Şirketler, iş bilgisayarları ve telefonlar üzerinden çalışan davranışlarını izleme kapasitesini hızla artırıyor.
Ancak bu gözetimin amacı sadece performansı ölçmek değil, çalışanların işi nasıl yaptığını analiz ederek bunu yapay zekâya öğretmek.
TIKLAMALARINIZ YAPAY ZEKÂYA DERS OLUYOR
Şirketler için çalışanların e-postaları, mesajlaşmaları ve yazılım kullanımları adeta bir veri hazinesi. Bu “dijital izler”, yapay zekâ sistemlerinin gerçek iş süreçlerini öğrenmesi için kullanılıyor.
Meta gibi teknoloji devleri, çalışanların klavye ve mouse hareketlerini takip eden sistemleri devreye almış durumda. Amaç, çalışanların görevleri nasıl tamamladığını anlamak ve bu süreçleri taklit edebilen AI ajanları geliştirmek.
Benzer şekilde AT&T ofise devamlılığı izlerken, JPMorgan çalışanların yapay zekâ kullanımını takip ediyor.
VERİ VAR AMA HER ŞEYİ ANLATMIYOR
Ancak uzmanlara göre bu veriler her zaman yeterli değil. Danışmanlık firması Gartner analistlerinden Emily Rose McRae, şirketlerin çok fazla veri topladığını ancak bunun çalışanların yaptığı işin tamamını yansıtmayabileceğini belirtiyor.
Özellikle yazılım geliştirme gibi dijital izlerin net olduğu alanlarda bu veriler daha işe yararken, daha karmaşık işlerde yapay zekânın öğrenmesi zorlaşıyor.
Öte yandan artan gözetim, işveren ile çalışan arasındaki güven ilişkisini de zedeliyor. Uzmanlara göre birçok çalışan, işini kaybetme korkusuna rağmen bu sistemlere ses çıkarmıyor.