İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı son yağışlarla birlikte yüzde 70,05 olarak ölçüldü.

Su miktarı; Istrancalar'da yüzde 76,36, Terkos'ta yüzde 56,12, Sazlıdere'de yüzde 45,36, Alibey'de yüzde 67,56, Büyükçekmece'de yüzde 56,47, Ömerli'de yüzde 92,37, Darlık'ta yüzde 86,11, Elmalı'da yüzde 92,54, Pabuçdere'de yüzde 57,99 ve Kazandere'de yüzde 62,10 olarak kaydedildi.

Melen ve Yeşilçay'dan bu yıl 267,28 milyon metreküp su alındı. İçme suyu arıtma tesislerinden bu yıl kente verilen su miktarı ise 300 milyon 47 bin metreküp olarak hesaplandı.

Barajlara bu yıl düşen yağış miktarı metrekare başına 389,88 kilogram oldu.

Kente su sağlayan baraj ve göletler 868 milyon 683 bin metreküp biriktirme hacmine sahipken su miktarı bugün itibarıyla 606,19 milyon metreküp olarak kaydedildi.

BARAJLAR YÜZDE 70 DOLDU

İstanbul'da günlük su tüketimi, dün itibarıyla 2 milyon 925 bin metreküp olarak ölçülürken bu miktarın 595 bin metreküpü barajlardan 2 milyon 330 bin metreküpü ise Melen ve Yeşilçay regülatörlerinden sağlandı.

İSKİ istatistiklerine göre, 11 Nisan tarihli baraj doluluk oranları 2016'da yüzde 87,02, 2017'de yüzde 87,70, 2018'de yüzde 91,30, 2019'da yüzde 92,77, 2020'de yüzde 70,35, 2021'de yüzde 79,80, 2022'de yüzde 88,44, 2023'de yüzde 41,93, 2024'de yüzde 81,62, 2025'te yüzde 82,01 iken, bugünkü oran yüzde 70,05 olarak kayıtlara geçti.

'GEÇEN YILIN GERİSİNDE'

İstanbul'un barajlarındaki doluluk oranı son yağışlarla birlikte yaklaşık yüzde 70 seviyesine ulaşırken, kamuoyunda megakentte 'Su sorunu yaşanmayacak' algısı oluştu. Ancak bu oran geçen yılın ve uzun yılların gerisinde kalıyor.

Kentin su kaynakları ve bunların yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, yetersiz kar yağışı nedeniyle son haftalardaki yağışların baraj ve su havzaları açısından çok değerli olduğunu söyledi.

Barajlardaki doluluk oranının yüzde 70 seviyesinde olduğunu ve beklenen yağışlarla yüzde 75'ün üzerine çıkabileceğini belirten Albay, "Ama unutmayalım, hala geçen yıldan 11 puan aşağıdayız. Yani çok fazla rahatlayacak durumumuz yok." ifadelerini kullandı.

Albay, İstanbul'un yerleşik nüfusunun 16 milyon olduğunu, bu yüzden barajlardaki suyun yağışlarla devamlılık göstermesi gerektiğini vurguladı.

'TAMAMI DOLU OLSA BİLE YETİŞMEZ'

Mevcut oranların asla yeterli olmayacağına dikkati çeken Albay, şöyle konuştu:

"'Yüzde 70'leri bulduk, rahatlatacağız.' Hayır, İstanbul için rahatlık gibi bir durum yok. İstanbul'a sürekli su sağlamak lazım. Ertesi yıl yağmadığı zaman hemen su sıkıntısı başlıyor. Dolayısıyla bizim ciddi bir şekilde barajlarla ilgili takip yapmamız lazım. Özellikle barajların doluluk oranlarıyla, gelecekle ilgili iyi bir yol haritası çizmemiz lazım. Çünkü İstanbul'un barajlarının tamamı dolu olsa bile 800 küsur milyon metreküp su depolayabiliyoruz. Ancak İstanbul'un şu anda su ihtiyacı yıllık 1,5 milyar metreküp civarında. Yani tamamı dolu olsa bile yetişecek bir durum yok. İstanbul Trakya ve Melen Çayı'ndan taşımayla su sorununu çözmeye çalışıyor. Dolayısıyla bize sürekli yağmur ve kar yağışı lazım."

