Nepal-Tibet sınırında yüzlerce kişinin ölümüne, 1500’den fazla kişinin ise kaybolmasına yol açan yıkıcı sel felaketinin ardından bilim insanları, olayın münferit olmayabileceği uyarısında bulundu.

Uzmanlar, Nepal’deki felaketin Langtang-Lirung Dağı’nda meydana gelen kaya kopması ve buna bağlı buzul çökmesinin ardından gerçekleştiğini belirtiyor.

Leeds Üniversitesi’nden buzul taşkınları uzmanı Dr. Jonathan Carrivick, iklim değişikliğinin dağlık bölgeleri ısıtarak donmuş toprakların ve buzulların erimesine neden olduğunu, bunun da benzer olayların daha sık ve daha büyük ölçekte yaşanma ihtimalini artırdığını söyledi.

HANGİ BÖLGELER RİSK ALTINDA?

Araştırmacılar, dünya genelinde yaklaşık 15 milyon kişinin buzul kaynaklı taşkın tehlikesi bulunan bölgelerde yaşadığını tahmin ediyor. En yüksek riskin Himalayalar, Karakurum, Hindukuş ve çevresini kapsayan Asya’nın dağlık bölgelerinde bulunduğu belirtiliyor.

Nepal'deki felaket başlangıç olabilir: Milyonlarca kişi büyük tehlikede - Resim : 1

Araştırmaya göre buzul gölü taşkınlarından (GLOF) tehdit altında bulunan 15 milyon kişinin yarısından fazlası yalnızca Hindistan, Pakistan, Peru ve Çin’de yaşıyor. Hindistan’da yaklaşık 3 milyon, Pakistan’da ise 2 milyon kişinin risk altında olduğu tahmin ediliyor.

Bilim insanları ayrıca Kuzey Amerika, özellikle Kanada ve Pasifik Kuzeybatısı ile Alpler ve And Dağları'nın da ciddi risk taşıdığına dikkat çekiyor. And Dağları'ndaki buzul göllerinin sayısının 1990'dan bu yana yüzde 93 arttığı, bu oranın Dağlık Asya'da yüzde 37 olduğu belirtildi.

NEPAL'DE NELER OLDU?

Uzmanların ilk analizlerine göre Langtang-Lirung Dağı’nda meydana gelen bir kaya kopması buzulun çökmesine yol açtı. Buz, kaya, su ve tortular dağın yamacından aşağı sürüklenerek Lhende Khola Nehri'nin geçici olarak önünü kesti.

Nehir yatağının kapanmasıyla bölgede büyük bir göl oluştu. Gölün önündeki doğal bariyerin daha sonra yıkılmasıyla büyük miktarda su vadiye doğru akarak yıkıcı sele neden oldu.

İlk haberlerde felaketin bir deprem tarafından tetiklendiği öne sürülse de sonraki verilerin, esas nedenin kaya kopması ve buna bağlı buzul çökmesi olduğuna işaret ettiği belirtildi.

Bilim insanları Nepal’deki olayın doğrudan bir Buzul Gölü Taşkını (GLOF) olmadığını vurguluyor. GLOF, buzul erimesiyle oluşan büyük bir gölün, ince ve istikrarsız doğal setinin yıkılması sonucu büyük miktarda suyun aniden aşağıya akmasıyla meydana geliyor.

Bununla birlikte uzmanlar, iklim değişikliğinin buzulları hızla eritmesi ve dağ yamaçlarını istikrarsızlaştırması nedeniyle GLOF riskinin dünya genelinde arttığını belirtiyor.

Plymouth Üniversitesi'nden Dr. Matt Westoby, Yüksek Dağlık Asya'nın dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri olduğunu ve hızla eriyen buzullar, büyüyen buzul gölleri ve son derece dik dağların bir araya gelmesinin riski artırdığını söyledi.

BÜYÜK KENTLER DE TEHLİKEDE

Bilim insanları, And Dağları'ndaki riskin ise geçmiş araştırmalarda yeterince dikkate alınmamış olabileceğini belirtiyor. Newcastle Üniversitesi'nden buzulbilimci Profesör Rachel Carr, riskin yalnızca kırsal bölgelerle sınırlı olmadığını, And Dağları'ndaki buzullardan su sağlayan büyük kentlerin de tehdit altında bulunduğunu söyledi.

Araştırmacılara göre Çin, Pakistan, Peru, Kanada, Hindistan, ABD, Şili, İtalya, Nepal ve Kolombiya, buzul gölü taşkınlarına karşı en fazla risk taşıyan ülkeler arasında yer alıyor.

Uzmanlar, bu tür felaketlerin ne zaman ve nerede meydana geleceğinin kesin olarak öngörülemediğini belirtiyor. Ancak iklim değişikliği ve nüfusun riskli bölgelerde artması nedeniyle gelecekte Nepal'deki felakete benzer ölçekte olayların yaşanmasının mümkün olduğu uyarısında bulunuyor.