TARIK IŞIK / NEFES
Ankara Temsilcimiz ve köşe yazarımız Deniz Zeyrek’le geçtiğimiz çarşamba günü YENİ Parti lideri Özgür Özel’i ziyaret ettim. Özel, “Erdoğan’la anlaşma” iddialarıyla ilgili noktayı koydu. “Ne Erdoğan’ın gelecek yürüyüşü açısından yani bir daha aday olması, Anayasa değişikliği, ne de herhangi bir başka noktada anlaşmamız, mutabakatımız var. Olsaydı bugüne kadar 50 kere bozulurdu. Bozulması için de Erdoğan elinden geleni yaptı. Anayasa meselesi falan da buralarda yapılmış bir tartışmamız, açık-gizli görüşmemiz yok. Kendi doğrularımızı savunuyoruz” dedi. Sohbetin sonuna doğru gözlerim Zafer’i aradı. Zafer’i bilirsiniz; Şero’dan sonra CHP’nin maskotu haline gelen sevimli kedi. Özel, CHP Genel Başkanı olduğu dönemde makam odasının kendi halinde sakiniydi. Zafer’i göremeyince Özel’e sordum, “Aldık, aldık…” dedi. Meğer neler olmuş neler…
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararı, üç gün sonra, 24 Mayıs’ta icra işlemleri kapsamında CHP Genel Merkezi’ne tebliğ edilmişti. Tebliğ sırasında Çevik Kuvvet ekipleri kapıyı kırarak içeri girmiş, biber gazı ve plastik mermiler eşliğinde Genel Merkez’i tahliye etmişti. O hengamede Zafer de unutulmamış. Özel’in anlattığına göre CHP Genel Merkezi’ne operasyon yapılırken Zafer’in “acil çıkış planı” da hazırmış. Zafer, taşıma çantasının içine konulmuş, gazdan etkilenmemesi için üzerine ıslak havlu örtülmüş. Genel Başkan’ın özel asansöründen doğruca -2. kattaki otoparka indirilmiş ve bir araçla binadan çıkartılmış. Özgür Özel, bunları anlatırken aklıma “Er Ryan’ı Kurtarmak” filmi geldi. Zafer iki ayı aşkın süredir bir evde misafir ediliyor. YENİ Parti’nin Genel Merkez binasındaki tadilat bittiğinde, ait olduğu yere Özel’in makam odasına taşınacak. Özel, “Zafer’i de Mayıs’ı da kaptırmadık” dedi. “Kedici” olduğum için önce Zafer’i sormuştum. Özel, iki yıl önce belediye başkanları toplantısı için geldiği Burdur’da kendisine hediye edilen köpeğe 1 Mayıs’ta doğduğu için “Mayıs” adını vermişti. Mayıs da operasyondan bir gün önce Genel Merkez’den ayrılmış. Özel’e Zafer’i özleyip özlemediğini sordum. “Özledikçe alıyorum, hasret gideriyoruz. Sonra yine gidiyor. Zafer felakettir…” dedi. Peki Genel Merkez’den çıkartıldıktan sonra, iki aydır kimse “Zafer nerede?” diye sormadı mı? Özel’in cevabı net ve kısa oldu:
“Sormazlar ki, o bizim kedimiz. Butlancılar insan sevmiyor. Hayvan mı sevecek?”
Terörsüz Türkiye’nin ilk meyvesi
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin öncülük ettiği süreç, Türkiye’nin kırk yılı aşkın süredir taşıdığı ağır yükü sonlandırma iddiası taşıyor. “Terörsüz Türkiye” hedefinde son nokta henüz konulmamakla birlikte sürecin toplumsal ve siyasi zeminde yarattığı hareketlilik tartışılmaz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2026 Dünya Kupası öncesi yayımladığı mesaj, Türkiye’nin bütünlüğüne yaptığı vurguyla dikkat çekiciydi. Erdoğan’ın “Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a, İstanbul’dan Diyarbakır’a kadar 86 milyonun her bir ferdi bugün aynı duyguda birleşti” ifadesi, milli takımın performansının ötesinde “birlik” söylemine işaret ediyordu.
Bu söylemin ne ölçüde karşılık bulabileceğine dair ilginç bir anekdot kulağıma çalındı. Hatırlanacağı üzere A Millî Futbol Takımımız, ikinci maçında 20 Haziran’da Paraguay’la karşı karşıya geldi. Edindiğim bilgiye göre PKK’lılar da Türkiye-Paraguay maçını izlemek için ekran başına geçmiş. Hatta terör örgütünün elebaşlarından Cemil Bayık, Türkiye’nin 1-0 yenildiği maçla ilgili “Bizim çocuklara çok baskı yapıldı. Bu kadar baskı altında yenilgi normal” demiş. Elbette bir kişinin bir maç yorumundan geniş kapsamlı sonuçlar çıkarmak temkinli olunması gereken bir alandır. Ancak sürecin toplumsal etkisini ölçmek açısından bu tür sembolik veriler kayda değer birer ipucu sunuyor.
Polislere 3 silah sınırlandırması geliyor
Polisler, mesleklerinin gereği ve riskleri nedeniyle ateşli silahlarla iç içe bir hayat sürmek zorunda kalabiliyor. Ancak Kahramanmaraş’taki kanlı okul baskını polislerdeki silahlar konusunda kantarın topuzunun kaçtığını acı bir şekilde ortaya koydu. Saldırgan İsa Aras Mersinli’nin 1. Sınıf Emniyet Müdürü babası Uğur Mersinli’nin 7’si tabanca 2’si av tüfeği toplam 9 ateşli silahı olduğu, oğlunun da okul baskınını babasına ait 5 silahla gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Türkiye genelinde bireysel silahlanmada artış olduğu konusunda iktidar ve muhalefet hemfikir. TBMM’de kurulan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda bu konu da konuşuldu. 1 Ekim’den sonra Meclis’in gündemine gelecek Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde, Kahramanmaraş olayından hareketle polis memurlarına silah edinme sınırlaması getirilmesi değerlendirildi. Komisyondaki değerlendirmelerde, polis memurlarınca sınırsız sayıda silah edinilebilmesi nedeniyle alım-satım yoluyla piyasada çok sayıda silahın dolaşıma girdiği görüşü dile getirildi. Bu nedenle polislerin edinebileceği silah sayısının üçe sınırlandırılmasına yönelik bir düzenleme üzerinde duruldu. Düzenlemenin yasalaşması halinde, hem kontrolsüz silah birikiminin önüne geçilmesi hem de görev dışındaki süreçlerde ortaya çıkabilecek güvenlik risklerinin azaltılması hedefleniyor.