ÖZGÜR CEBE / NEFES

Diyarbakır'da polislerin açtığı ateşle öldürülen 28 yaşındaki Mikail Ekinci cinayetiyle ilgili 3 özel harekât polisi hakkında, “Olası kastla adam öldürme” suçundan Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldı. Polislerin ifadeleri alınırken, tanıkları da dinleyen mahkeme cinayet mahallinde keşif yapılmasına karar verdi.

Çermik İlçesinde hakkında arama kararı olan Mikail Ekinci’nin Aynalı Köyünde olduğu ihbarı üzerine harekete geçen polis ekipleri, 1 Nisan 2023 günü İnsansız Hava Aracı ve Drone yardımıyla bölgeye gitti. Ekiplere bilgi, konum ve destek sağlamak için köyün üzerinde havadan alınan görüntülerde, Mikail Ekinci’nin İHA’ları ve polis ekiplerini fark etmesiyle ahırdan çıkarak acele ve panik halinde motosiklete binerek köyün doğusundaki dere istikametine doğru kaçtığı görüldü.

TARLADA GİZLENDİ

İHA’lar ve Dronlarla takip edilen genç adam, motosikleti dere kenarında bırakıp bu kez kuzeydoğu yönüne doğru yaya olarak koşmaya devam etti. Daha sonra dere kenarındaki ekili bir tarlanın içindeki otların arasına gizlendi.

Ekipler ise Ekinci’nin bulunduğu noktayı tespit ettikten sonra sesli ikazda bulunarak teslim olması istendi. Mikail Ekinci bulunduğu yerden tekrar kaçmaya çalıştı. Kaçmasını engelleyip yakalanmasını sağlamak için ekipler havaya uyarı ateşi açtı. Kaçmayı sürdürünce ekipler tekrardan 2 el havaya ateş açtı. Uyarılara rağmen kaçmaya devam eden Ekinci, dere kenarına doğru yeniden koşmaya başladı.

OLAY YERİNDE ÖLDÜ

Bu sırada özel harekat polisleri ile cinayet büro amirliğinde görevli bir polis dikey olarak Mikail Ekinci’ye doğru ateş etti. Kovalamaca devam ederken Ekinci yön değiştirip bu kez tarlaya çıktı kısa süre sonra da göğsüne ve sırtına isabet eden kurşunla iç organ ve büyük damar parçalanmasına bağlı iç kanamayla olay yerinde hayatını kaybetti.

KRİMİNAL İNCELEMEDE ATIŞ ARTIĞI BULUNMADI

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı özel harekât polisleri A.P.İ, İ.K ve L.K hakkında “Olası kastla kasten öldürme” suçundan 20’şer yıl hapis istemiyle dava açtı. İddianamede, Mikail Ekinci’nin kaçış istikametinin buğday tarlası ile dere yatağı içinde olduğu, dere yatağının buğday ve otlarla kaplı olduğu, Ekinci’ye ateş eden özel harekat polisleri İ.K ile L.K’nın ateş açtığı bölgede yapılan aramada 1949 model bir tabanca ile 30 adet mermi bulunduğu ve kanlı bir atlet bulunduğu kaydedildi.

Van Jandarma Kriminal Laboratuarınca düzenlenen uzmanlık raporunda, ölen Mikail Ekinci’nin sağ, ve sol elinde, yüzünde atış artıklarına rastlanılmadığı, ancak polislerin el, yüz ve kıyafetlerinde atış artıkları bulunduğu ifade edildi.

Ekinci’ye ateş ettikleri için polislerin silahlarına el konularak kriminal incelemeye alındı. Raporda, olay yerinde ele geçen 3 kovanın polis L.K’nın silahından çıktığı belirlendi. İnsansız Hava Aracına ait görüntülerde bilirkişi tarafından incelenerek rapor düzenlendi. Raporda, zırhlı araçları gören Ekinci'nin motosikletle köyün ara yollarından hızla uzaklaşarak tarlaya girip zemine uzandığı, 3 polisin kendisine doğru ilerlediği sırada ekili tarlada sürünerek kaçmaya çalıştığı ve bir anda sırt üstü yerde kaldığı ve polislerin yanına geldiği ifade edildi.

"BİZE ATEŞ ETTİ, SİLAHLIYDI" DEDİLER, SAVCI SİLAH BULAMADI

İddianamede, Ekinci’nin polislere doğru 3 el ateş ettiği ve bu direnişini kırmak, polislere yönelik yakın ölüm tehdidi ve yaralanma riskini azaltmak için silah ve zor kullanma yetkisini içeren mevzuat gereğince ölçüde ve orantıda görev silahıyla 4 el ateş edilerek karşılık verildiği vurgulandı.

Mikail Ekinci’nin motosikletle kaçması, tarlada yeşillikler arasında saklandığına ilişkin görüntüleri bulunmasına rağmen vurulma anına ilişkin görüntülerin olmaması, görüntülerde kaçarken elinde tam tespit edilemeyen bir cismin bulunması, kaçış istikametinde 1 adet tabanca ile dolu şarjör bulunduğu belirtilmiş olsa da, Cumhuriyet savcısının olay yeri keşif tutanağında bir başka tabancanın bulunduğuna dair bir tespitin yer almadığına dikkat çekildi.

