CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında gündemde yer alan konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı'nın parti içi ihraçlarla ilgili eleştirisine değinen Emir, şunları söyledi:

"İktidar tarafının Türkiye'deki kendi çözemediği sorunlar konuşulmasın diye CHP'de bir tartışma yaratma çabasını görüyoruz. Bu tartışmaya yeni bir katkı vermek, yeni bir odun atma ihtiyacı içinde değiliz.

CHP, parti içi demokrasiyi en üst seviyede yaşama geçiren partidir. Partimizde her düşünce rahatlıkla ifade edilebilir. Hiçkimse görüşlerini paylaştı diye veya parti içinde başka bir siyasi mücadeleye girdi diye partiden ilişiği kesilmez ama içerisinde bulunduğumuz süreç göz önüne alındığında eleştirilerin nereye kadar yapılabileceği ve nereden sonrasının eleştiri sayılmayıp partililik ahlakı ile uyuşmayacağını da kamuoyunun takdirine bırakıyorum."

Emir, konuşmasının önemli bölümünü ekonomiye ayırdı.

'TÜRKİYE'DE NE DİN NE DE LAİKLİK TEHLİKE ALTINDA'

"Mutfaklarda yangın var, maaşlar açlık sınırının altına düşmüş durumda ve bunların hiçbirine çare bulamayan iktidar; ramazan sofralarının bereketinin nasıl kaçtığı konuşulmasın diye suni bir tartışma açma gayretinde" ifadesini kullandıktan sonra şunları kayda geçirdi:

"Türkiye'de olmayan sorunları varmış gibi gösterip 30-40 yıl önceki travmaları anımsatıp bu tartışmalar üzerinden tekrar bir bölücülük yapıp vatandaşı laikler-laik olmayanlar, inananlar- inanmayanlar, oruç tutanlar- tutmayanlar diye ikiye bölerek siyaset yapma ve siyasi rant devşirme peşinde. Türkiye'de ne din tehlike altındadır ne de laiklik tehlike altındadır.

Türkiye'de tehlike altında olan AKP'nin siyasi iktidarıdır. Siyasi iktidar çürümüşlüğünden dolayı, çaresizliğinden ve halkımızın hiçbir sorununa cevap veremeyişinden dolayı suni tartışmalar peşindedir. Milletimiz bunu görüyor.

Asıl konuşulması gereken vatandaşımızın terk edildiği sefalettir. 32 bin 365 lira açlık sınırı, 105 bin 424 lira da yoksulluk sınırı. 28 bin lira asgari ücret, 20 bin lira emekli maaşı ve açlık sınırı 32 bin lira. İşte Türkiye'nin asıl konuşması gereken budur.

Sadece emekliler, asgari ücretliler değil aynı zamanda kamuda çalışan mühendisler, polisler, öğretmenler yani en zor görevi yapanların da maaşları açlık sınırının ya biraz altında ya biraz üstündedir."