Hamburger tadında domates fikri ilk bakışta alışılmadık bir mutfak deneyi gibi görünse de ABD'de yaşayan 17 yaşındaki Gabriella Rothberg'in üzerinde çalıştığı proje, genetik mühendisliğiyle beslenme sorunlarına çözüm aramayı hedefliyor.
Genç araştırmacı, domatesin yalnızca tadını değil, besin içeriğini de değiştirebilecek bir yöntem geliştirmeye çalışıyor.
Miami'de yaşayan Rothberg'in kurduğu Impossible Vines adlı girişimin merkezinde, etin kendine özgü lezzetiyle ilişkilendirilen ve demir içeren bir molekül bulunuyor.
Amaç, herhangi bir et ya da ek malzeme kullanılmadan, doğrudan bitkinin ürettiği bileşenler sayesinde hamburgere benzeyen bir tat elde etmek.
Proje henüz geliştirme aşamasında olsa da genç araştırmacının planları yalnızca mutfakla sınırlı değil.

HAMBURGER TADININ SIRRI BİR MOLEKÜLDE SAKLI
Rothberg'in çalışmasının temelini, demir içeren ve etin karakteristik lezzetiyle bağlantılı olan hem molekülü oluşturuyor.
Genç araştırmacı, domates bitkisinin genetik yapısına yeni materyal ekleyerek bu molekülü doğrudan bitkinin üretmesini sağlamayı amaçlıyor.
Bunun için Agrobacterium adı verilen bir bakteriden yararlanıyor. Genetik materyalin bitkiye aktarılmasında kullanılan bu yöntemle domatesin kendi bünyesinde hem üretmesi hedefleniyor.
Başarılı olunması halinde domates, dışarıdan et aroması veya başka bir malzeme eklenmesine gerek kalmadan et benzeri bir lezzet geliştirebilecek.
Rothberg'in hayalindeki ürün, ısırıldığında hamburgeri hatırlatan bir tada sahip domates.
Ancak bu lezzetin gerçekten elde edilip edilemeyeceği henüz kesinleşmiş değil.

BİTKİSEL ET ÜRÜNLERİNDE DE AYNI MOLEKÜL KULLANILIYOR
Hem molekülü, gıda teknolojisi açısından tamamen yeni bir fikir değil.
Bitkisel et alternatifleri geliştiren Impossible Foods da ürünlerinde sığır etine benzeyen bir lezzet oluşturmak amacıyla bu molekülden yararlanıyor.
Ancak iki yaklaşım arasında önemli bir fark bulunuyor.
Impossible Foods'un ürünlerinde hem, soya proteini, yağlar ve bağlayıcı maddeler gibi farklı bileşenlerle bir araya getiriliyor. Şirket, hem üretiminde genetiği değiştirilmiş maya aracılığıyla elde edilen soya kaynaklı bir proteinden yararlanıyor.
Rothberg ise benzer lezzeti ortaya çıkarabilecek molekülün doğrudan domates bitkisinde üretilmesini hedefliyor.
Böylece et benzeri tat için farklı malzemelerin birleştirilmesine gerek kalmayan bir sebze geliştirilmesi amaçlanıyor.

FİKİR 15 YAŞINDAYKEN ORTAYA ÇIKTI
Gabriella Rothberg'in mutfağa ilgisi yeni değil. Uzun zamandır yemek yapmayı seven genç, aynı zamanda bilimle iç içe bir aile ortamında büyüdü.
Anne ve babasının bilim insanı olması, küçük yaşlardan itibaren araştırmalarla tanışmasını sağladı. Yaşadığı evin bahçesinde laboratuvarların da bulunduğu bir ortamda yetişti.
Hamburger tadında domates geliştirme düşüncesi ise yaklaşık iki yıl önce, henüz 15 yaşındayken ortaya çıktı.
Başlangıçta bir fikir olan çalışma, zaman içinde Impossible Vines adlı bir girişime dönüştü.
Rothberg bugün hem bitki üzerinde yürütülen araştırmalarla hem de projenin geliştirilmesiyle ilgileniyor.

