TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar'da düzenlenen Sivil Toplum Buluşması’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Malazgirt Zaferi ve Büyük Taarruz’un önemine değinen Kurtulmuş, "Anadolu topraklarının kapısını açan 1071'in 26 Ağustos'udur. 26 Ağustos'ta Büyük Taarruz'la birlikte başlayan süreç ise yaklaşık 850 yıl sonra gelen ve düşmanı topraklardan defettiğimiz yolun başlangıcıdır. Afyon bu anlamda Türkiye'nin aziz tarihinde fevkalade önemli bir yere sahiptir" dedi.
"SELÇUKLU DA BİZİMDİR, OSMANLI DA BİZİMDİR, CUMHURİYET DE BİZİMDİR"
Kurtulmuş, Malazgirt Zaferi ve Büyük Taarruz’un en temel ortak özelliğinin birlik ve beraberlik olduğunu belirterek, tarihe karşı yapılan iki temel hataya dikkati çekti. Tarihin ya sadece övünülecek hikayelerden ibaret görüldüğünü ya da dönemlere ayrılarak yarıştırıldığını dile getiren Kurtulmuş, "Selçuklu da bizimdir, Osmanlı da bizimdir, Cumhuriyet de bizimdir. Bunların birbirinden ayrılması mümkün değildir. İspatı da 26 Ağustos'tur. Eğer 26 Ağustos 1071'i 26 Ağustos 1922'den ayırabiliyorsanız geçmişi bugünden ayırabilirsiniz. Mümkün değildir. Bu milletin tarihi bir bütündür ve her sayfası bizim için iftihar edeceğimiz büyük bir tarihtir" diye konuştu.
"TERÖRÜN EN MÜTEVAZI MALİYETİ 2,3 TRİLYON DOLARDIR"
Cumhuriyet’in ilk asrında büyük yoksunluklar yaşandığını ancak hep ileriye doğru yüründüğünü belirten Kurtulmuş, bu dönemin en ağır bilançosunun emperyalistler tarafından ödetilen terör ve terörün getirdiği yıkım olduğunu ifade etti. Terörle mücadelenin yaklaşık 50 yıldır sürdüğünü, 40 binin üzerinde insanın yaşamını yitirdiğini ve binlerce şehit verildiğini hatırlatan Kurtulmuş, "2013 yılında birtakım üniversite üyesi arkadaşlarımızla hesaplamalar yapmıştık. O zamanki rakamlarla alternatif maliyetleriyle birlikte 1,3 trilyon dolardı. Bugün en mütevazı rakamlarla 2,3 trilyon dolarlık bir maliyete katlandık. Maalesef bu ülkenin insanları birbirinden ayırt edilmeye çalışıldı" dedi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNİ UYGULAMAYA KOYDUK"
"Geçmişte Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’in de terör meselesini bitirmek için çeşitli teşebbüslerde bulunduğunu, ancak dönemin bazı mihraklarınca bunun engellendiğini" söyleyen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
- "Akıl 'Emperyalistler niye bu oyunu oynuyor?' demek değildir. Akıl onlardan daha büyük bir aklı ortaya koymaktır. Şimdi Türkiye Allah'ın izniyle Cumhuriyet'in ikinci asrında daha büyük bir aklı ortaya koyarak emperyalistlerin oyun planını bozuyor. İnşallah Terörsüz Türkiye olarak ortaya koyduğumuz bu hedefi çok süratli bir şekilde adım adım ve gayet lojistik olarak da gayet iyi kurgulanmış bir şekilde uygulamaya koyduk, devam ediyoruz.
- Önümüzde hem bölgenin hem dünyanın yeni şartları, hem Türkiye'nin savunma sanayisinde çok güçlü bir hâle gelmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve güvenlik kuvvetlerimizin fevkalade etkin bir caydırıcılığa kavuşmuş olması Türkiye için yeni dönemin adımlarını atmayı zorunlu kılmıştır."
Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyipp Erdoğan'ın "iç kalenin tahkim edilmesi" uyarısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin desteğiyle başlayan Terörsüz Türkiye sürecine de dikkati çekti.
