Koronavirüs salgınının ilk aylarında sağlık sisteminin kapasitesini korumaya yönelik kararlar, Birleşik Krallık'taki bakımevlerinde yaşayan binlerce kişinin hayatını doğrudan etkiledi. Resmi koronavirüs Soruşturması'nın yayımladığı son rapor, yaşlıların ve bakıma muhtaç bireylerin salgın yönetiminde geri planda bırakıldığını ortaya koydu.
Rapora göre, Ulusal Sağlık Sistemi'nin (NHS) üzerindeki baskıyı azaltmak ve hastanelerde yatak açmak amacıyla 17 Mart ile 15 Nisan 2020 tarihleri arasında yaklaşık 25 bin hasta, yeterli test ve koruyucu önlemler sağlanmadan bakımevlerine taburcu edildi.
Enfeksiyon riski değerlendirilmeden gerçekleştirilen bu sevkler, virüsün bakım tesislerine taşınmasını kolaylaştırdı. Salgının kontrol altına alınmasında yaşanan aksaklıklar, zaten kırılgan durumda olan bakımevi sakinleri için ağır sonuçlar doğurdu. Salgın sürecinde 43 binden fazla bakımevi sakininin hayatını kaybetmesi, bakım sistemindeki eksikliklerin boyutunu gözler önüne serdi.

'KORUMA KALKANI' SÖYLEMİ RESMİ RAPORDA KARŞILIK BULMADI
Dönemin Sağlık Bakanı Matt Hancock'un, hükümetin bakımevleri çevresinde bir "koruyucu kalkan" oluşturduğu yönündeki açıklamaları, soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Soruşturmayı yöneten Yargıç Heather Hallett, bu söylemin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirtti.
Raporda, bakımevlerinin salgının ilk döneminde enfekte hastaları güvenli biçimde izole edecek yeterli imkânlara sahip olmadığına dikkat çekildi. Hastaların virüs taşıyıp taşımadığını belirlemek için yeterli test bulunmaması ve çalışanların kişisel koruyucu ekipmana erişememesi, salgının yayılmasını önlemeyi daha da zorlaştırdı.
Bazı bakım çalışanlarının kendilerini korumak için çöp poşetleri ve müzik festivallerinden kalan plastik yağmurluklar kullanmak zorunda kalması, yaşanan hazırlıksızlığın çarpıcı örneklerinden biri olarak rapora yansıdı. Sakinleri ve çalışanları korumaya yönelik önlemlerin gecikmesi, bakım tesislerindeki riskleri artırdı.

ZİYARET YASAKLARI YAŞLILARI SEVDİKLERİNDEN KOPARDI
Salgının etkileri yalnızca hastalık ve can kayıplarıyla sınırlı kalmadı. Virüsün yayılmasını engellemek amacıyla uygulanan katı ziyaret kısıtlamaları, bakımevi sakinlerinin aileleriyle ve sevdikleriyle aylar boyunca görüşememesine neden oldu.
Özellikle hayatının son dönemindeki hastaların yakınlarından ayrı kalması, aileler üzerinde derin bir duygusal yük oluşturdu. Bazı yakınlar, sevdiklerinin son anlarında yanlarında bulunamadı. Bu durum, geride kalan ailelerin uzun süre taşıdığı suçluluk duygusunu ve yas sürecini daha da ağırlaştırdı.
Yargıç Hallett, ziyaret yasaklarının "ölçülemez bir zarara" yol açtığını belirtirken, özellikle demans hastalarının fiziksel ve zihinsel sağlıklarında ciddi gerilemeler yaşandığına dikkat çekti. Ziyaretlerin 2020 yazında kısmen yeniden başlamasını olumlu değerlendiren Hallett, bu kararın sağlayacağı faydaların çok daha erken anlaşılması gerektiğini vurguladı.
Hallett, yaşananların insani boyutunu şu sözlerle ifade etti:
"Birçok insan, asla taşımamaları gereken derin bir suçluluk duygusuyla yaşamaya devam ediyor. Ziyaret kısıtlamaları sakinler ve yakınları üzerinde tarif edilemez bir duygusal yıkım yarattı. Çoğu kişi için bu mekânlar artık bir ev olmaktan çıkıp adeta birer cezaevine dönüştü."

2016'DAKİ PANDEMİ TATBİKATININ UYARILARI NEDEN UYGULANMADI?
Soruşturma raporunda, bakımevi sakinlerinin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı son derece savunmasız olduğunun salgın öncesinde de bilindiği belirtildi. Buna rağmen salgın başladığında bu kişileri korumaya yönelik hazırlıkların yetersiz kaldığı tespit edildi.
Ekim 2016'da gerçekleştirilen Cygnus Tatbikatı'nda, olası bir salgın sırasında bakım tesislerinin kapasitesinin artırılması ve güvenli izolasyon alanlarının oluşturulması gerektiği ortaya konmuştu. Ancak rapora göre, belirlenen ihtiyaçlara yönelik çalışmalar salgın başlayana kadar tamamlanmadı.
Yargıç Hallett, gerekli hazırlıkların zamanında yapılması durumunda enfekte hastaların daha güvenli koşullarda izole edilebileceğini ve yaşanan kayıpların önüne geçilmesine yardımcı olunabileceğini vurguladı.
Bu tespitler, koronavirüs dönemindeki sorunların yalnızca salgın sırasında alınan kararlardan kaynaklanmadığını; uzun süredir devam eden planlama ve hazırlık eksikliklerinin de krizi derinleştirdiğini gösterdi.