KÜÇÜK BİR BİTKİ DOKUSUNDAN DOMATES FİDANINA
Genç araştırmacı, laboratuvardaki çalışmalarının nasıl ilerlediğini Impossible Vines'ın Instagram hesabından da paylaşıyor.
Haziran ayında yaptığı bir paylaşımda, başlangıçta küçük bir doku parçasından oluşan bitkinin gelişim sürecini anlattı.
Paylaşımına göre küçük bir yapraktan önce kök hücreler ve sürgünler, ardından kökler gelişti.
Laboratuvar ortamında büyüyen bitki, sonraki aşamada nem koşullarına kademeli olarak alıştırıldı ve toprağa aktarıldı.
Rothberg'in aktardığı bu süreç, küçük bir bitki dokusundan tam gelişmiş bir domates bitkisine ulaşılmasını kapsıyor.

AİLESİ DE BİLİM DÜNYASINDAN
Gabriella Rothberg çalışmalarını tek başına yürütmüyor.
Genç araştırmacıya, üniversitede doktora çalışmalarını sürdüren Maddison Marshall da eşlik ediyor.
Rothberg'in ailesinin bilimsel geçmişi de dikkat çekiyor.
Babası Jonathan Rothberg, DNA dizileme teknolojisi alanındaki çalışmaları nedeniyle 2013 yılında ABD Ulusal Teknoloji ve Yenilik Madalyası'na layık görüldü.
Annesi ise hekim ve kanser araştırmacısı.
Genç girişimcinin yalnızca laboratuvar çalışmalarında değil, projenin ticari hazırlıklarında da yeni teknolojilerden yararlandığı belirtiliyor. Rothberg'in iş planını oluştururken ve patent başvurusunu hazırlarken yapay zekâ kullandığı ifade ediliyor.
ASIL HEDEF HAMBURGER TADI DEĞİL, DEMİR EKSİKLİĞİ
Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri, geliştirilmek istenen domatesin besin değerine ilişkin hedefler.
Rothberg, bitkinin yalnızca farklı bir tada sahip olmasını değil, insan vücudunun yararlanabileceği alternatif bir demir kaynağına dönüşmesini de istiyor.
Özellikle etin bulunmasının veya düzenli tüketilmesinin zor olduğu bölgelerde böyle bir ürünün beslenmeye katkı sağlayabileceğini düşünüyor.
Genç araştırmacının üzerinde durduğu gruplardan biri de beslenme yoluyla yeterli demir almakta güçlük çekebilen hamile kadınlar.
Domatesin demir içeriğinin artırılması ve bu demirin vücut tarafından kullanılabilmesi halinde, et tüketiminin sınırlı olduğu koşullarda yeni bir besin seçeneği ortaya çıkabilir.
Ancak projenin bu hedefe ulaştığını gösteren kesin sonuçlar henüz bulunmuyor.
DOMATESTEKİ LİKOPEN MİKTARINI DA ARTIRMAK İSTİYOR
Rothberg'in planları hem molekülüyle sınırlı değil.
Genç araştırmacı, kullandığı genetik yöntemlerden yararlanarak domatesin doğal olarak ürettiği likopen miktarını artırmayı da değerlendiriyor.
Likopen, domateste bulunan ve sağlık üzerindeki olası etkileri araştırılan bir bileşik.
Bu maddenin kanser riskinin azaltılmasında rol oynayıp oynamadığı bilimsel çalışmalara konu oluyor. Ancak söz konusu faydalar henüz kesin olarak kanıtlanmış değil.
Bu nedenle likopen miktarının artırılmasının doğrudan kanserden koruma sağlayacağı yönünde bir sonuca varmak mümkün değil.
HAMBURGER TADINDA DOMATES GERÇEKTEN ÜRETİLDİ Mİ?
Impossible Vines projesinde çalışmalar sürüyor. Hamburger tadı vermesi hedeflenen domatesler henüz geliştirme aşamasında bulunuyor.
Araştırmacıların bitkide istenen lezzeti elde edip edemeyeceği veya hedeflenen besinsel katkıyı sağlayıp sağlayamayacağı henüz bilimsel olarak ortaya konmuş değil.
Bu nedenle söz konusu domateslerin hamburger tadına ulaştığı ya da demir eksikliğine çözüm sunduğu söylenemiyor.
Rothberg'in üzerinde çalıştığı fikir, genetik mühendisliğinin gelecekte yalnızca tarımsal üretimi değil, sebzelerin tat ve besin özelliklerini de nasıl değiştirebileceğine ilişkin bir örnek oluşturuyor.
Şimdilik yanıt bekleyen en önemli soru ise domatesin gerçekten hamburgeri hatırlatan bir lezzet kazanıp kazanamayacağı.
Döner hamburger ve köftede yeni dönem. Bakanlık talimat gönderdiEkonomi