Sürecin TBMM çatısı altındaki seyrine ilişkin detayları paylaşan Numan Kurtulmuş, iki yıl önce başlayan adımların ardından geçen yıl Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını hatırlattı. Kurtulmuş, 5 ayı aşkın süren çalışmanın ardından yasal düzenlemenin yapıldığını belirterek, "Geçtiğimiz günlerde 10 Ağustos'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair kanun 467 milletvekilimizin oyuyla, yani Meclis tarihinin en büyük ittifakıyla kabul edilmiş ve yasalaşmıştır. Böylece aralanan bu kapı bu yasayla birlikte sonuna kadar açılmıştır" ifadelerini kullandı.
"BU KAPI BARIŞA VE KARDEŞLİĞE AÇILIYOR"
Kabul edilen kanunla açılan kapının niteliğine değinen Kurtulmuş, bu kapının barışa, kardeşliğe ve sorunların demokratik olgunlukla çözümüne çıktığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
- "Bu kapı gerçekten var olan sorunlarımızı demokratik bir olgunlukla çözmeye, aynı bayrağın altında aynı vatanın yurttaşları olarak, aynı kaderin kaderdaşları olarak, aynı yolun yoldaşları olarak 86 milyon hep beraber yürümeye açıldı. Böylesine zor ve önemli adımlar bazı şartlar yan yana gelmeden asla atılamaz.
- Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Türkiye'de toplumumuzun büyük bir kısmının bu konuda Terörsüz Türkiye'nin gerçekleştirilmesi konusunda yaygın ve güçlü bir kanaati vardır. Zaten meclisten hemen hemen her partiden 467 milletvekilinin 'evet' demesi toplumda var olan bu mutabakatın da doğal bir yansımasıdır. Ayrıca bu toplumsal iklime paralel olarak bölgedeki siyasi şartlarda Allah'a çok şükür Türkiye'nin fevkalade ciddi bir şekilde lehinedir."
"SDG'NİN KENDİSİNİ FESHETMESİ TARİHİ VE DEĞERLİDİR"
Bölgedeki gelişmelere dikkati çeken Kurtulmuş, Suriye’de 60 yıllık diktatörlüğün yıkılması ve iç savaşın sona ermesinin toplumsal bütünleşme adına kritik bir adım olduğunu kaydetti. Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılmasının da yeni devlet otoritesini güçlendireceğinin işareti olduğunu aktaran Kurtulmuş, "Dün Suriye'de SDG'nin başkanının yaptığı açıklama, Suriye'deki entegrasyonun olumlu bir şekilde nihayete erdiği ve SDG'nin bir örgüt olarak varlığını yok edip kendisini feshettiği açıklaması bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır. İnşallah bu açıklamayla birlikte işin devamı gelecek. Beklediğimizden daha süratli bir şekilde Suriye'de gerçekleşen entegrasyon inşallah tam manasıyla sağlanacaktır" dedi.
Kurtulmuş, şöyle konuştu:
- "Şimdi Suriye'de tam manasıyla bir barışın ortaya çıkması, inşallah Irak hükümeti ile olan ilişkilerimizle de daha güçlü bir noktaya gitmesi bölge halklarının da yan yana gelmesini sağlayacaktır. Bu açılan kapıdaki yol bir asır evvel emperyalistlerin ters çevirdiği, ters düz ettiği bizim kaderimizle ilgili yeni bir yoldur. Bu bölgenin haklarını sınırlarla böldüler. Yetmedi, insanları etnik kimlikleri üzerinden düşman yapmaya çalıştılar. Mezhebi kimlikleri üzerinden düşman yapmaya çalıştılar. Dini kimlikleri üzerinden düşman yapmaya çalıştılar.
- Biz buna karşı çıkıyoruz ve diyoruz ki: 'Bu bölgenin sadece Türkiye'nin değil, bu bölgenin Sünnileri de, Şiileri de, Türkmenleri de, Türkleri de, Arapları da, Kürtleri de, Acemleri de, bütün etnik unsurları, Müslümanları da, gayrimüslimleri de hepsi aynı medeniyetin parçalarıdır.
- Biz şimdi Terörsüz Türkiye meselesiyle dağılan parçalarımızı bir araya getiriyoruz. Dağıttıkları parçalarımızı toparlıyoruz ve Allah'ın izniyle bir araya getiriyoruz. Bu yolda devam edeceğiz. Her zorluğu da aşarak yolumuza devam edeceğiz. Çünkü devlet tecrübesi bizden daha tecrübeli bir başka millet yok."
