yüksek faiz ve düşük kurun getirdiği sıkıntıların Türkiye’nin rekabetçiliğine zarar verdiğine dikkat çekerek, “3 yılın özeti şu; yüksek gelirli kesim harcamada frene basmıyor. Parasını faize koyuyor, yatırıma da yönlendirmiyor. Orta ve alt kesimde geçim sıkıntısı var” dedi.

Türkiye’nin son dönemlerde Gümrük Birliği avantajlarından faydalanamadığını vurgulayan TİM Başkanı Mustafa Gültepe ile sanayi ile ihracatın durumu ve Gümrük Birliğini konuştuk.

2026 daha zor geçecek diyorsunuz. Zorluk alanları neler olacak?

Son 3 yıldaki yüksek faiz ve düşük kurun getirmiş olduğu sıkıntılar rekabetçiliğimize zarar verdi. TL bazında maliyetlerin artması ve dövizin TL’deki artışı karşılayamaması her yıl bizi daha pahalı yaptı. Kâr düşüyor. Finansa ulaşmak çok maliyetli. Minimum yüzde 35 ile 45 faizle finansmana ulaşabiliyorsun. Ama gelirin maksimum yüzde 20 artıyor. Girdi maliyetlerin artıyor ama yurt dışında ürün fiyatlarını artıramıyorsun. Bunu yapamayınca sineye çekmek zorunda kalıyorsun. O yüzden 2026 daha zor geçecek. Destekler, döviz dönüşüm desteği artarsa, finansmana ulaşım kolaylaşırsa 2026 çok daha kolay ve iyi bir yıl da olabilir.

Bahsettiğiniz desteklerin olacağına dönük işaretler var mı?

Yılın ilk faiz indiriminde 1 puanlık düşüş oldu. Ocakta enflasyon oranı çok yüksek çıktı. Bu Merkez Bankası’nın radikal karar alma hamlelerini azaltıyor. İlk 6 ay bu politikada geçer. Her çeyrek ayrı destekler, ayrı politikalar yapılması gerekiyor. Çünkü sanayi tarafı güç kaybediyor.

400 BİNE YAKIN KAYIP

Daha fazla sineye çekecek güç kaldı mı?

Biz dayanıklılığı artırmaya çalışıyoruz. Hazır giyim, tekstil ya da rekabetçilikte sorun yaşayan sektörlerde sonuna kadar mücadele ediliyor. Küçülmeler yaşandı. Son üç yılda tekstil hazır giyimde 400 bine yakın istihdam kaybı yaşandı. İstiyoruz ki bu büyüklüğü koruyalım. Herkes kapasitesini kaybetmiş. Daralmış. Son 3 yılda hazır giyim ithalatı 5 milyar dolara dayanırken ihracatta da yaklaşık 4.4 milyar dolarlık kayıp var. Bu sektörler için 2025 rakamlarını yakalarsak başarıdır. 2026’da toplam ihracatta yüzde 2.5 ile yüzde 4 arasında artış potansiyeli var. 2025’te ihracatta 11.4 milyar dolarlık bir artış oldu. Bunun 5.4 milyar doları parite kaynaklı oldu. Bu yıl ikinci yarıda parite etkisinin de çok
olacağını düşünmüyoruz.

AB EN BÜYÜK TİCARİ PARTNERİMİZ

Avrupa’nın Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşması, Made In Europe... Bunlar Türkiye’yi nasıl
etkiler?

AB’nin Latin Amerika ülkeleriyle yaptığı anlaşma var. Hindistan ile anlaşma doğrultusunda Avrupa firmaları oraya yönelebilir. Hazır giyim, makine ve mücevherat sektörümüz bundan etkilenebilir. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği anlaşması var, ama son dönemlerde Türkiye Gümrük Birliği avantajlarından faydalanamıyor.

Gümrük Birliği 30 yıl önce imzalandı. Güncellenmeli mi?

Diğer ülkelerle yapılan anlaşmalara bakınca Gümrük Birliği Türkiye’ye zarar verme noktasına geldi. Bunun konuşulması revize edilmesi gerekiyor. AB bizim için en büyük partner, Türkiye de onlar için vazgeçilmez bir pazar. 2026-2027 yılları AB ile çok daha sıkı çalışıp Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu, ürün, sektör bazında bir daha çalışmak gerekiyor. AB yüzde 45 ihracat yaptığımız bir pazar. Daha fazla satmalıyız. Küçülmeyi Türkiye’den yapmamaları için çalışmalıyız. Her kısıt Türkiye’ye zarar verir. TİM olarak, bakanlıklarla beraber önümüzdeki en büyük ödev AB ile ilgili yapılacak müzakereler, çalışmalar olacak.

