Farklı spor türleri ile yaşam süresi ve ölüm riski arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarda tenis dikkat çekici sonuçlarla öne çıkarken, bilim insanları bulguların doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğinin altını çiziyor.

Düzenli egzersizin sağlığa katkıları bilinse de hangi spor dalının uzun yaşam açısından daha avantajlı olduğu sorusunun tek bir yanıtı yok. Ancak farklı spor dallarını ölüm oranları ve yaşam beklentisi üzerinden karşılaştıran araştırmalarda tenis dikkat çekici sonuçlarla öne çıkıyor.

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 1

Mayo Clinic Proceedings'te yayımlanan bir araştırmada tenis oynayanlarla hareketsiz yaşam sürenler arasında yaklaşık 10 yıllık yaşam beklentisi farkı görüldü. Çalışmadaki spor dalları arasında en yüksek fark teniste kaydedildi.

British Journal of Sports Medicine'da yayımlanan başka bir araştırmada ise raket sporlarına ilişkin sonuçlar kalp-damar sağlığı açısından dikkat çekti. Bulgular, tenis oynamanın kalp hastalığından ölüm riskinde yüzde 56, herhangi bir nedene bağlı erken ölüm riskinde ise yüzde 47 daha düşük riskle ilişkili olduğunu gösterdi.

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 2

KOŞU, YÜZME VE BİSİKLETİN ÖNÜNE GEÇTİ

Mayo Clinic Proceedings'teki araştırmada tenis; futbol, bisiklet, yüzme ve koşu gibi farklı sporlarla karşılaştırıldı. Hareketsiz yaşam sürenlerle yapılan karşılaştırmada tenis oynayanlarda görülen yaklaşık 10 yıllık yaşam beklentisi farkı, incelenen diğer aktivitelerden daha yüksek çıktı.

British Journal of Sports Medicine'daki araştırmada da yüzme, aerobik, bisiklet ve koşuyla karşılaştırıldığında raket sporlarında ölüm riski bakımından daha güçlü bir ilişki saptandı.

Ancak rakamların yorumlanmasında önemli bir sınır bulunuyor. Araştırmalar, tenisin tek başına daha uzun yaşamaya veya kalp hastalığından korunmaya neden olduğunu kanıtlamıyor.

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 3

Tenis oynayan kişilerin başlangıçta daha sağlıklı ve fiziksel olarak daha aktif olması veya beslenme, gelir, sosyal yaşam ve diğer yaşam tarzı özelliklerinin sonuçları etkilemesi mümkün. Dolayısıyla çalışmalarda görülen farkın ne kadarının doğrudan tenisten, ne kadarının tenis oynayan kişilerin genel yaşam biçiminden kaynaklandığı kesin olarak ayrıştırılmış değil.

Nörolog ve ABD Tenis Federasyonu eski Başkanı Dr. Brian Hainline ise 2024 yılında yaptığı değerlendirmede araştırmalardan çıkan tabloyu şu sözlerle ifade etti:

“Bilim bize tenis oynamanın zihinsel, fiziksel ve sosyal sağlığı iyileştirirken ömrü uzattığını söylüyor.”

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 4

NEREDEYSE TÜM VÜCUT AYNI ANDA ÇALIŞIYOR

Tenisin araştırmalarda neden öne çıkmış olabileceğine ilişkin açıklamalardan biri, spor sırasında vücudun birçok bölgesinin eş zamanlı olarak çalışması.

Baptist Health Orthopedic Care'den ortopedi cerrahı Dr. Gautam Pratap Yagnik, tenisi “neredeyse tam bir vücut antrenmanı” olarak tanımlıyor.

Kort içerisinde koşarken bacaklar aktif biçimde çalışıyor. Vuruş sırasında vücudun dönmesi merkez bölgesini ve omuzları devreye sokarken, raketle topa vurmak için kollar kullanılıyor. Böylece tek bir aktivite sırasında farklı kas grupları sürekli olarak harekete katılıyor.

Yagnik, tenisin yalnızca kas gücü ve dayanıklılıktan ibaret olmadığına da dikkat çekerek şunları söylüyor:

“Gerçekten her şeyi çalıştırıyorsunuz. Aynı zamanda biraz hafife alınan başka şeyler de öğretiyor. Denge ve ince motor kontrol.”

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 5

YOĞUNLUK SÜREKLİ DEĞİŞİYOR

Columbia University Irving Medical Center'dan spor hekimi Dr. Elan Goldwaser ise tenisin kalp-damar sistemi üzerindeki potansiyel faydasını oyunun değişken temposuyla açıklıyor.

Tenis sırasında hız ve ani hareketler için kullanılan hızlı kasılan kas lifleri ile daha uzun süreli dayanıklılığı destekleyen yavaş kasılan kas lifleri birlikte devreye giriyor.

