Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Bayraklı Belediyesi Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi Açılış ve Yeni Araç Filosu Tanıtım Töreni’ne katıldı.

Özel, burada yaptığı konuşmada, Galata Kulesi ve Yerebatan Sarnıcı'nın Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devrine dikkat çekti.

"Başarıyı kıskananlar, ‘Bunlar başarmasın, takdir görmesin, kaynak yaratıp hizmet etmesin’ diye hasetlik yapan bunlar" dedi.

Ardından İzmir'deki Meslek Fabrikası'nda yaşanan süreci hatırlatıp şöyle konuştu:

- Meslek Fabrikası kuşatılmış durumda ve hizmet veremiyor İzmirlere. Bıraksalar, çalışmaya devam edecek. İçindeki malzemeleri dışarı atıp oraya bir şey yapmak istiyorlar. Ne yapmak istediklerini söyleyeyim. Şimdi biz bunu diyince yapamazlar, ilk imkanı bulduklarında yaparlar. İstanbul’da iskeleler var, İstanbul’un en güzel iskelelerini kendi dönemlerinde TÜRGEV’e, TÜGVA’ya, Okçuluk Vakfı’na vermişler. İhaleye çıksa dünyanın parası gelir ya da kendileri işletse İstanbullu oralardan istifade eder. Ama kendi çocuklarının yönettiği maksatlı vakıflara buraları devretmişler. Geri almak istediğinizde zabıtanın karşısına polisi dikiyorlar.

"İKİ HEDEF VAR"

Özel, partisinin belediye başkanlarının hizmetlerini anlatarak "Bir bütünün parçalarındayız. Bütün saldırılara rağmen parti ortaya koyduğu hedeflere doğru yürüyor. İki hedefi var. Biri, yerelde doğru hizmetler yapmak ve milletin gösterdiği takdire layık olmak" dedi.

CHP lideri, ardından sözü soruşturmalara getirdi. Partisinin saldırı altında olduğunu bildiren Özel, şöyle konuştu:

- ‘Ne oluyor?’ diye bakarsanız, bir yandan saldırı oluyor. Takdir görülüyor. Bir yandan hizmet görülüyor. Takdir görülüyor. Bir yandan bu hizmetler iktidar tarafından görülünce belediyelerimiz ve partimiz saldırı altında, saldırı görüyor, zulüm görüyor. Biz asla ve asla hiçbir saldırıya, hiçbir zulme teslim olmayız. Yürüdüğümüz yolun ne olduğunu biliyoruz. Yürüdüğümüz yol 15 Mayıs günü düşmanı Kordon’da görünce kurşunu sıkıp da kurtuluş mücadelesinin başlamasına vesile olan Hasan Tahsin’den, onun şahadetinden haberdar olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu’ya çıkıp Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı azmi neyse, kadrolarımızın da azmi ve kararlılığı da odur.

"CUMHURİYETİN KAZANIMI İŞGAL ALTINDA"

- Elbette o gün düşman işgalinden kurtuldu Türkiye ve kurulan Cumhuriyet; hastalıkları bitirdi, yoksulluğu bitirdi, eşitsizliği bitirdi. Bu ülkeyi bir dünya ülkesi olma, gelişmiş, kalkınmış bir Batı’yla yarışan, onları geçme hedefi olan bir ülke haline getirdi. bugün ülkeden düşman kovalayacağımız yok. Ama bugün ülke çarpık bir zihniyetin işgali altındadır. Gazi’nin getirdiği Cumhuriyetin kazanımı, sandıkla gelmiş ama ‘Sandıkla gitmem’ diyen bir anlayışın işgali altındadır. Sandığı ortadan kaldırmak için yenemediği rakiplerini ortadan kaldırmanın, yenemediği 47 yıl sonra birinci parti olmuş, 24 yıl sonra kendisini ilk kez yenmiş partinin geleceğine darbe yapmaya çalışan, demokrasiden nasibini almamış, sandıktan korkan bir anlayışın zulmü altındadır.

- Yoksuldan alıp, zengine verenlerin, emeği sömürenlerin, örgütleme özgürlüğünün önüne geçenlerin, alın terinin karşılığını vermeyenlerin, Türkiye’deki en kıymetlilerimiz yıllarca elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş emeklileri 20 bin liraya mahkum edenlerin, asgari ücreti açlık sınırı altında tutanların işgali altındadır. O yüzden kimseyi bu sefer öyle süngüyle müngüyle kovalamanın, denize dökmenin peşinde değiliz. Ama bir tek şeyin peşindeyiz.

- Buraya kim geldiyse, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti, onun kazanımı sandık ve o sandıkta milletin verdiği görevle geldi. Şimdi kendine güvenen varsa, koysun sandığı önümüze çıksın karşımıza. Bugün Türkiye’de boşalmış sandalyelerin yerine anayasa, ‘Gel ara seçim yap’ diyor. Yedi seçim bölgesinin yedisinde de son seçimde birinci, fellik fellik sandıktan kaçıyor. Gel, bir milletvekili seçilecek oralarda. Koyalım sandığı görelim bakalım millet ne diyor. Orada geçen seçim açık ara birinci olduğu yerlerde, şimdi seçimi kaybedeceği, onun da milletin çağrısıyla bir erken seçim getireceği için ara seçimden kaçıyor.

SEÇİM ÇAĞRISI: HAZİRAN SONU YA DA EYLÜL BAŞI

- Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Bu kadar haksızlık, bu kadar operasyon, bu kadar itibar suikastı, bu kadar yalan ve dolan senin de önünde seni öven TRT’den 30 tane kanala kadar bir ton kanal var. Sen bize oradan haysiyet suikastı yapıp, gece uykunda sayıklamaya başlasan, canlı yayında konuşmanı veren 30 tane televziyon kanalın var. Buradan sana açıkça şunu söylüyorum. Bu kadar iş yaptınız, bu kadar haksızlık yaptınız. Gelin bu milletin önüne ama bu haziranın sonunda ama eylülün başında, erken seçim sandığını koyun. Millet size mi inanıyor, bize mi inanıyor görün. Hani diyorsunuz ya ‘CHP çöp demek, çukur demek, yok yolsuzluk, yok hırsızlık.’ Millet eğer bu dediklerine inanıyorsa seni seçer. Beş yıl daha görev alırsın. Rahat edersin, kendince önüne bakarsın. Ben de bir seçim kaybedersem bir dakika daha durmam. Bu kadar büyük bir özgüvenle söylüyorum.

- Korkmayın çıkın karşımıza. Bu millete güveniyorsanız çıkın karşımıza. Biz milletin ferasetine, öngörüsüne, iyi niyetine inanıyoruz. Buradan, İzmir’den Erdoğan’a sesleniyorum. Kaçmayın, milletten korkmayın. Patron ne sensin ne benim. Patron millettir. Milletin dediği olacak. Hiçbir yere kaçamazsın.