Piyasalarda son haftalarda, 2026 yılına damga vurması beklenen dev halka arzlar (IPO) yeniden “çılgınlık dönemi geri mi geliyor?” tartışmalarını alevlendirdi.
Listenin en dikkat çeken ismi ise Haziran ayında halka açılması beklenen SpaceX oldu. Yatırımcıların odağında ayrıca yapay zeka alanının önde gelen şirketleri OpenAI ve Anthropic de bulunuyor. Bu üçlünün potansiyel halka arzları, piyasadaki iştahı yeniden 1999 ve 2021 dönemlerindeki aşırı coşkulu IPO dalgalarıyla kıyaslanır hale getirdi.
BENZERLİK GÜNDEMDE
Piyasalarda en son büyük halka arz heyecanı 2021’de yaşanmış, bol likiditeyle birlikte çok sayıda şirket borsaya açılmıştı. Ancak bu süreç uzun sürmemiş, 2022 başında S&P 500 yüzde 25’e varan kayıplar yaşamıştı.
Daha önce ise 1999’daki internet balonu döneminde benzer bir tablo görülmüş, aşırı iyimserlik ve yüksek değerlemeler 2000 sonrası “dot-com çöküşü”nü beraberinde getirmişti.
SAYI DÜŞÜK, BÜYÜKLÜK YÜKSEK
Goldman Sachs’a göre 2026’da yaklaşık 100 halka arz bekleniyor. Bu rakam, 1999’daki 457 ve 2021’deki 1035 halka arzın oldukça altında.
Ancak tablo toplam büyüklük açısından farklı. Morningstar’a göre SpaceX, OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin olası halka arzları, tek başına 100 milyar doların üzerinde kaynak yaratabilir ve bu, son 20 yılın en büyük çıkış dalgasına işaret edebilir.
YOĞUNLAŞMA ARTIYOR
Bank of America’dan Michael Hartnett’e göre, en büyük 10 yapay zekâ şirketi şu anda piyasa değerinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.
Beklenen IPO’ların ardından bu oranın yüzde 50’ye yaklaşabileceği, bunun da tarihsel olarak yalnızca 1880’lerdeki demiryolu döneminde görülen bir yoğunlaşmaya yakın olduğu belirtiliyor.
2021'E DEĞİL 1999'A BENZİYOR
Piyasa uzmanları mevcut ortamın 2021’den ziyade 1999’a benzediği görüşünde birleşiyor. Yatırım yöneticisi Molly Pieroni, özellikle SpaceX’in yaklaşık 150 kat gelir çarpanıyla fiyatlanmasının, mevcut beklentileri karşılamak için çok uzun süreli agresif büyüme gerektirdiğine dikkat çekiyor.
Buna karşın bazı analistler, bu şirketlerin geçmiş dönem balonlarından farklı olarak halihazırda gelir üreten ve daha güçlü iş modellerine sahip olduklarını, bu nedenle birebir bir “balon benzetmesinin” her açıdan doğru olmayabileceğini savunuyor.