Goldwaser, bu özelliği şöyle anlatıyor:

“Tenisten aldığınız egzersiz neredeyse yüksek yoğunluklu interval antrenmanı gibi; hızlı ve yavaş, ağır ve hafif gidiyorsunuz.”

Goldwaser, kısa zaman dilimleri içinde yoğunluğun sürekli değişmesinin vücuttaki farklı mekanizmalar açısından çeşitli faydalar sağlayabileceğini belirterek, “Kısa süreler içindeki bu yoğunluk değişiminin vücuttaki farklı mekanizmalar için pek çok faydası var” ifadelerini kullanıyor.

KEMİK YOĞUNLUĞUNDA DA FARK BULUNDU

Tenise ilişkin araştırmalar yalnızca kalp-damar sistemi ve yaşam süresiyle sınırlı değil.

German Journal of Sports Medicine'da yayımlanan bir araştırmada, hobi amacıyla düzenli tenis oynayan kişilerin kemik yoğunluğunun tenis oynamayanlara kıyasla anlamlı ölçüde daha yüksek olduğu belirlendi.

Goldwaser, kortta gerçekleştirilen zıplama, yere basma ve yön değiştirme hareketlerinin kemikler üzerinde oluşturduğu mekanik yükün bu sonuçta rol oynayabileceğini belirtiyor: “Zıplayıp inmenin ve düzenli tenis oynamanın etkisiyle kemik yoğunluğunuzu artırabilir ve güçlenebilirsiniz.”

Kemik yoğunluğunun özellikle ilerleyen yaşlarda osteoporoz riskinin azaltılması açısından önem taşıması, tenisin fiziksel etkilerinin yalnızca kas ve kalp-damar sistemiyle sınırlı olmadığını gösteren bulgular arasında değerlendiriliyor.

Ne koşu ne yüzme. Kalp sağlığı için öne çıkan spor meğer buymuş - Resim : 6

FİZİKSEL FAYDANIN YANINDA SOSYAL BOYUTU DA VAR

Uzmanların üzerinde durduğu bir başka nokta ise tenisin çoğunlukla başka insanlarla birlikte oynanan bir spor olması.

Yagnik, tenisin sosyal yönünü “çok büyük” olarak nitelendirirken oyunun yalnızca fiziksel hareket gerektirmediğini belirtiyor.

“Tenis yoğun odaklanma, stratejik düşünme, hatta duygularınızı kontrol etmeyi ve sportmenliği gerektiriyor.”

Yagnik'e göre bu özellikler duygudurumun iyileşmesine, bilişsel işlevlerin desteklenmesine, stresin azaltılmasına ve başa çıkma becerilerinin geliştirilmesine katkıda bulunabiliyor.

Tenisin çoğunlukla açık havada oynanması da uzmanların değerlendirdiği faktörler arasında. Güneş ışığına maruz kalmanın D vitamini düzeylerine katkısı da bu kapsamda değerlendiriliyor.

Goldwaser, mevcut araştırmaların kendisini tenisin en sağlıklı sporlar arasında öne çıktığı görüşüne yaklaştırdığını belirterek şöyle diyor: “Evet, veriler beni buna katılmaya ikna edecek kadar güçlü. Elimizdeki en sağlıklı spor olduğunu söyleyenlere katılırım.”

4 YAŞINDAN 80 YAŞINA KADAR OYNANABİLİYOR

Tenisin öne çıkan başka bir özelliği ise farklı yaş gruplarına uyarlanabilmesi.

Yagnik bu durumu, “4 yaşındakilerin de 80 yaşındakilerin de oynuyor olması — bunu yapabileceğiniz çok fazla spor yok” sözleriyle anlatıyor.

Bununla birlikte her fiziksel aktivitede olduğu gibi teniste de sakatlanma ihtimali bulunuyor. Uzun süredir hareketsiz yaşayan kişilerin yeni ve yoğun bir egzersiz programına başlamadan önce sağlık durumlarına uygunluk konusunda değerlendirme almaları öneriliyor.

Uzmanlar ayrıca başlangıç aşamasında ders alınmasını, uygun ekipman kullanılmasını ve antrenman öncesinde yeterli ısınma ile esneme yapılmasını tavsiye ediyor.

Teniste karşılaşılabilen sorunlar arasında omuz tendiniti gibi tekrarlayan kullanıma bağlı yaralanmaların yanı sıra ayak bileği burkulması, baldır zorlanması ve diz ağrısı gibi ani sakatlıklar bulunuyor.

Yagnik, tüm bunlara rağmen tenisin güvenlik profilini olumlu değerlendiriyor:

“Sağlık ve güvenlik açısından baktığımız en güvenli sporlardan biri.”

Bu içerik bilimsel araştırmalar ve uzman değerlendirmeleri hakkında bilgilendirme amacı taşımaktadır; kişisel tıbbi tavsiye yerine geçmez.