Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, başkentte yaşanan su kesintileri ve kendilerine dönük eleştirilerle ilgili basın toplantısı düzenledi.
Bunları 'dezenformasyon' olarak niteleyen Yavaş, hepsini savcılığa bildirdiklerini söyledi.
Yavaş şöyle devam etti:
"Bugün aslında su konusunu konuşmak için bu basın toplantısını düzenledim. Dünyanın içinden geçtiği süreç sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. BM Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevreleri açıkça söylüyor.
Akdeniz Havzası Türkiye'nin içinde olduğu bu kuşak dünyada en hızlı kuruyan bölge haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor, kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor.
Bu küresel tablo Elazığ'ı da, Kayseri'yi de, Malatya'yı da yurdun çeşitli yerlerini vuruyor ve Ankara'yı da vuruyor. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil rakamlarla söylüyoruz. Bakın nüfusumuz artarken barajlara gelen su azalıyor.
1994'te Ankara'da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü, 2008'de 45 metreküptü, 2025'te bu rakam 19 metreküpe düştü. Yani Ankara su açısından yarıdan fazla fakirleşmiştir.
'200 GÜN GÖZ AÇIP KAPATINCAYA KADAR GEÇER'
Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir öte yanda her geçen yıl daha az gelen su. Az önce ekrandaki baraj görüntüleri işte bu gerçeğin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo iklim krizinin Ankara'ya düşen payıdır. Bizim görevimiz şudur: Bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara'yı ayakta tutmaktır.
Bugün burada izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara'nın 200 günlük suyu var demiştim, 200 dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte ciddi miktarda tasarruf ettik. Şimdi zaman zaman siyasiler var olan suyun musluklara ulaştırılamadığı gibi saçma sapan konuşmalar yapıyorlar. Dezenformasyon yapıyorlar.
Şu anda suyumuz, barajlardan şehre gelecek suyun su alma yapısının altında. Su neden verilemiyor deyince meşhur bir balık fıkrası vardır:
Askere gelmiş komutan sormuş 'Niye savaşı kaybettiniz? Anlat bakayım' demiş. 'Bir barut bitti.' Komiser demiş ki 'Gerisini saymana gerek yok.' Su yok. Sizin 2050'ye kadar yetecek dediğiniz baraja Gerede projesinden damla gelmiyor. Su yok. Olay bu kadar basit. Bunu da mazeret üretmeden bir yönetici olarak şehre nasıl, ne şekilde su vereceğimizin tedbirlerini alıp projelerini yapıyoruz.
'SUYU KESİLENLER ALLAH RIZASI İÇİN EL KALDIRSIN'
Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın. Gördüğünüz gibi su kesintisinden mağdur olan insan sayısı Ankara'da 2 milyon 600 bin abonemizin çok çok altında. Bizim görevimiz gerçeği saklamak değil, net bir şekilde halkla bunları paylaşmak.
'HALKIN KARŞISINA ÇIKMAYA YÜZLERİ YOK, DEZENFORMASYON YAPIYORLAR'
Ne yazık ki bazı siyasiler bu hayati meseleyi çözüm üretmek yerine polemik konusu yapıp köpürtüyor. Şehrin içine halkın karşısına çıkmaya yüzü olmayan bu insanlar kalkıp Ankara Büyükşehir hakkında dezenformasyon yapıyor.
Benim aklıma şu geliyor, onları televizyon ekranlarında gördükçe katır defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş, kalkmış bunları anlatıyorlar. Şimdi Kerbela dönemini de sosyal medyadan vereceğiz. Çünkü eski dönemde şunlar olmuştu bizim dönemde de bunlar oldu gibi bir kıyasa ihtiyacımız var. Biz buraya seçilirken en iyi hizmeti yapmayı, en iyisini yapmaya talip olduk.
Ve Ankara halkı da bize güvendiği için seçti ve aynı şekilde çalışmaya da devam edeceğiz. Şimdi Ankara'yı bu ağır küresel rağmen nasıl susuz bırakmadığımızı, hangi yatırımlarla, hangi tekniklerle ve hangi fedakarlıkla suyumuzu korumaya çalışacağımızı anlatıyorum.
'BUNLARI ÇABUK UNUTTUK'
Görevi aldığımızda ASKİ'nin durumu nedir? Ankara halkı için neler yapmışız? Bunların birçoğunu ASKİ'nin o kısıtlı bütçesiyle neler yaptığımızı anlatacağım. Zaman zaman siyasilerden şunu duyuyorum: 'Yedi yıl oldu yapsaydın ya.' Yani yedi yılda Kesikköprü'den gelen boruları değiştireceksin, Ankara'da birçok altyapı eksiği var onları yapacaksın ve üstelik geçtiğimiz beş yılda bir sürü engelleme ve bizzat en yetkili siyasi kişilerin söylemleriyle 'Topal ördek' haline getirip yapacaksın. Bunları çabuk unuttuk."
'BAĞIRA ÇAĞIRA KONUŞUYOR, EVİNDE 37 TON KULLANIYOR AYLIK'
Yavaş sözlerinin devamında 2019-2026 yılları arasında yaptıkları projelerden bahsetti. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i de ismini vermeden sert eleştirdi:
"O televizyonlarda bağıra bağıra konuşanlar ortalama 20 metreküp su kullanmaya devam ediyor. Hiç su tasarrufu yapmamış. Su tasarrufunu hep beraber yapacağız. Bu problem bütün toplumun problemi haline geldi. O bağıran, tweet atan siyasi siyasi, baktık evinde tam 37 ton kullanıyor aylık. Ve bir ton dahi tasarruf etmemiş. Muhtemelen bahçesini suluyor.
Yani ben şundan korkarım: Adeta Ankara halkı susuzluk çeksin diye sonuna kadar muslukları açıp, boş bırakırlarsa da artık bunlarla da karşılaşacağız diye tahmin ediyorum.
'SAHTE HABERLERE HAZIR OLUN'
Son günlerdeki bu dezenformasyonla ilgili dün sosyal medyada yayınlar yapıldı. Bu karalama kampanyasının mutlaka bir amacı olması lazım. O amacın ne olduğunu biliyoruz. Ve arkasında şunu söyleyecekler: Ankara'da salgın hastalık başlıyor. İnsanlar leğenle çamaşır yıkıyor. Şehir susuz kaldı gibi sahte haberlere bundan sonra hazır olun.
'HEPSİNİN NE KADAR SU KULLANDIĞINI GÖRÜYORUZ'
Ama ASKİ Ankara Büyükşehir'e bağlı, o konuşan insanlar dahi, ilçe yöneticileri dahi hepsinin ne kadar su kullandığını görüyoruz. Hepsini dezenformasyondan halka panik yaratmaktan dolayı da götüreceğiz Savcılığa vereceğiz. TRT'ye sesleniyorum veya İletişim Başkanlığı'na: Sizler 86 milyon vatandaşının vergileriyle yayın yapan bir kurumsunuz. Onlarla faaliyet yapıyorsunuz. Halkın parasını kullanıp, halka yalan söylemeye lütfen utanın.
Haber merkezlerinde kurulan WhatsApp gruplarında 'Su akmayan çeşme bulun gidin oradan yayın yapın. Tankerle su verilen bir yer bulun. Ne pahasına olursa olsun görüntü çıkarın' şekilde talimatlar verildiğini bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? WhatsApp gruplarında bizi sevenler bu yazışmaları bize gönderiyorlar. Ve şimdi de bütün Türkiye biliyor. Şunu açıkça söylüyorum: O dosya haber yayınlandığı gün TRT hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım. Bu kadar da değil."