Tarih boyunca insanlar yerleşim yerlerini iklim şartları ve jeolojik koşulların elverdiği yerlere kurmayı tercih etmiş olsa da dünyada öyle yerler var ki insanların buralarda bir yaşam kurabilmek için fazladan çaba gösterdiği anlaşılıyor. Bunun sonucunda ise çoğu insanın gördüğünde gözlerine inanamadığı yerleşim yerleri ortaya çıkıyor.

Bu yerlerden üçüne biraz daha yakından bakalım…

KAYALARIN İÇİNDE KURULMUŞ BİR YAŞAM

Kayaları oyup içine şehir inşa ettiler. Uçurumun yamacına sıra sıra diktiler - Resim : 1

Bunlardan ilki İtalya’nın güneyinde bulunan Matera. Basilicata bölgesinde yer alan bu yerleşim alanını özel kılan, insanların doğal kaya bloklarının içini oyarak kendilerine burada yaşam alanları yaratmış olması.

Bu tarihi bölge, "Sassi di Matera" yani “Matera Taşları” olarak biliniyor. Kayaların içi oyularak yapılmış olan konutların yer aldığı Matera, bir çeşit “kaya kenti” olarak öne çıkıyor.

Bölge halkı, burayı yüzyıllar boyunca kanyon yamaçlarında yer alan kireç taşı oluşumlarını el aletleriyle oyarak inşa etmiş. Söz konusu doğal mağaralar sonrasında yavaş yavaş genişletilerek içlerine ahırlar, kilerler ve sarnıçlar gibi ilave yapılar eklenmiş. Ortaya çıkan ise yamaç boyunca üst üste binen oyuklar, bir evin çatısının başka bir evin tabanını oluşturduğu karmaşık bir yapılaşma olmuş.

Matera'nın en önemli dönüm noktalarından biri ise 1993 yılında Sassi ve Rupestrian Kiliseleri Parkı'nın UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınması oldu.

UNESCO’nun değerlendirmesine göre, burası Akdeniz bölgesindeki arazi ve ekosistemle bütünleşmiş mağara yerleşimlerinin en önemli ve iyi korunmuş örneklerinden biri.

PORTEKİZ’DE TAŞTAN BİR KALE

Kayaları oyup içine şehir inşa ettiler. Uçurumun yamacına sıra sıra diktiler - Resim : 2

Matera’ya benzer bir diğer yerleşim yerine ise bir diğer Akdeniz ülkesi Portekiz’de rastlanıyor. Idanha-a-Nova bölgesinde yer alan Monsanto köyünde devasa granit kayaların arasına inşa edilmiş sıra dışı evler yer alıyor. Burada da evlerin duvarı, tavanı veya zemini olarak işlev gören dev kayalar bulunuyor. Bu ise köye taştan bir kale görünümü veriyor.

Diğer bir deyişle, 758 metre yükseklikte kurulmuş olan bu yerleşim yerini görenler, uzaktan baktıklarında bunun devasa taştan bir kale olduğu yanılsamasına kapılabiliyor. Haksız da değiller çünkü buradaki evler dev granit kayalarla tamamen bütünleşmiş bir yapı sergiliyor.

Bunun sebebi ise evlerin inşası sürecinde kayaların yerinden oynatılması yerine daha zor ama uzun vadede daha sürdürülebilir bir yolun seçilmiş olması. Buna göre, burada yaşayan halk devasa kayaları yerinden oynatmak veya kırmak yerine evlerini ve diğer yaşam alanlarını doğrudan doğruya kaya kütlelerinin etrafına şekillendirmiş. Ortaya da böylece devasa taştan kale görünümlü tarihi bir köy çıkmış.

Öte yandan, köyün askeri bir geçmişi de bulunuyor. Buna göre, köyün zirvesinde 19. yüzyılda yaşanan bir patlamayla kısmen yıkılan tarihi bir Tapınak Şövalyeleri kalesinin kalıntıları yer alıyor.

TAŞ TAŞIMADAN İNŞA EDİLEN BİR KÖY

Kayaları oyup içine şehir inşa ettiler. Uçurumun yamacına sıra sıra diktiler - Resim : 3

Son olarak, Ürdün'ün çöl bölgesinde yer alan antik Petra kentinin en görkemli yapısı Al-Khazneh (Hazine) de 2 bin yıl önce dağın doğrudan oyulmasıyla inşa edilmesiyle dikkat çekiyor.

Al-Khazneh hakkında paylaşılan bilgilere göre, yaklaşık 40 metre yüksekliğindeki bu mimari yapıda tek bir taş blok taşınmadı veya üst üste konulmadı. Bunun yerine bu devasa anıt işçilerin yukarıdan aşağıya doğru kayaları yontması ve iç mekanları dağın derinliklerine kazarak ortaya çıkarması ile oluşturuldu.

Nebatili ustalar tarafından inşa edilen bu yapı dağın kazma çekiç ve keski gibi basit el aletleriyle önce kabaca şekillendirilmesi, ardından sütunların ince işçilik ile dekore edilmesi yoluyla son şeklini aldı.

Bunun yanı sıra, kurak bir çöl vadisinde yer alan Petra'yı ve Al-Khazneh gibi anıtları korumak için gelişmiş bir su mühendisliği ağı kuruldu.