AKP "iklim kriziyle mücadele" için Karbon Yutak Ormanları Yönetmelik Taslağı hazırladı. Ormanları 49 yıllığına özel sektörün kullanımına bırakan taslak, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) koridorlarında dolaşmaya başladı. Ancak bu kararın ormanların özel şirketlere devredilerek talan edilmesine yol açacağı endişesi doğdu.

BirGün'den Gökay Başcan'ın haberine göre Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesi gündem olan bu taslağa uzmanlardan da tepki var.

'ORMANLAR TİCARİ VARLIK OLACAK'

Taslağı değerlendiren İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Fakültesi’nden Doç. Dr. Cihan Erdönmez, “Anayasal olarak özelleştirilmesi mümkün olmayan devlet ormanları tapu kaydı hariç özelleştiriliyor” diyor.

23 MADDEDEN OLUŞUYOR

Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı OGM tarafından hazırlanan taslak metne göre, kamuya ait ormanları sermaye grupları arasında alınıp satılan ve devredilen ticari varlıklar haline getirilecek. 23 madde ve üç bölümden oluşan yönetmelik taslağına göre, şirketler ormanlardan sağlanan karbon tutumunu kredilendirerek piyasalarda serbestçe satabilecek.

Ayrıca sahadaki bakım ve seyreltme çalışmalarından elde edilen odun ve orman ürünleri, OGM’nin onayıyla şirketlerce ticari pazarın konusu yapılabilecek. OGM ise bu satışlardan "Karbon Geliri Payı" alacak.

'TOPLAM ETKİYİ HESAPLAMAK MÜMKÜN DEĞİL'

Taslağı değerlendiren Doç. Dr. Erdönmez, yönetmeliğin amacına ilişkin, “Hem ormancılık ve iklim politikası bakımından karbon tutumunu artırmak hem de özel finansmanı ve karbon kredisi mekanizmalarını bu sürece dâhil etmek olarak okunabilir” dedi.

Türkiye’nin en güncel resmi envanterine göre 2024 yılında toplam sera gazı emisyonu 584,5 milyon ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri olduğunu hatırlatan Erdönmez “Aynı yıl yalnızca orman alanlarının net karbon giderimi yaklaşık 55,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri, bütün arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık (LULUCF) sektörünün net yutağı ise yaklaşık 67,1 milyon ton olarak raporlandı. Bu rakamlar, mevcut orman yutaklarının Türkiye’nin yıllık brüt emisyonlarının yaklaşık yüzde 9,4’üne, tüm LULUCF yutaklarının ise yaklaşık yüzde 11,5’ine karşılık geldiğini gösteriyor. Ancak taslak bize kaç hektarın sisteme alınacağını veya hektar başına ne kadar ilave tutum hedeflendiğini söylemediği için yönetmeliğin toplam etkisini bugün sayısal olarak hesaplamak mümkün değil” dedi.

'0,3 İÇİN ORMANLAR RİSKE ATILIR MI?'

Toplam salımın yüzde 0,3 karbon tutma miktarı için ülkedeki tüm ormanları riske atılmaması gerektiğini belirten Erdönmez, “Gerçekçi bir tahminde bulunmak gerekirse, Türkiye’deki tüm ormanların yüzde 10’u karbon yutak ormanı yapılsa ve bu ormanlarda karbon tutma miktarı yüzde 20 artırılsa, ek olarak tutulabilecek yıllık karbon miktarı 1 milyon tonun biraz üzerinde olur. Hadi rekorlar kıralım, olsun 2 milyon ton. Toplam salımın yüzde 0,3’ü. Bu miktar için devlet ormanları riske atılır mı?” diye konuştu.

Yönetmeliğin risklerine değinen Erdönmez, “Mevcut ormanlar açısından temel risk, karbon tutumunu artırma hedefinin zamanla ormanın diğer işlevlerinin önüne geçebilmesidir. Karbon stokunu artırmaya odaklanan bir yönetim anlayışı, iyi tasarlanmadığı takdirde biyolojik çeşitlilik, habitat yapısı, su rejimi veya ormanın diğer ekosistem hizmetleriyle çatışabilir” uyarısında bulundu. “Bu yönetmelik bu haliyle yayımlanırsa, Türkiye karbon yutak alanlarının artması açısından dişe dokunur bir kazanç elde etmez” diyen Erdönmez şöyle konuştu: “Ama çok çok değerli devlet ormanları, yalnızca tapu kaydı değişmemiş özel ormanlara dönüşür; halkın kullanımına kapanır. Ayrıca, bu ormanlarda karbon yutak miktarını artırmak için yapılacak müdahaleler ormanların diğer ekosistem hizmetleri (biyolojik çeşitliliğin korunması, su rejimini düzenleme, erozyonu önleme, toprağı koruma, topluma yönelik sosyal ve ekonomik faydalar üretme vb.) açısından büyük kayıplar yaşamasına yol açabilir. Daha kısa bir yanıt; yine halk kaybeder, bazı şirketler kazanır.”