Kütahya’da Seyitömer Höyüğü’nde yapılan arkeolojik kazılarda, yaklaşık 5 bin yıl önce medyana gelen yangında yanarak bugüne ulaşan 8 ekmek kalıntısı bulundu. Kazı çalışmalarında ekmeklerin yanında buğday ve mercimek kalıntılarına da rastlandı. Buluntular, sergilenmeye başladığı Kütahya Müzesi’nde ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Toprağın altında bulundu. Kokusu üstündeydi - Resim : 1

KÜLLERİN ARASINDAN ANTİK MUTFAK ÇIKTI

Kütahya kent merkezine 26 kilometre uzaklıkta bulunan ve tarihi milattan önce 3000'li yıllara kadar uzanan Seyitömer Höyüğü, arkeoloji tarihinin en nadir buluntularından birine ev sahipliği yaptı. Kütahya Müzesi Müdürlüğü tarafından yürütülen kazılarda, Erken Tunç Çağı'na ait bir odada yaklaşık 5 bin yıl önce yaşanan bir yangının izleri takip edildi. Çalışmalar sonucunda yangında yanarak bugüne ulaşan 8 ekmek kalıntısı bulundu. Kazı başkanı Dr. Arkeolog Sevgi Gürdal ve ekibi, antik döneme ait bir fırın ve duvar kenarındaki raf sistemini ortaya çıkardı.

Toprağın altında bulundu. Kokusu üstündeydi - Resim : 2

YANGIN KALINTILARININ ARASINDA 5 BİN YILLIK EKMEK

Yürütülen çalışmalarda, çöken raf ayaklarının arasında yanarak karbonlaşmış ve bu sayede günümüze kadar ulaşmayı başarmış 8 adet ekmek kalıntısı tespit edildi.

Tarihi ekmeklerin hemen yanında dönemin beslenme alışkanlıklarını ortaya koyan buğday ve mercimek taneleri de bulundu. Buluntuların ortaya çıkış şeklini açıklayan Dr. Sevgi Gürdal, şu bilgileri verdi:

“Yaptığımız kazılarda oda içindeki fırının bulunduğu alanda, raf ayaklarının arasında yanmış halde 8 ekmek bulduk. Ekmeklerin etrafında buğday ve mercimek kalıntılarına da rastladık. Bu da yangın çıkmadan önce orada bir raf bulunduğunu gösteriyor. Rafın üzerinde çuvallarda veya torbalarda tarım ürünleri ve ekmek de bulunuyormuş. Yangın sırasında rafın yıkılmasıyla bunlar karışık halde ele geçmiş oldu.”

Toprağın altında bulundu. Kokusu üstündeydi - Resim : 4

MÜZEDE ZİYARETÇİLERİN ODAK NOKTASI OLDU

Yangının yarattığı yüksek ısı sayesinde adeta fosilleşerek günümüze ulaşan 5 bin yıllık ekmekler, buğday ve mercimek kalıntıları gerekli konservasyon işlemlerinin ardından Kütahya Arkeoloji ve Maden Müzesi’nde koruma altına alınarak sergilenmeye başlandı. Ziyaretçilerin merakla incelediği eserlerin tarihi önemine değinen Gürdal, şu ifadeleri kullandı:

“Seyitömer Höyüğü, müzelerimizde sergilenen eserlerin aslında büyük bir bölümünü oluşturuyor. Seyitömer Höyüğü eserleri, döneminin günlük ve sosyal hayatına, sanat anlayışına ve beslenme alışkanlıklarına ilişkin çeşitli veriler sunuyor.”

Toprağın altında bulundu. Kokusu üstündeydi - Resim : 5

EKONOMİYE KAZANDIRMA ÇALIŞAMALARI DEVAM EDİYOR

Orijinal boyutları 26 metre yükseklik, 140 metre en ve 150 metre boy olan Seyitömer Höyüğü’ndeki kazıların geçmişi 1989 yılına dayanıyor. Çalışma sahasında yer alan höyüğün altındaki zengin linyit rezervlerinin ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.

Bu doğrultuda 1989'da Eskişehir Müzesi, 1990-1995 arasında Afyonkarahisar Müzesi ve 2006-2014 yılları arasında Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından yürütülen çalışmalarda bugüne kadar 17 binden fazla tarihi eser kurtarılarak Kütahya Müze Müdürlüğüne teslim edildi. Bölgedeki kurtarma kazıları 2019 yılından bu yana kesintisiz olarak sürdürülüyor.

Toprağın altında bulundu. Kokusu üstündeydi - Resim : 6

SEYİTÖMER HÖYÜĞÜNDE BUGÜNE KADAR NELER BULUNDU?

Kütahya'da yürütülen kazılarda 17 binden fazla tarihi eser gün yüzüne çıkarıldı. Seyitömer Höyüğü'nde bugüne kadar elde edilen en önemli bulgular şu şekildedir...

Dünyada Nadir Görülen Asur Mührü: Arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıran ve dünya üzerinde sadece 10'dan az örneği bulunduğu bilinen ünik bir Asur çekiç başlı mühür gün yüzüne çıkarıldı.

Antik Seri Üretimin İlk Kanıtları: Erken Tunç Çağı III dönemine tarihlenen ve seramik üretiminde kalıp kullanıldığını kanıtlayan çok sayıda pişmiş toprak kap, kacak ve kalıp parçası tespit edildi.

Roma Dönemi Zeus Tapınağı: Höyüğün en üst noktasında yürütülen çalışmalarda, Roma İmparatorluğu dönemine ait görkemli bir Zeus Tapınağı'nın mimari kalıntıları ve temelleri ortaya çıkarıldı.

Madencilik ve Demir Atölyeleri: Bölgenin antik çağdaki sanayi merkezi olduğunu gösteren Hitit ve Frig dönemlerine ait demir ergitme fırınları, metal lingolar, potalar ve cüruflar bulundu.

Savunma Surları ve Anıtsal Merdivenler: Farklı dönemlerde yerleşimi çevreleyen kalın savunma surları ile höyüğün kuzey yamacında aşağı şehre inmeyi sağlayan anıtsal uzun merdiven yapıları deşifre edildi.

Günlük Yaşam ve Savaş Aletleri: Kazılarda binlerce yıl öncesine ait çakmak taşı ve boynuz kesici aletler, sapan taşları, dokumacılıkta kullanılan ağırşaklar, kemik yüzükler, bronz sikkeler ve cam boncuklar kayıt altına alındı.