Uzmanlara göre, hükümetler ve finans kuruluşları tarafından kullanılan hatalı ekonomi modelleri, hızlanan iklim krizinin küresel ölçekte bir ekonomik çöküşe yol açma riskini ciddi biçimde hafife alıyor.

Dünya hızla ısınırken aşırı hava olayları ve iklim sistemindeki “kritik kırılma noktaları" riski giderek artıyor.

Exeter Üniversitesi ile düşünce kuruluşu Carbon Tracker Initiative tarafından hazırlanan rapora göre, mevcut ekonomik modeller bu ani ve yıkıcı şokları tamamen göz ardı ediyor.

Araştırmacılara göre modeller, yalnızca ortalama sıcaklık artışlarının ekonomik büyümeyi yavaşlatacağını varsayıyor. Oysa bu yaklaşım, fosil yakıt kullanımıyla birlikte iklim sisteminin bilinmeyen bir alana sürüklendiği gerçeğini gözden kaçırıyor. Modellerin temel varsayımı, geleceğin geçmişteki gibi davranacağı yönünde.

BİRDEN FAZLA AŞIRI HAVA OLAYI ÇAKIŞIRSA...

Raporda, Atlantik Okyanusu’nda hayati öneme sahip akıntıların değişmesi ya da Grönland buz tabakasının erimesi gibi iklim kırılma noktalarının, dünya genelinde toplumları ve ekonomileri derinden sarsabileceği belirtiliyor. Bazı sistemlerin bu eşiklere çok yaklaştığı, hatta halihazırda ulaşmış olabileceği vurgulanıyor.

Rapora göre, 2070–2090 yılları arasında yaşanabilecek yıkıcı iklim şokları nedeniyle küresel ekonomide yüzde 50’ye varan bir GSYH kaybı yaşanabilir. Bu oran, daha önce yapılan tahminlerin çok üzerinde.

Uzmanlara göre, birden fazla aşırı hava olayının eş zamanlı yaşanması, bazı ülkelerin ekonomilerini tamamen çökme noktasına getirebilir.

Exeter Üniversitesi’nden Dr. Jesse Abrams, olası bir çöküşün 2008 krizine benzeyebileceğini ancak sonuçlarının çok daha ağır olacağını belirterek “Bir ekosistem ya da iklim çöküşü yaşandığında, dünyayı bankalar gibi kurtarma şansımız yok" dedi.

Carbon Tracker CEO’su Mark Campanale, hatalı ekonomik analizlerin yatırımcılar ve politika yapıcılar arasında yaygın bir rehavete yol açtığını söyleyerek şöyle konuştu: “Bazı devlet kurumları, bugün zor kararlar almamak için iklimin ekonomi üzerindeki etkilerini küçümsüyor. Bu büyük bir sorun. Gecikmenin sonuçları felaket boyutunda olabilir.”