İstanbul'un en kalabalık tarihi alışveriş noktalarından Kapalıçarşı'da, her gün binlerce kişinin önünden geçtiği dükkânların bazıları 160 yılı aşkın geçmişe sahip. Turistlerin çoğunun görmediği hanlarda ise küçük kuyumcu atölyeleri ve kuşaklardır sürdürülen meslekler, çarşının bilinmeyen yüzünü oluşturuyor.

Kapalıçarşı denildiğinde akla genellikle altın vitrinleri, hediyelik eşya dükkânları ve turistlerle dolu sokaklar geliyor. Ancak bu kalabalığın hemen arkasında, geçmişi 1800'lü yıllara uzanan işletmeler ve geleneksel üretim yöntemlerinin sürdürüldüğü atölyeler bulunuyor.

Bir zamanlar ticaretin merkezi olarak kurulan tarihi yapı, bugün yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil. Yüzyıllardır aynı bölgede faaliyet gösteren meslek grupları, eski hanlar ve el işçiliğine dayanan üretim kültürüyle İstanbul'un geçmişinden izler taşıyor.

Kapalıçarşı'da herkes önünden geçiyor ama çok az kişi biliyor - Resim : 1

BİRİ 1865'TEN, DİĞERİ 1882'DEN BERİ FAALİYETTE

Kapalıçarşı'nın tarihi işletmelerinden biri, geçmişi 1865 yılına uzanan Epoque adlı antikacı.

160 yılı aşkın geçmişe sahip dükkân, çarşıda nesiller boyunca sürdürülen ticaret geleneğinin örnekleri arasında bulunuyor.

Bir diğer tarihi işletme ise Apraham.

Adını Ermeni kurucusundan alan küçük dükkânda 1882 yılından bu yana ham altın ve diğer değerli madenlerin ticareti yapılıyor.

Ahşap çerçeveli girişinin yanında bulunan bakır zil, işletmenin eski dönemlerden kalan ayrıntılarından biri.

Bu dükkânlar, Kapalıçarşı'nın yalnızca tarihi bir yapı olarak değil, ticari faaliyetlerin sürekliliği bakımından da geçmişle bağını koruduğunu gösteriyor.

Kapalıçarşı'da herkes önünden geçiyor ama çok az kişi biliyor - Resim : 2

65 SOKAK, 14 HAN VE YAKLAŞIK 3 BİN 600 DÜKKÂN

Kapalıçarşı'nın büyüklüğü, tarihi yapının içinde birbirinden farklı ticaret alanlarının oluşmasını sağladı.

Çarşıda 65 sokak, 14 han, 11 ana giriş kapısı ve yaklaşık 3 bin 600 dükkân bulunuyor.

Günlük ziyaretçi sayısının 400 bine kadar çıkabildiği Kapalıçarşı'da mücevher, gümüş eşya, deri ürünleri, geleneksel hediyelikler ve el dokuması halılar satılıyor.

Ancak ziyaretçilerin alışveriş yaptığı mağazalar, buradaki ticari hayatın yalnızca görünen bölümünü oluşturuyor.

Tarihi hanlarda bulunan küçük atölyeler, özellikle kuyumculuk alanında önemli bir üretim geleneğini sürdürüyor.

Vitrinlerde sergilenen mücevherlerin hazırlanmasında tasarım, altın işçiliği ve değerli taş yerleştirme gibi farklı uzmanlık alanları bir araya geliyor.

KAPALIÇARŞI'NIN TEMELLERİ FATİH DÖNEMİNDE ATILDI

Kapalıçarşı'nın kuruluşu, İstanbul'un 1453 yılında fethedilmesinin ardından başlayan döneme uzanıyor.

Fatih Sultan Mehmet'in öncülüğünde oluşturulan ticaret merkezi, vakıflara gelir sağlamak ve farklı toplulukların ticaret yapabileceği bir alan oluşturmak amacıyla gelişti.

Zamanla genişleyen Kapalıçarşı, büyük depremlerden geçmesine rağmen İstanbul'un ticaret hayatındaki önemini korudu.

Sokakların belirli meslek gruplarına göre şekillenmesi, çarşının kendine özgü düzenini ortaya çıkardı.

Kuyumculuk, gümüş işçiliği ve diğer geleneksel zanaatlar farklı sokaklarda yoğunlaşırken bu meslekler, bulundukları bölgelere isimlerini de verdi.