DNACPR KARARLARINDA HASTALARIN HAKLARI TARTIŞMA KONUSU OLDU
Raporda öne çıkan bir diğer önemli konu, kalp-akciğer canlandırması uygulanmamasına ilişkin DNACPR kararlarının alınma biçimi oldu. Bu kararlar, kalbi veya solunumu duran bir hastaya kardiyopulmoner resüsitasyon (CPR) uygulanmamasını ifade ediyor.
Soruşturma, bazı durumlarda kararların hastanın yaşı, genel sağlık durumu veya öğrenme güçlüğü gibi özellikler gerekçe gösterilerek alındığını ortaya koydu. Üstelik bazı hastalara ya da ailelerine danışılmadan verilen bu kararların uygunluğu ciddi biçimde sorgulandı.
Raporda, sağlık ve sosyal bakım çalışanlarının yaşamın son dönemine ilişkin hassas konuları hastalar ve yakınlarıyla doğru, açık ve şefkatli biçimde konuşabilmeleri için gerekli yetkinliğe her zaman sahip olmadıkları da belirtildi.
Bu bulgular, salgın döneminde yalnızca enfeksiyon kontrolü ve tedavi süreçlerinde değil, hastaların haklarının korunması ve karar alma mekanizmalarında da önemli sorunlar yaşandığını ortaya çıkardı.

BAKIM ÇALIŞANLARI KORUYUCU EKİPMAN EKSİKLİĞİYLE MÜCADELE ETTİ
Koronavirüs salgını boyunca bakımevi çalışanları, hem kendi sağlıklarını korumaya hem de bakım verdikleri kişilerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Ancak yetersiz koruyucu ekipman, ağır iş yükü ve sürekli enfeksiyon riski, çalışanların üzerindeki baskıyı artırdı.
Soruşturma raporunda, çalışanların temel koruyucu malzemelere erişememesinin "kesinlikle kabul edilemez" olduğu vurgulandı. Birçok personelin ciddi tükenmişlik yaşadığı, bazılarının ise mesleğini erken bırakmak zorunda kaldığı kaydedildi.
Raporda ayrıca, yetişkin sosyal bakım sektörünün toplumdaki hayati rolüne rağmen uzun yıllar boyunca yeterli desteği ve değeri görmediğine dikkat çekildi. Salgın sırasında ortaya çıkan sorunların, sektördeki yapısal eksikliklerin giderilmesi gerektiğini bir kez daha gösterdiği belirtildi.

COVİD-19 SORUŞTURMASINDAN SEKİZ YENİ KRİTİK ÖNERİ
Haziran 2022'de başlatılan Birleşik Krallık Koronavirüs Soruşturması'nın toplam maliyetinin 200 milyon sterlini aştığı belirtiliyor. Soruşturmanın nihai raporunun 2027 yazında yayımlanması bekleniyor.
Bakımevlerini ve yetişkin sosyal bakım sistemini ele alan son rapor, soruşturmanın toplam 10 modülünden altıncısını oluşturuyor. Daha önce açıklanan 55 tavsiyeye ek olarak sekiz yeni öneri sunulması, gelecekte benzer bir salgına karşı hazırlıkların güçlendirilmesini hedefliyor.
Raporda öne çıkan öneriler arasında şu başlıklar yer alıyor:
- Bakımevi sakinlerinin güvenli biçimde izole edilmesini sağlayacak, önceden hazırlanmış ve uygulanabilir planların oluşturulması.
- Enfekte olan bakım çalışanlarının gelir kaybı yaşamadan evde kalabilmelerini sağlayacak finansal destek mekanizmalarının geliştirilmesi.
- Ziyaret kısıtlamalarının uygulanmasına ilişkin, sakinlerin ve ailelerinin ihtiyaçlarını gözeten ulusal yönergelerin hazırlanması.
- Sağlık ve sosyal bakım çalışanlarına yaşam sonu bakımı ve hassas konularda iletişim eğitiminin verilmesi.
Yargıç Hallett, yetişkin sosyal bakım sektörünün korunması için atılan adımların geciktiğini belirterek, yaşanan başarısızlıkların hazırlık eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Gelecekte benzer bir felaketin önlenmesi için önerilerin vakit kaybetmeden uygulanması gerektiğini ifade etti.

YENİ BİR SALGIN ÖNCESİNDE DERSLER ÇIKARILABİLECEK Mİ?
Birleşik Krallık'taki resmi koronavirüs Soruşturması'nın bulguları, salgının en ağır sonuçlarının yalnızca hastanelerde değil, sağlık sisteminin dışında kalan bakım tesislerinde de yaşandığını ortaya koydu.
Yetersiz test uygulamaları, güvenli izolasyon alanlarının bulunmaması, koruyucu ekipman eksikliği ve aile ziyaretlerine ilişkin kararların gecikmesi, bakımevi sakinlerinin karşı karşıya kaldığı riskleri artırdı. Salgın öncesinde belirlenen ihtiyaçların zamanında karşılanmaması da krizin etkilerini ağırlaştıran unsurlar arasında yer aldı.
Raporun temel mesajı ise açık: Yaşlıların ve bakıma muhtaç kişilerin korunması, yalnızca kriz anında alınacak önlemlere bırakılamaz. Planlama, yeterli kaynak, eğitim ve insan odaklı bakım politikaları, gelecekteki salgınlara hazırlığın ayrılmaz parçaları olmalı.
Yargıç Hallett'in uyarısı, yetkililerin önündeki sorumluluğu bir kez daha gündeme taşıdı. Yeni bir salgın yaşanmadan önce rapordaki önerilerin hayata geçirilip geçirilmeyeceği, hem bakım sektörünün geleceği hem de en savunmasız kişilerin korunması açısından belirleyici olacak.
Covid yalanı ortaya çıktı, milli takım kadrosunda çıkartıldıFutbol