MAHİR BAĞIŞ / NEFES

CHP lideri Özgür Özel, 23 Nisan’da TBMM’de yaptığı konuşmada CHP hakkında “mutlak butlan” ilan edileceğine ilişkin iddialara tepki gösterdi. Özel, “Şimdi burada milletvekilinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında, Meclisin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP lideri Özgür Özel, şunları söyledi:

“Bugün iki büyük onuru bir arada yaşıyoruz. İlk olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarında egemenliğin tek adamlara, padişahlara, sultanlara değil, sadece millete ait olduğunun temin ve tescil edildiği Ulusal Egemenlik Bayramımızı, gazi Meclisimizin 106’ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz.

Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8.5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar.

“OKULA UMUTSUZLUĞU VE AÇLIĞI TAŞIYAN EVLATLAR VAR”

Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var. Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişedeki temiz suyu kana kana içerken diğeri tuvalet musluğu ağzına dayamak zorunda kalıyor. Biri kapısında güvenliklerin beklediği okullarda okurken diğeri el silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okullarının önünde çeteler, torbacılar kol geziyor.

O çeteler, o mutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman değiştiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar.

“HANGİ HUKUKTAN, HANGİ DEMOKRASİDEN BAHSEDECEĞİZ?”

Öncesinde hakim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan birisi, Anayasa’ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp, ödül alıp, ‘aferin’ alıp bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra bakan olan kişi, ilk açıklamasını, il başkanları toplantısında yapıyor ve ‘Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ diyebiliyor. Tunalı Hilmi Bey’in tarif ettiği gibi gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz?

MUTLAK BUTLAN ÇIKIŞI

Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis Komisyon Raporu’na kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Bu Meclis Komisyon Raporuna, ‘Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ yazdığı halde halen daha bu kararlara uyulmamaktadır. Canı Atalay’ı, Hatay halkı seçtiği halde Meclise gelememektedir.

Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ni de Meclis’i de yok sayıp Can Atalay’ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul il Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darp edildi, Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız?

“BİZ BOYNUMUZU VERİRİZ AMA BOYUN EĞMEYİZ”

Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak, tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek. Ama şunu da bilin, Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır.

“ADALET VE DEMOKRASİ YOKLUĞUNDA REKABET EDEMEYİZ”

Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir Asliye Hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il Başkanlığı’nı ele geçirebilir. Yarın günü gelir bölge adliye mahkemelerine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz.

Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”