Kapalıçarşı'da herkes önünden geçiyor ama çok az kişi biliyor - Resim : 3

15 KUBBELİ YAPININ ETRAFINDA BÜYÜDÜ

Kapalıçarşı'nın en eski bölümlerinden biri Cevahir Bedesteni.

15 kubbeli tarihi yapı, bugünkü çarşının çevresinde geliştiği merkezlerden biri olarak biliniyor.

Yüzyıllar boyunca genişleyen ticaret alanı, bedestenin çevresindeki sokaklar ve hanlarla birlikte bugünkü büyüklüğüne ulaştı.

Bölgede farklı dönemlerden kalan mimari izlere de rastlanıyor.

Tarihi hanlardan birinde bulunan, kanatlarını açmış kartal figürlü Bizans dönemi kabartması, Kapalıçarşı çevresinin Osmanlı öncesine uzanan geçmişini yansıtıyor.

Kapalıçarşı'da herkes önünden geçiyor ama çok az kişi biliyor - Resim : 4

JAMES BOND'UN GEÇTİĞİ ÇATILARIN ALTINDA ATÖLYELER VAR

Kapalıçarşı'nın tarihi yalnızca dükkânlarında ve hanlarında değil, çatılarıyla oluşan şehir manzarasında da kendini gösteriyor.

Bu çatılar, dünya sinemasının tanınmış yapımlarından birine de ev sahipliği yaptı.

2012 yapımı James Bond filmi Skyfall'ın açılış sahnelerinde Daniel Craig'in motosikletle ilerlediği tarihi çatılar, Kapalıçarşı'nın üzerinde uzanıyor.

Aynı çatıların altında ise kuyumculuk atölyeleri faaliyet gösteriyor.

Geçmişi 1940'lı yılların sonlarına uzanan İkizler Han, mücevher üretimi ve toptan ticaret yapılan yerler arasında bulunuyor.

Buradaki atölyelerde değerli metaller işleniyor, kuyumcu tasarımları şekillendiriliyor ve mücevher üretiminin farklı aşamaları gerçekleştiriliyor.

YÜZYILLARDIR SÜREN USTA-ÇIRAK GELENEĞİ

Kapalıçarşı'nın ticaret hayatında geleneksel mesleklerin önemli bir yeri bulunuyor.

Ermeni, Rum, Yahudi ve Süryani zanaatkârlar, yüzyıllar boyunca çarşıda yan yana çalışarak farklı üretim alanlarının gelişmesine katkıda bulundu.

Özellikle kuyumculuk ve ince metal işçiliği, bu çok kültürlü zanaat geleneğinin öne çıkan alanlarından biri oldu.

Mesleki bilginin ustalardan çıraklara aktarılması, Kapalıçarşı'daki üretim kültürünün devamlılığında belirleyici rol oynadı.

Bugün de geleneksel el işçiliğinin yanında bilgisayar destekli tasarım gibi modern yöntemlerden yararlanılıyor.

Böylece tarihi üretim teknikleri, değişen teknolojiyle birlikte varlığını sürdürüyor.

Kapalıçarşı'da herkes önünden geçiyor ama çok az kişi biliyor - Resim : 5

532 KUYUMCUYA HİZMET VEREN 57 USTA

Kapalıçarşı'daki en önemli ticaret alanlarından biri kuyumculuk.

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre çarşı içinde faaliyet gösteren 532 kuyumcu, altın satıcısı ve mücevher mağazasına hizmet veren 57 usta bulunuyordu.

Kuyumculukta tasarımın yanı sıra sadekârlık ve mıhlama gibi farklı uzmanlık alanları da bulunuyor.

Sadekârlıkta mücevherin metal bölümleri hazırlanırken mıhlama işleminde değerli taşlar yüzük, kolye ve diğer takılara yerleştiriliyor.

Bu işlemler sırasında taşların ve değerli metallerin zarar görmemesi için hassas el işçiliği gerekiyor.

Geleneksel yöntemlerle çalışan ustaların yanında, modern büyüteç ve kuyumcu mikroskobu gibi araçlardan yararlanan zanaatkârlar da bulunuyor.

Kapalıçarşı'nın tarihi sokaklarında alışveriş devam ederken, hanların içindeki bu küçük atölyelerde mücevherlerin üretim süreci de sürüyor.

Yüzyıllık dükkânlar ve geleneksel zanaatlar, İstanbul'un en çok ziyaret edilen noktalarından birinin kalabalığın arkasında kalan yüzünü oluşturuyor.