Financial Times yazarı Martin Wolf, Körfez krizine ilişkin değerlendirmesinde, Hürmüz Boğazı’ndan şubat sonundan bu yana petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz, üre, rafine petrol ürünleri, hidrojen ve helyum gibi temel emtia taşıyan tankerlerin geçmediğini aktardı.

Wolf’a göre, kapanmadan önce yola çıkan gemilerin büyük bölümü varış noktalarına ulaştı. Bundan sonra ise yola çıkamayan sevkiyatların eksikliği daha fazla hissedilecek. Stokların da azalmasıyla dünya, fiziksel kıtlıkların yaşandığı yeni bir döneme girecek.

Wolf, bu sürecin talebin bastırılmasıyla yönetilmek zorunda kalacağını belirtti. Bunun da fiyat artışları, daha sıkı para politikası, karne uygulamaları ya da resesyonun bir bileşimiyle gerçekleşebileceğini ifade etti.

“KITLIKLAR ARTIK HAYALİ DEĞİL, GERÇEK OLACAK”

Wolf, BP’nin eski strateji ve politika geliştirmeden sorumlu grup başkan yardımcısı Nick Butler’ın “Başlangıcın sonu” başlıklı Substack yazısına atıfla, Körfez krizinde asıl etkinin yeni başladığını vurguladı.

Butler’a göre sorun yalnızca Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasından ibaret değil. İran’ın ağırlıklı olarak altyapıyı hedef alması sonucu Körfez’de en az sekiz büyük rafineri tamamen ya da kısmen devre dışı kaldı. Katar’daki Ras Laffan LNG tesisi de çalışamaz hale geldi. Bu hasarın ne kadar sürede onarılacağı ise bilinmiyor.

Wolf, yaşanan arz sorununun yalnızca ham petrol üzerinden okunmaması gerektiğini yazdı. Körfez bölgesinin kriz öncesinde günde 3,3 milyon varil rafine ürün ve 1,5 milyon varil LPG ihraç ettiğini aktaran Wolf, bu ürünlerin Asya ve Avrupa’daki tüketici tedarik zincirlerine doğrudan girdiğini belirtti.

JET YAKITI VE DİZELDE SIKINTI ÖNE ÇIKIYOR

Wolf’un aktardığına göre, ürün bazlı arz kesintileri nedeniyle basit bir ikame mümkün değil. Körfez’den gelen belirli ham petrol türleri ve rafine ürünlerin kaybı, özellikle jet yakıtı ve dizel gibi ürünlerde sıkıntı yaratıyor.

Bu nedenle ABD’nin petrol bakımından kendi kendine yeterli olduğu yönündeki algının eksik olduğunu belirten Wolf, piyasa yorumcusu Charlie Garcia’ya atıfla ABD’nin net ihracatçı olsa da aynı zamanda büyük bir ithalatçı olduğunu hatırlattı. Bunun nedeni, ABD rafinerilerinin işleyebildikleri ham petrol türlerine erişmek zorunda olması.

STOKLAR AZALIYOR, ALTERNATİFLER SINIRLI

Wolf’a göre krizin bugüne kadar sınırlı hissedilmesinin temel nedeni stokların hızla kullanılması oldu. Ancak stoklar sınırlı. Körfez dışındaki üretimi artırmak ya da petrol akışını Hürmüz dışında başka rotalara yönlendirmek orta vadede bile zor görünüyor.

Wolf, dünyadaki önemli yedek petrol üretim kapasitesinin büyük bölümünün yine Körfez’de bulunduğunu, bunun dışındaki en büyük ek kaynağın ise Rusya olduğunu aktardı. Ancak Rusya seçeneğinin hem siyasi güçlükler içerdiğini hem de kapasite açısından sınırlı olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan’dan Kızıldeniz’e ve Umman’dan Ras Markaz’a uzanan boru hatlarının kapasitesi de sınırlı. Bu kapasitelerin artırılması zaman alacak. Rafineri kapasitesinin yerine konması da hem pahalı hem uzun vadeli bir süreç olacak. Avrupa’da ise rafineri kapasitesinin yıllardır gerilediğine dikkat çekildi.

KRİZ ENERJİYLE SINIRLI DEĞİL

Wolf, kıtlık riskinin yalnızca enerji ürünleriyle sınırlı olmadığını yazdı. Helyum, nafta, metanol, fosfat, üre, amonyak ve kükürt tedariki de etkileniyor.

Helyum arzındaki düşüşün mikroçip üretimini olumsuz etkilediğini belirten Wolf, yapay gübre üretiminde kullanılan emtialardaki azalışın da küresel gıda üretimini azaltabileceğini aktardı. Daha uzun deniz rotalarının maliyetleri artırması nedeniyle dünya taşımacılığı da baskı altında. Ayrıca 20 bin denizcinin Körfez’de mahsur kaldığı ifade edildi.

PİYASALARDA ATEŞKES BEKLENTİSİ

Wolf’a göre piyasalar, yaklaşan sorunların eninde sonunda istikrarlı bir ateşkese ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yol açacağına inanmış görünüyor. Ancak bunun gerçekleşmemesi de ihtimal dahilinde.

Wolf, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda “tek önemli şeyin” İran’ın nükleer silaha sahip olmaması olduğunu söylediğini aktardı. Yazıda, İran’ın böyle bir anlaşmayı kabul edip etmeyeceği, Trump’a güvenip güvenmeyeceği, anlaşmanın nasıl izleneceği ve uygulanacağı gibi soruların belirsizliğini koruduğu vurgulandı.

“VADELİ PİYASALAR KRİSTAL KÜRE DEĞİL”

Wolf, petrol vadeli işlem piyasalarının fiyatların düşeceğine işaret ettiğini, ancak bunun kesin bir gösterge olmadığını belirtti. Financial Times’tan Jonathan Vincent ve Malcolm Moore’un değerlendirmelerine atıf yapan Wolf, petrol vadeli eğrisinin bir “kristal küre” olmadığını yazdı.

Wolf’a göre en kötü senaryoda fiyatlar, kısıtlı arz ile talebi dengeleyecek kadar yükselmek zorunda kalacak. Söz konusu ürünlerin temel ihtiyaç niteliğinde olması ve talebin fiyatlara duyarlılığının düşük olması nedeniyle ham petrol ve ürün fiyatları sert biçimde artabilir.

Bu uyum sürecinin bir kısmı da enflasyon beklentilerinin yükselmesi, faizlerin artması ve küresel ekonomi üzerinde güçlü bir resesyon etkisi yaratması yoluyla gerçekleşebilir.

TARİHİN EN BÜYÜK ENERJİ KRİZİ

Wolf, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un “tarihin en büyük enerji krizine girildiği” yönündeki uyarısını da hatırlattı. Wolf’a göre koşullar kısa sürede değişmezse bu uyarı haklı çıkacak.

Martin Wolf, yazısını ABD’nin savaşa verdiği “Operation Epic Fury” adının yerine “Operation Epic Folly” ifadesinin daha gerçekçi olacağını belirterek tamamladı.