JANDARMA KÖPEKLERLE 4 KEZ ARADI, YİNE SİLAH YOK

Tabancanın İl Jandarma Komutanlığı JAK ve köpek timleri tarafından bölgede dört kez yapılan aramada bulunmamasına rağmen İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin beşinci aramada bulunduğu, ateş ettiği ileri sürülmesine rağmen elinde, yüzünde ve kıyafetlerinde atış artıklarına rastlanılmadığının mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

İddianamede 3 sanık polisin de olası kastla kasten adam öldürme suçundan 20’şer yıl hapisle cezalandırılmaları istendi.

"DİRENCİNİ KIRMAK İÇİN BELDEN AŞAĞISINA DOĞRU SIKTIM"

Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıkan sanık özel harekat polisi A.P.İ, olaya dair şunları aktardı:

- Gece 3 gibi şubede toplandık, toplanma sebebimiz operasyon var diye çağırdılar ve görev yerlerimiz şahıs bilgileri gibi bilgiler verdiler. Operasyon için saat 5-6 gibi yola çıktık. Köye yaklaştığımızda drone ile motosikletli bir şahsın kaçtığını söylediler. Drone ile kontrol yaparken şahsı tespit ettik, şahıs dere yatağında seyir halindeydi, dere yatağına geldiğimizde araçla devam etme imkânımız kalmadı. Araçtan inerek yaya olarak kaçan şahsı takip etmeye başladık, Dere yatağının içinde motosikleti bulduk. Drone’dan bilgi geldi şahsın tarlanın içinde sürünerek elinde silahla ilerlediği söylendi.

- Birden tarlanın içinden fırlayarak dere kenarına koşmaya devam etti. Havaya uyarı ateşi açtım. Bize doğru ateş açınca ben de direncini kırmak için bel aşağısına doğru iki el ateş ettim. Sonra arkadaşlarım da yaptı. Tarlaya girdiğimizde yüz üstü tarlada yatarken bulduk. Yanına gittim ve silahını bırakmasını istedim. Yavaşça elini yukarı kaldırmaya çalıştı ama tam kaldıramıyordu. Yanına gittiğimde göğsünden vurulmuştu, nefes alıyordu. Nabzını kaybedince kalp masajı yaptık.

"BİLİNCİ KAPALIYDI AMA NEFES ALIYORDU"

Sanık polis İ.K ise, “Şahıs dereye doğru kaçtı. Teslim ol diye ikazda bulunduk. Yanıt gelmeyince havaya uyarı atışı yaptım, ilerlemeye devam ettik. Direncini kırmak için belden aşağısına doğru birkaç el ateş ettik ama vurulduğunu anlamadık. Üçümüzde ateş ettik, şahıs ile göz irtibatımızı kaybettik. Şahsın yatık vaziyette olduğunu gördüm. Yanına gittiğimde üstü başı ıslaktı. Göğsünden yaralandığını gördüm, sırtı üstü yatıyordu, bilinci açık değildi ama nefes alıyordu. Sanık Polis L.K da, “Bize ateş edince bizde direnci kırmak için şahsa doğru ateş ettik” dedi.

"DEVLETİN GÜCÜNÜ BİZE KARŞI KULLANDILAR ŞİKAYETÇİYİM"

Mikail’in babası Abdurrahman Ekinci mağdur olarak alınan ifadesinde, “Eve geldiklerinde bize zor kullanıp hakaret ettiler. Torunumun kafasına ayakla bastılar, devletin gücünü bize karşı kullandılar. 300 kişi vardı hiçbiri de doğruyu söylemiyor, kapılarımı kırdılar. Silah sesleri duydum, ben oğlumun nerede saklandığını bilmiyordum. Sonra oğlumun öldüğünü söylediler. Helikopter çocuğumun öldüğü yere indi, ardından kalkıp gitti, ambulans geldi, sanıklardan şikayetçiyim” dedi.

"POLİSLER GELİP OĞLUMUN ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİ"

Mikail’in annesi Hanım Ekinci de, oğlunun çocuklarına sarılıp korkmamalarını söylediğini belirterek, “Polisler silah doğrultup sesini çıkarma, kıpırdama konuşursan öldürürüz dediler. Oğlumun yakalaması vardı. Polisler gelip çocuğumun öldüğünü söylediler, çocuk kadın demeden bizi dövdüler” dedi.

DRONE GÖRÜNTÜLERİ ANİDEN NEDEN KESİLDİ?

Mahkeme, cinayet yerinde keşif yapılmasına karar verdi, ayrıca İnsansız Hava Aracı Büro Amirliğine yazı yazılarak olayda kullanılan Drone’daki görüntülerin aniden neden kesildiği, drone’nun inerken aşağıya doğru neden kayıt almadığının sorulmasına karar verdi.

Mahkeme, İlçe Jandarma Komutanlığına da yazı yazarak olay yerini gören kamera görüntülerinin olup olmadığının da sorulmasını kararlaştırdı.