Yemeklere ve çaylara aroma vermesiyle bilinen karanfilin bütün halde çiğnenmesi de yaygın kullanım biçimleri arasında. Ancak küçük bir tomurcuk olması sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor.
Kendine özgü kokusu ve keskin tadıyla hemen ayırt edilen karanfil, mutfakta yalnızca yemeklere lezzet katmak için kullanılmıyor.
Geçmişten bugüne geleneksel kullanımlarda da kendisine yer bulan bu küçük tomurcuklar, içerdiği bileşenlerle dikkat çekiyor.
Karanfil yemeklere, çorbalara ve bitki çaylarına eklenebildiği gibi bütün halde doğrudan çiğnenerek de tüketilebiliyor. Özellikle çiğnendiğinde ağız içinde açığa çıkan özleri, karanfilin kullanım alanını genişletiyor.

AĞIZDA ÇİĞNENDİĞİNDE ÖZLERİ AÇIĞA ÇIKIYOR
Bütün karanfil ağızda hafifçe sıkıştırılıp çiğnendiğinde açığa çıkan özler tükürükle birleşiyor. Bu özlerin ağız içindeki zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını engellemeye yardımcı olduğu belirtiliyor.
Karanfil, ağız kokusunun giderilmesi amacıyla da tercih ediliyor. Kötü kokuyu bastırmasının yanı sıra kokunun oluşmasında rol oynayan bakteriler üzerinde de etkili olduğu ifade ediliyor.
İçeriğindeki bileşenlerin diş eti hassasiyetlerini ve hafif sızıları yatıştırıcı etkisi bulunuyor. Çiğneme hareketi aynı zamanda tükürük bezlerinin çalışmasını hızlandırarak ağız içinin ideal pH seviyesine ulaşmasını kolaylaştırıyor.

YEMEKTEN SONRAKİ ŞİŞKİNLİĞE KARŞI DA KULLANILIYOR
Karanfilin kullanım alanlarından biri de sindirim sistemi. Özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan hazımsızlık ve şişkinlik için tercih edilebiliyor.
Karanfil tomurcukları mide asidi ile sindirim enzimlerinin dengeli biçimde salgılanmasına katkıda bulunuyor.
Böylece tüketilen besinlerin parçalanması kolaylaşırken bağırsaklarda oluşan gaz ve buna bağlı krampların azalmasına yardımcı olabiliyor.

SADECE ÇİĞNENEREK TÜKETİLMİYOR
Karanfili bütün halde çiğnemek tek seçenek değil. Yemeklerde ve çorbalarda baharat olarak kullanılabildiği gibi bitki çaylarına da eklenebiliyor.
Karanfilin antioksidan özelliği, vücutta biriken zararlı serbest radikallerle mücadele ederek hücre yıpranmasının yavaşlatılmasına destek oluyor.

KAN ŞEKERİ DENGESİNE DE DESTEK OLABİLİYOR
Karanfilin etkileri arasında glikoz dengesi de yer alıyor. Yemek sonrasında kan şekerinde meydana gelen ani yükselmelerin frenlenmesine ve insülin mekanizmasının daha verimli çalışmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Karaciğer fonksiyonları açısından da karanfilin, vücudun filtreleme organı olan karaciğerin toksinlerden arınma sürecini desteklediği ifade ediliyor.

GÜNDE 1-2 TOMURCUĞU AŞMAMAK GEREKİYOR
Karanfilin küçük olması, tüketim miktarının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Günlük kullanımda 1 veya 2 karanfil tomurcuğunun aşılmaması öneriliyor. Fazla miktarda tüketilmesi mide hassasiyetine yol açabiliyor.
Sürekli ilaç tedavisi görenlerin ise daha dikkatli davranması gerekiyor. Özellikle kan sulandırıcı veya diyabet ilacı kullanan kişilerin karanfili yüksek miktarlarda tüketmeden önce doktorlarına danışmaları öneriliyor.
Dişi zonklayan bunu deniyor! 1 tane karanfil ağrıyı geçici olarak hafifletebiliyorSağlık