"YASADA ÜÇ TANE SİGORTA VARDIR"
Kamuoyunda "Çerveçe Yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin de konuşan Kurtulmuş, örgütün silah bırakmaması ihtimaline karşı üç ana sigortanın bulunduğunu belirtti. Kurtulmuş, yasaya ilişkin şunları söyledi:
- "Üç tane sigorta vardır yasanın içinde. Hiçbir şehit ailemizin, hiçbir gazimizin hakkını, hukukunu rencide edecek herhangi bir söz bırakın cümleyi, bir kelime bile yoktur. Devletin varlığını, birliğini, üniter devlet yapımızı tehlikeye atacak bir tek kelime yoktur. Tam tersine bütün bunları garanti altına almak için yani bütün silah bırakmasının temin edilmesi şartıyla bu sürecin devam ettirilmesi için üç tane önemli sigorta konulmuştur.
- Birincisi yasanın birinci maddesinde yer alan kritik eşik diyerek raporumuzda da tanımladığımız örgütün bütün şubeleri ile birlikte silahlarını bıraktığı ve örgütsel faaliyetlerini sonlandırdığını devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyidi üzerine Milli Güvenlik Kurulunca alınacak bir kararla örgütün kendisini feshettiği ortaya konulacaktır.
- Örgütün 'mış' gibi yapma ihtimali yoktur. Kaldı ki bu birinci sigortadan sonra geçtiğimiz gün Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında toplanan takip ve izleme kurulu bu süreci yürütme adına takip edecek. Hakikaten sahada hangi gelişmeler oluyor, bunu raporlayacak, bu raporları tartışacak.
- O kurulda kim var? Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Adalet Bakanı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri var. Terör ile mücadele adına ülkemizde devlet adına en yetkili üst makamlar kimse onların hepsi kurulda var. Onlar da gözünü dört açarak millet adına bu süreci takip edecek ve raporlayacak. Allah aşkına böyle bir kuruldan herhangi bir konunun sekmesi, herhangi bir şeyin atlanması mümkün müdür? Devlet bütün birimleriyle ciddi bir koordinasyon içerisinde bu süreci yürütecektir.
"ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ YASA KAPSAMINDA DEĞİL"
- Üçüncü bir sigorta ise Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Aynı şekilde bu sürecin yürütmedeki kurulun karşılığı olarak Meclis'in açılmasıyla birlikte Meclis'te de bir komisyon kurulacak. Bütün siyasi partilerin katılımıyla sağlanacak bu komisyonda da sürecin işleyişi ile ilgili konu takip ve kontrol edilecektir. Herhangi bir şekilde sürecin aksamasını, aksatılması ya da 'mış gibi' yapılmasının imkanı ve ihtimali yoktur.
- Dolayısıyla bu sağlandıktan sonra da ümit ediyoruz ki çok kısa bir süre içerisinde silahlar tamamıyla teslim edilecek ve örgüt daha evvel yaptığı açıklamanın gereğini yerine getirerek tamamıyla kendisini feshedecek ve artık Türkiye'nin 50 yılını işgal eden PKK ve türevlerinden oluşan bir terör meselesi Türkiye'nin gündeminde olmayacaktır."
Kurtulmuş ayrıca, örgütün üst düzey yöneticileri ile öldürme ve bombalama gibi ağır suçlara karışmış kişilerin bu yasa kapsamının dışında tutulduğunu belirterek, bu kişilerin yasadan istifade etmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
"AYRIMCI VE ÖTEKİLEŞTİRİCİ DİLİ BİR KENARA BIRAKMALIYIZ"
Konuşmasının uyarılarda bulunan Numan Kurtulmuş, sürecin akamete uğratılması için birtakım haritalar üzerinden oyunlar kurgulanabileceğine dikkati çekerek, dilin ve gönlün ötekileştirici unsurlardan arındırılması gerektiğini söyledi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:
- "Önce dillerimizi tasfiye etmek, her türlü ayrımcı dili terk etmek, her türlü ayrılıkçı ve ötekileştirici dili de bir kenara bırakmak zorundayız. Bu topraklarda yaşayan herkes bu ülkenin eşit ve özgür yurttaşlarıdır. Bu topraklarda yaşayan herkes aynı bayrağın altında yaşayan aynı vatanın evlatları, aynı medeniyetin insanlarıdır. Dolayısıyla önce bu dilden ötekileştirici, farklılaştırıcı ayrımcılık dilini bir kenara bırakmak ve etrafımızdakilerin de bu dili bırakmasını tavsiye etmemiz lazım."