'EN BÜYÜK SORUNUMUZ NÜFUS ARTIŞI VE BETONLAŞMA'

Yapılan son projeksiyonlara göre Türkiye'de kar kalınlığının 25 santimetre düştüğüne, bunun da derelerin debilerinin düşmesine ve barajlara gelen suyun azalmasına yol açacağına işaret eden Albay, iki yıl üst üste yaşanabilecek kuraklık ve Melen'den su akışının olmamasının kendilerini korkuttuğunu ifade etti.

Prof. Dr. Albay, özellikle İstanbul'un önlem alıp gelecek projeksiyonlarını sürekli geliştirmesi gerektiğini dile getirerek "İstanbul gerçekten çok hızlı büyüyen bir şehir. 1950'lerde 1 milyon nüfusu ile Avrupa'nın 14'üncü büyük şehri. Şu anda ise Avrupa'nın en büyük şehri. Bu oranda bir nüfus için İstanbul'un suyu yok. En büyük sorunumuz nüfus artışı ve betonlaşma. Ciddi bir şekilde bizim havzaları korumamız lazım. Nüfus artışını eğer durduramazsak İstanbul'da gelecekle ilgili projeksiyon yapmakta da zorlanacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Yalnız İstanbul'da değil, Türkiye genelinde kayıp kaçak oranının çok yüksek olduğunu aktaran Albay, "Siz barajdan suyu veriyorsunuz, evinize, fabrikanıza, iş yerinize gelmeden yolda kayboluyor. Buna lüksümüz yok. İstanbul'un ve bütün Türkiye'nin suyu çok az. 112 milyar metreküp suyumuz var. Bu su artmayacak, azalacak. Dolayısıyla bizim gerçekten özellikle içme suyu anlamında kayıp kaçak oranını azaltmamız, bu konuda ciddi önlemler almamız lazım." dedi.

'SUYU ÇOK KÖTÜ KULLANIYORUZ'

Su bilincinin önemine değinen Albay, "Suyu hala çok kötü kullanıyoruz. Tıraş olurken, diş fırçalarken, banyo yaparken, makine çalıştırırken, araba yıkarken, bahçe sularken, her yerde suyu çok kötü kullanıyoruz. Artık bu suyun az olduğunu anlamamız lazım. Su çok değerli, daha da değerli hale gelecek. Dolayısıyla verimli kullanım anlamında ilkokuldan başlayarak eğitimimizi, su kültürünü geliştirmek ve çocuklara bu ilgiyi vermemiz lazım. Aksi takdirde önümüzdeki yıllarda haziran temmuz aylarından itibaren yavaş yavaş su sıkıntısı ülke genelinde başlayacak. İklimsel nedenlerle bu baskı daha da artacak gibi gözüküyor." diye konuştu.

YAĞMUR SUYU HASADI VURGUSU

Albay, su sıkıntısına karşı alınacak önlemlere ek olarak iklim değişikliği, nüfus dağılımı ve artışı göz önünde bulundurularak gelecek projeksiyonunun planlanması gerektiğini söyledi.

Deniz suyunun arıtılması, geri kazanım, yağmur suyu hasadı gibi alternatif yöntemleri de de değerlendiren Albay, şöyle devam etti:

"Yağmur suyu hasadı konusunda gerçekten yapmamız gereken çok şey var. En azından yeni yapılan sitelerde buna yönelmek şart oldu. Yağmuru faydalı bir şekilde kullanmamız lazım. Tabii ki doğal ortamlara da suyu bırakmak lazım. Bütün suyu depolarsak doğal ortamlara gerekli suyu vermemiş oluruz ki bu durumda doğal hayat çöker. Deniz suyundan destinasyon üniteleriyle tatlı su elde etmek mümkün fakat İstanbul'un çevresindeki Marmara Denizi kirli bir su, su kalitesi oldukça kötü. Evet elde edebiliriz ama çok para harcamak durumunda kalırız. O yüzden insanları tasarrufla ilgili bilinçlendirmemiz lazım. Yağmur suyunu, bahçelerde, fabrikalarda kullanılacak suyu ciddi bir şekilde tasarruflu kullanmamız lazım. Hatta gerekirse fabrikalarda üretim şeklini değiştirmemiz lazım."

Prof. Dr. Meriç Albay, Avrupa Birliği projesi kapsamında kullanılmış suyun tarımda kullanımı dahil tekrar kullanılması yönünde çalışma yürüttüklerini, özellikle ağır metal bakımından sıkıntı bulunmuyorsa suyu tekrar kullanma noktasında alternatifler geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.