Mısır'ın İskenderiye kentinde yürütülen su altı kazılarında ortaya çıkarılan küçük bir bronz yüzük, antik dünyanın en ünlü yapılarından birine ilişkin dikkat çekici bir ayrıntıyı gün yüzüne çıkardı. Arkeologlar, denizin altında kalan eski kraliyet bölgesinde, üzerinde İskenderiye Feneri'nin tasvirinin bulunduğu bir mühür yüzüğü keşfetti. Buluntu, Akdeniz'in suları altında kalan Antirhodos Adası'ndaki arkeolojik çalışmalar sırasında bulundu. Bir dönem İskenderiye'nin kraliyet bölgesinin önemli parçalarından biri olan alan, bugün kentin Doğu Limanı'nda suyun altında bulunuyor. Mısır makamları, yüzüğün üzerindeki görüntünün antik kaynaklarda ve özellikle Roma dönemine ait bazı sikkelerde görülen İskenderiye Feneri tasvirleriyle benzerlik gösterdiğini açıkladı.
YÜZÜĞÜN ÜZERİNDEKİ GÖRÜNTÜ NEDEN ÖNEMLİ?
Keşfi sıra dışı hale getiren yalnızca yüzüğün yaşı değil. Yetkililere göre bu buluntu, İskenderiye Feneri'nin bir mühür yüzüğü üzerinde tasvir edildiğinin bilinen ilk örneği olma özelliğini taşıyor. Bu nedenle küçük bronz obje, arkeologlar açısından oldukça önemli bir kayıt niteliğinde. Mühür yüzükleri antik dönemlerde yalnızca takı amacıyla kullanılmıyordu. Bir kişinin kimliğini, yetkisini veya belirli bir kuruma olan bağlantısını gösterebiliyor; mühür baskıları ise belgelerin ya da bazı kapların güvenliğini sağlamak amacıyla kullanılabiliyordu. İşte bu ayrıntı, bulunan yüzüğü daha da ilginç hale getiriyor. Acaba yüzüğü kullanan kişi İskenderiye Limanı'nda görev yapan bir yetkili miydi? Fenerin yönetimiyle bağlantılı bir görevli olabilir miydi? Şimdilik bu soruların kesin bir yanıtı bulunmuyor. Ancak Mısır'daki arkeoloji yetkilileri, buluntunun Antirhodos'taki kraliyet yapılarının Roma döneminde de idari amaçlarla kullanılmış olabileceğine ilişkin yeni bir ipucu sunduğunu değerlendiriyor. Fenerin yönetimiyle bağlantı ihtimali ise henüz bir yorum aşamasında.
BİR ZAMANLAR DÜNYANIN EN ÜNLÜ YAPILARINDAN BİRİYDİ
İskenderiye Feneri ya da antik adıyla Pharos, milattan önce 3. yüzyılda İskenderiye Limanı'nın girişinde yükseliyordu. Antik dünyanın Yedi Harikası arasında gösterilen yapı, yüzyıllar boyunca denizcilere yol gösteren önemli bir işaret noktasıydı. Fener yalnızca işlevsel bir yapı değildi. Aynı zamanda İskenderiye'nin gücünün ve zenginliğinin sembollerinden biriydi. Yapının görüntüsünün Roma döneminde basılan sikkelerde de kullanılması, fenerin kent açısından taşıdığı sembolik değeri ortaya koyuyor. Yüzyıllar içerisinde meydana gelen depremler fenerin büyük bölümünün yıkılmasına neden oldu. Yapının kalıntılarının önemli bir kısmı ise bugün Akdeniz'in altında bulunuyor.

DENİZİN ALTINDA BAŞKA ESERLER DE BULUNDU
Arkeologların çalışmaları yalnızca bronz yüzükle sınırlı değil. İskenderiye'nin Doğu Limanı'nda sürdürülen kazılarda farklı dönemlere ait seramik ve cam eserler, amforalar, günlük kullanım kapları, şişeler ve kandiller de bulundu. Bu eserlerin bir bölümünün milattan önce 4. yüzyıla, bazılarının ise milattan sonra 4. yüzyıla kadar uzandığı belirtiliyor. Böylece tek bir buluntu alanı, İskenderiye'nin yüzlerce yıllık değişimine ilişkin farklı dönemlerden izler taşıyor. Antirhodos ise keşfin gerçekleştiği en dikkat çekici noktalardan biri. Bir dönem sarayların ve önemli yapıların bulunduğu kraliyet bölgesinin parçası olan ada, bugün tamamen su altında. Şimdi arkeologların önündeki en büyük soru ise şu: Küçücük bronz yüzük, İskenderiye Feneri hakkında yalnızca yeni bir görüntü mü sunuyor, yoksa feneri yöneten insanların kim olduğuna dair daha büyük bir hikâyenin kapısını mı aralıyor? Araştırmalar ve su altındaki kazılar devam ettikçe bu sorunun yanıtı daha net ortaya çıkacak.