Savunma değil taarruza geçmeliyiz

Gümrük Birliği güncellemesine dönük şu an başladığınız bir çalışma var mı?

Hepimiz şu anda bir analitik çalışma peşindeyiz. Ramazan Bayramından sonra yapılacak çalışmalarla beraber artık o taraflara savunma değil taarruza geçmeliyiz. Oradaki ofislerimizle TOBB, TİM, DEİK tüm STK’larla tanıtımı, çalışmaları yapmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye’nin AB’yi kaybetme lüksü hiç yok. Onların da bizi kaybetme lüksü yok. İkimiz de birbirimize muhtacız.

GTİP bazında hangi ürünlerde avantajlıyız, hangilerinde değiliz onları çalışacağız. Biz bunları yaparken üreticinin, ihracatçının da ekonomik programlarla desteklenmesi lazım. Eğer biz hâlâ pahalı kalırsak ne kadar uğraşırsak uğraşalım Avrupa ihtiyacı olan alımları bizden yapmaz. Eğer ülke olarak rekabetçi konuma gelmezsek Gümrük Birliği güncellense dahi işe yaramayabilir.

Rekabetçilikte Türkiye ne kadar geriye düştü, ne kadar pahalı hale geldi?

Çalışan ücretleri yüzde 27-30 arttı. Kur artışı yüzde 20 oldu. Yani makas yüzde 10 açılıyor. Bu makasın kapanması için destekler verilmeli. Bu firmalara verilecek her destek size yol su, elektrik doğal gaz yani istihdam, cari fazla, yatırım milli gelire katkı Türkiye’nin büyümesine katkı olarak geri döner.

Yüzde 30 enflasyon başarı değil

Yaklaşık üç yıldır uygulanan ekonomi programının uzadığına yönelik eleştiriler var. Siz ne diyeceksiniz?

Enflasyonda yüzde 30’a gelmek çok büyük başarı değil. Programa başka şeyler ilave etmek gerekiyor. Üretimi kısıtlarsak, daralan üretimde fiyatlar gittikçe daha fazla yukarı çıkabilir. Üretim yerine ithalata gidiyorsunuz. Bu da cari açık yaratıyor. Enflasyon üretim kaynaklı değil. Talep düşmüyor. Parası olan kesim parasını faize yatıranlar harcıyor. Harcadıkça da enflasyon düşmüyor. 3 yılın özeti şu: Yüksek gelirli kesim harcamada frene basmadı. Parasını faize koyuyor, yatırıma da yönlendirmiyor. Emeksiz zahmetsiz sıkıntısız rantiye dünyası. Orta ve alt kesimde geçim sıkıntısı var.

Kur, faiz ve enflasyon dengeli gitmeli

Sizin kur, faiz ve enflasyondaki talebiniz nedir?

Ne çekiyorsak fiyattan çekiyoruz. Kurla enflasyonun paralel gitmesi lazım. Bu dönemlerde kur enflasyondan 3-5 puan az artsın yine razıyız. Ama makas çok büyük olunca rakiplerle aran açılıyor. Burada dengede gitmeli. Kurun 5 puan düşüşüne de biz sanayici olarak razıyız. Faiz Türkiye’de her zaman yüzde 20’den aşağı olmalı. Yüzde 37 olmamalı. En büyük sıkıntımız yüksek faiz, düşük kur ve rekabetçilik. Şu anda en büyük sıkıntı bu. Bunlar dengeli gitmeli. Enflasyon yüzde 75’e çıktığında faizin yüzde 15 de olmaması gerekiyor.

Maliyet düşüşleri olmazsa yurt dışına üretime gidenlerin sayısı artar mı?

Burada koşullar uygun olsa kimse gitmez. Hazır giyim sektöründe mevcut müşteriyi tutabilmek ve büyük siparişleri yapabilmek için maliyetleri düşük olan Mısır, Suriye, Fas, Cezayir gibi ülkelere Türkler gitmek zorunda kaldı.