Petrol piyasalarında arz tarafında toparlanma işaretleri görülmesine rağmen fiyatların 100 dolar seviyesinin üzerinde kalması dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı'ndan ham petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaşması, piyasadaki arz endişelerini kısmen hafifletirken küresel stoklardaki hızlı düşüş ve artan taşıma maliyetleri fiyatları destekleyen unsurlar arasında öne çıkıyor.

HÜRMÜZ'DEN PETROL AKIŞI TOPARLANDI

JP Morgan'ın son analizine göre Hürmüz Boğazı'ndan ham petrol akışı günlük 17,5 milyon varile ulaştı. Bu miktar, savaş öncesi seviyenin yüzde 98'ine karşılık geliyor.

Dizel ve benzin gibi rafine ürünlerde ise boğazdan geçen miktar günlük 3 milyon varile yükseldi. Bu rakam savaş öncesi seviyenin yüzde 58'ine denk geliyor.

Körfez üreticileri de nakliye risklerine rağmen Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını artırmaya başladı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin alternatif güzergâhları kullanması da petrolün küresel piyasalara ulaşmasını kolaylaştırıyor.

STOKLARDA 1982'DEN BU YANA EN DÜŞÜK SEVİYE

Arz tarafındaki toparlanmaya karşın petrol stoklarındaki gerileme piyasalar açısından dikkat çekici bir başka gelişme olarak öne çıkıyor.

ABD'de açıklanan son verilere göre stratejik petrol rezervlerindeki stoklar 283 milyon varile kadar geriledi. Rezervlerdeki düşüş üst üste 28'inci haftaya taşınırken mevcut seviye, 1982'den bu yana görülen en düşük seviyeye işaret ediyor.

Energy Aspects verilerine göre küresel petrol stokları da yaklaşık 4,3 milyar varile geriledi. Bu rakam, savaşın başladığı mart ayına kıyasla 400 milyon varilden fazla düşüş anlamına geliyor.

Stoklardaki gerileme, küresel petrol piyasalarının yeni bir arz şokuna karşı kullanabileceği tamponun da daraldığını gösteriyor.

ASKERİ RİSKLER FİYATLARI DESTEKLİYOR

Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışının toparlanmasına rağmen piyasadaki güvenlik endişeleri devam ediyor. Ekim ayının ilk günlerinde yaşanan tanker saldırıları, petrol fiyatlarında risk priminin canlı kalmasına neden oluyor.

ABD'de kasım seçimlerinin ardından Orta Doğu'da yeniden askeri hareketlilik yaşanabileceğine yönelik beklentiler de önümüzdeki döneme ilişkin arz endişelerini artırıyor.

TAŞIMA MALİYETİ YÜZDE 319 ARTTI

Bölgedeki güvenlik riskleri petrolün taşınma maliyetini de önemli ölçüde yükseltti. Tankerlerin daha uzun rotaları kullanması, gemiden gemiye transferlerin artması ve alternatif terminallerin devreye alınması maliyetleri yukarı çekiyor.

Bölgeden gelen son verilere göre Batı Afrika'dan Çin'e petrol taşımanın maliyeti varil başına 27,22 dolara yükseldi. Temmuz ayında aynı sevkiyatın maliyeti yaklaşık 6,50 dolar seviyesindeydi. Böylece taşıma maliyeti bu dönemde yüzde 319 arttı.

Analistler, piyasadaki durumu “Petrol geliyor ancak aynı petrolü tüketiciye ulaştırmanın maliyeti savaş öncesine göre çok daha yüksek” sözleriyle değerlendiriyor.

RAFİNERİLERDEKİ SORUNLAR DİZEL ARZINI SIKIŞTIRIYOR

Rusya'nın rafineri ve ihracat kapasitesindeki sorunların yanı sıra Orta Doğu'daki rafineri aksaklıkları da hazır yakıt, özellikle dizel arzını sınırlıyor. Rafineriler ihtiyaç duydukları ham petrolü daha yüksek maliyetlerle temin etmek zorunda kalabiliyor.

Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen de rafine ürün piyasasındaki sıkışıklığa dikkat çekti. Hansen, Brent ile gaz yağı arasındaki farkın yaklaşık 100 dolar/varil seviyesindeki zirveden gerilemesine rağmen hâlâ 77 dolar civarında olduğunu belirtti.

Hansen'e göre Rusya arzındaki düşüş, Orta Doğu ihracatındaki kısıtlamalar ve Çin'in ekim ayı yakıt ihracatını durdurması, rafine ürün piyasasındaki sıkışıklığın devam etmesine neden oluyor.