İran’ın Ürdün’deki ABD askerleri ve askeri altyapıya yönelik saldırıları sürerken, Tahran’ın asıl hedefinin yalnızca ABD güçlerini vurmak değil, Batı yanlısı Ürdün yönetimini istikrarsızlaştırmak olduğu iddiası İngiliz basınında gündem oldu.

İran’ın 8 Temmuz’dan bu yana Ürdün’deki ABD askerlerini veya onları destekleyen altyapıyı hedef alan yaklaşık 60 saldırı düzenlediği belirtiliyor. Temmuz ayında Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’ne düzenlenen balistik füze saldırılarında üç ABD askerinin hayatını kaybetmesi uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

DEVRİM MUHAFIZLARI'NIN MEKTUBU TARTIŞMA YARATTI

Ancak İran Devrim Muhafızları’nın saldırıdan üç gün sonra Telegram üzerinden yayımladığı mesaj, Ürdün yönetiminin dikkatini başka bir noktaya çekti.

Mesajda Ürdün halkına ve askerlerine hitap edilerek, saldırıların Ürdün’den sağlanan istihbarat sayesinde gerçekleştirildiği iddia edildi. Tahran’ın bu açıklamasının, Ürdün ordusunda Kralı Kral 2. Abdullah yönetimine yönelik şüphe ve bölünme yaratma girişimi olduğu düşünülüyor.

Ürdün hükümetinden bir kaynak, İran’ın uzun süredir Kral ile halk arasındaki bağları zayıflatmaya çalıştığını belirterek, “ABD ile ittifakımızı, İsrail ile anlaşmamızı kullanarak hoşnutsuzluğu körükleyecekler. Bizi başka bir Irak veya Lübnan’a dönüştürmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Washington merkezli Orta Doğu analisti Abdullah Hayek de Devrim Muhafızları’nın Ürdün ordusuna doğrudan hitap etmesini “son derece sıra dışı” olarak nitelendirdi. Hayek’e göre İran’ın Ürdün ordusundan bazı unsurların yönetime sadakatini sorgulatmaya çalışması, saray ile ordu arasında güvensizlik oluşturmayı hedefliyor.

ABD GÜÇLERİNİN ÇEKİLMESİ İSTENMİŞTİ

İran’ın mesajından birkaç gün sonra, yüzlerce Ürdünlü siyasetçi, akademisyen ve hukukçunun yaklaşık 4 bin ABD askerinin ülkeden çıkarılması çağrısında bulunan bir açık mektuba imza attığı ortaya çıktı.

Mektupta ABD askerlerinin varlığının Ürdün’ü güvenlik, siyasi ve ekonomik risklere maruz bıraktığı ve ülkenin taraf olmadığı bölgesel bir çatışmaya sürüklenme ihtimalini artırdığı kaydedildi.

Öte yandan ABD'nin Ürdün’deki askeri varlığına yönelik rahatsızlığın yalnızca İran kaynaklı olmadığı ve toplumun bir bölümünde gerçek bir hoşnutsuzluk bulunduğu belirtiliyor.

İsrailli Orta Doğu analisti Ronen Yitzhak ise mektubun yalnızca Filistin kökenli Ürdünlüler tarafından değil, geleneksel olarak monarşiyi destekleyen aşiret kökenli Ürdünlüler tarafından da imzalanmasının “rahatsız edici” olduğunu söyledi.

Ürdün, bölgedeki çatışmaların ortasında "istikrar adası" olarak konumlanıyor. Haşimi kraliyet ailesine bağlı profesyonel ordusu bulunan ülke, Iraklı, Suriyeli ve Filistinli milyonlarca mülteciye de ev sahipliği yapıyor.

Ürdün ayrıca İsrail ile 1994'te barış anlaşması imzalayan Arap ülkelerinden biri. Krallık, Gazze’deki savaş ve İsrail’in Batı Şeria’daki politikaları nedeniyle Tel Aviv’e yönelik sert eleştiriler yöneltse de anlaşmayı feshetmedi.

ABD, Ürdün’e yılda 1,6 milyar dolara kadar ekonomik ve askeri yardım sağlıyor. İngiltere de askeri ve istihbarat desteğinin yanı sıra mülteci programlarına finansman veriyor.