Kış aylarının ve kış sofralarının vazgeçilmez lezzeti mandalina, tezgahlardaki yerini alırken tüketicilerin en büyük merakı tatlı ve sulu meyveyi seçebilmek oluyor.
Pazardan ya da marketten mandalina satın alırken dışarıdan parlak ve kusursuz görünen her meyve aynı lezzette çıkmıyor. Çoğu zaman rengine kanarak alınan mandalinalar beklenmedik şekilde ekşi çıkarken, görünüşü sıradan olanlar ise bal gibi bir tat sunabiliyor.
Her meyvenin tadına bakmak mümkün olmasa da kabuğuna, ağırlığına ve kokusuna bakarak en doğru seçimi yapabilirsiniz.

RENGİNE KANMAYIN
Mandalina seçerken en sık yapılan hatalardan biri sadece kabuk rengine odaklanmaktır. Koyu turuncu mandalinaların daha tatlı olduğu düşünülse de meyvenin türü ve yetiştiği bölge kabuk rengini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle açık renkli veya hafif yeşilimsi mandalinalar da gayet sulu ve tatlı olabiliyor.
Doğru mandalinayı bulmak için aynı boyuttaki iki meyveyi elinize alıp tartmanız gerekiyor. Elinize aldığınızda daha ağır gelen mandalinanın su oranı ve lezzeti her zaman daha yüksek oluyor.
İçi boş gibi duran hafif meyveler ise suyunu kaybetmiş çıkıyor. Ayrıca sap kısmına yaklaşıldığında belirgin bir narenciye kokusu veren ve aşırı sert olmayan mandalinalar olgunluğunu kanıtlıyor. Satsuma gibi türlerde kabuk gevşek olurken, diğer çeşitlerde kabuk meyveye daha sıkı tutunuyor.
TAM BİR ŞİFA DEPOSU
Doğru seçilen lezzetli mandalina, sadece damak çatlatmakla kalmayıp vücuda adeta sağlık aşılıyor. Yüksek C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek kış hastalıklarına karşı koruyucu kalkan oluşturuyor. Hücre yenilenmesini ve kolajen üretimini destekleyerek ciltteki yaşlanma belirtilerini azaltıyor.

Lifli yapısı bağırsak sağlığını iyileştirip kabızlığı önlerken, düşük kalorisiyle diyet yapanların zayıflamasına yardımcı oluyor. A vitamini ile göz sağlığını koruyan meyve; potasyum içeriğiyle yüksek tansiyonu düşürmeye, flavonoidler sayesinde ise kanser riskini azaltmaya katkı sağlıyor.