CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal, Avrupa Sosyalist Partisi (PES) ve İlerici İttifak'ın (PA) İspanya'nın Barselona kentinde düzenlediği Küresel İlerici Seferberlik programında konuştu.
Burada ANKA'nın sorularına yanıt veren CHP lideri, ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın 5. Antalya Diplomasi Forumu'ndaki sözlerine tepki gösterdi.
Özel, ABD elçisinin 'istenmeyen kişi' ilan edilmesi gerektiğini söyledi.
"TAM BİR HADSİZLİK"
Özel, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda söylediği, “Orta Doğu'da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen, insan hakları adına üzerine gittiğimiz ülkeler başarısız oldu” ifadelerine ilişkin şunları söyledi:
- En kestirmeden şunu söyleyeceğim: Atatürk’ün ‘dünyanın en güzel şehri’ dediği Antalya’da, bir monarşiden sonra, Türkiye’yi Kurtuluş Savaşı'ndan sonra monarşiyi reddedip demokrasiyi getirmiş olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ülkede, gelip de demokrasiyi eleştirip monarşiyi övmek tam bir hadsizliktir. Bu vakitten sonra Türkiye demokrasisi açısından Tom Barrack istenmeyen adamdır, istenmeyen insandır, ‘persona non grata’dır. Ve bu vakitten sonra biz Tom Barrack’ı, Türkiye Cumhuriyeti'nde istenmeyen insan ilan ediyoruz.
- Bir dakika daha burada ne ABD’yi temsil edebilir ne de Antalya'da gelip ‘Bu topraklarda demokrasi çok. Bu bölgede monarşi işliyor. Güçlü liderlik lazım. Monarşileri eleştirmemeliyiz. Hatta güçlü liderlik için demokrasiden fedakarlık etmeliyiz’ sözlerini tam bir hadsizlik olarak görüyorum. Ve bu sözleri geri almadıkça, Türkiye Cumhuriyeti'nden ve bu ülkede yaşayan herkesten özür dilemedikçe artık Tom Barrack’ın bu topraklarda bir dakika daha bu görevi yapmaması gerekir.”
"NASIL MUHALEFET EDECEĞİMİZİ BİLİYORUZ"
Özel, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta düzenlenen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği okul saldırılarına ilişkin iktidarın ‘Muhalefet acı üzerinden siyaset yapıyor’ eleştirilerine ilişkin şunları söyledi:
- Türkiye yasların ülkesi oldu. Gencecik, küçücük çocukların iş kazalarında hayatlarını kaybetmesiyle burası ‘tuhaf ölümler ülkesi’ oldu. Türkiye’de her türlü acıyı yaşıyorduk ve Türkiye’de daha önce yaşanmayan bir acı okulda silahlı saldırı, Amerika'da izleyip de uzaktan tüylerimizi ürperten bir şey Türkiye'de de yaşanmaya başladı. Bu konuda daha önceden okul güvenliği konusunda en çok konuşan, en yapıcı önerilerde bulunan ve bir kaygıyı en çok dile getiren parti olarak bir kez daha haklı çıktık maalesef. Bunun büyük üzüntüsü içindeyiz.
- Okul güvenliği konusundaki zafiyet böyle sonuçlar doğurduğu için. Birileri bu konudaki sorumluluğunu üstlenmek, öz eleştiri yapmak, bu milletin gözünün içine bakıp bir özür dilemek, ‘Biz duymadık, dinlemedik. CHP bu konuda yapıcı önerilerde bulundu. Hatta insan kaynağını da tarif etti. Yedi yıllık uzman çavuşların belediyelerde zabıta dışında bir memuriyete devam imkanı yok. Bu konuda yetişmiş, 65 bin kişilik okullarımıza güvenlik görevlisi olarak koyalım’ diye söylediler. Biz bu öneriyi dikkate almadık, kulak asmadık, yanlış yaptık’ demek yerine; bizim nasıl muhalefet yapacağımızı tarif ediyorlar.
- Muhalefet iktidarın nasıl iktidar olması gerektiğini, tarif edildiği yerdir ve meşru bir zemindir. İktidarın muhalefete nasıl muhalefet olacağını tarif etmek gibi bir hakkı yoktur. İktidarın şu anda yapması gereken iş öz eleştiridir. Biz ilk andan itibaren son derece sorumlu bir dil kullanmaya dikkat ettik, buna da devam ediyoruz. Kendi kusurunu örtmek için kimse bizim ne diyeceğimize, ne yapacağımıza bakmasın. Biz nasıl muhalefet edeceğimizi de iktidara geldiğimizde bu sorunları nasıl çözeceğimizi de gayet iyi biliyoruz. Esas olarak kendi sorumluluklarını alsınlar ve bu milletten özür dilesinler.
YUSUF TEKİN'E İSTİFA ÇAĞRISI
Özel, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik istifa çağrıları ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerinin iptaline ilişkin yürüyen tartışma hakkında ise şöyle konuştu:
- Yusuf Tekin’in bir gün daha Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu işgal etme hakkı yoktur. Geçmişte yaptıklarıyla da zaten bu çoktan gerekli olmuştu, hele hele bu yaşananlardan sonra bir gün daha bakanlığa devam etmemelidir. 23 Nisan çok önemli bir bayram. Hem milli egemenlik, Meclis’in kuruluşunun yıl dönümü hem de kurucumuzun çocuklara hediye ettiği bir bayram. Hiç şüphe yok ki 23 Nisan kutlanmalıdır.
- Ancak elbette ki bu şartlar altında 23 Nisan’ı büyük bir coşkuyla, müzikle, eğlenceyle değil; yas ortamına da uygun olarak ama asla ve asla hiçbir töreni iptal etmeden ama elbette ki konserlerle, eğlencelerle değil, günün gerektirdiği şekilde ama mutlaka kutlanmalıdır. Birilerinin okullarda yaşanan bu olaylar yüzünden 23 Nisan'ın kutlanmamasını savunmasını doğru bulmayız. Ancak burada Sayın Davutoğlu'nun yapmış olduğu açıklamaları ve çağrıyı son derece yerinde buluyorum. Bugünün şartlarına uygun şekilde kutlanmalıdır.