Pilotların titreyerek indiği 11 havalimanı. Biri Türkiye'de
Hava yolculuğu pek çok kişi için olumlu anlamda heyecan verici bir deneyim olsa da dünyanın farklı yerlerinde öyle havaalanları ve pistler var ki buralar sadece yolculara değil bizzat pilotların kendisine de zaman zaman korkutucu anlar yaşatabiliyor. İşte inişin özellikle tehlikeli olduğu 11 havalimanı...
Hava yolculuğu, pek çok kişi için gökyüzünde olmanın verdiği heyecanla başlayan keyifli ve unutulmaz bir deneyim. Ancak dünyanın farklı noktalarında bulunan bazı havalimanları var ki buralara iniş yapmak, sıradan bir uçuşun çok ötesinde dikkat ve tecrübe gerektirebiliyor.
İşte coğrafi konumları, pist özellikleri ve zorlu yaklaşma koşulları nedeniyle iniş yapmanın özellikle tehlikeli ve dikkat gerektirdiği dünyanın 11 havalimanı...
HİMALAYALARIN ARDINDA BİR HAVALİMANI
The Unearth Voyage sitesinin derlemesine göre, tüm dünyada Güney Asya ülkesi Butan’daki Paro Havalimanı’na iniş yapma yetkisine sahip 30’dan az pilot bulunuyor. Havalimanının çevresindeki Himalayaların yüksekliği 5 bin metreyi aşıyor. Havalimanına yaklaşmak ise cesaret istiyor çünkü pilotun uçağı dar vadilerin içinden geçirmesi gerekiyor.
Pilotun uzun uğraşları sonrası pist nihayet görünene kadar yolcular genellikle çam ağaçlarını ve manastır duvarlarını yakından görüyor.
Bu havalimanına iniş yapmak için sadece gündüz saatlerinde izin veriliyor. Uygun koşullar için zaman aralığı da bir o kadar dar. Druk Air ve Bhutan Airlines, burada faaliyet göstermeye yetkili tek havayolu şirketleri olarak biliniyor.
PLAJIN ÜZERİNDEN ALÇAK UÇUŞ
Karayipler’de Hollanda Krallığı’nı oluşturan dört ülkeden biri olan Sint Maarten’de yer alan Prenses Juliana Havalimanı da iniş yapması bir o kadar tehlikeli bir havaalanı. Buna göre, uçaklar Maho Plajı’nın üzerinden o kadar alçaktan geçiyor ki çitin yanında duran turistler motorun ısısını adeta hissedebiliyor.
Prenses Juliana’daki pist sadece 2 bin 300 metre uzunluğunda. Bu, uluslararası standartlara göre, özellikle geniş gövdeli uçaklar için oldukça kısa. Pilotlar, pistin sonuna gelip pistten çıkmamak için mümkün olduğunca pistin başlangıcına yakın bir noktaya iniş yapmak zorunda.
Üstelik kıyıdan esen rüzgarlar, önceden uyarı vermeden yön değiştirerek mürettebatı havalimanına yaklaştıkları sırada tetikte tutuyor ve halihazırda yüksek seviyede olan zorluğu daha da artırıyor.
FRANSIZ ALPLERİNDE SIRA DIŞI BİR PİST
Listenin üçüncü sırasında Fransız Alpleri’nde yaklaşık 2 bin kilometre rakımda yer alan Courchevel Havalimanı bulunuyor. Bu havalimanı, görüp görebileceğiniz en sıra dışı pistlerden birine sahip. Buna göre, pist, yüzde 18,5’lik bir eğimle yukarı doğru uzanıyor.
Pist, normal frenleme ile durdurmak için çok kısa olduğundan, uçakların inişten sonra hızlarını azaltmalarına yardımcı olan aslında bu dik eğim olarak öne çıkıyor.
Pilotların bu havalimanı için özel sertifikaya sahip olması gerekiyor. Buraya yönelik eğitim de son derece zor. Ancak, tüm bunlara rağmen Courchevel’in kayak sezonu boyunca şaşırtıcı derecede yoğun bir uçuş programı olduğu biliniyor.
ADINI ÜNLÜ FUTBOLCUDAN ALAN BİR PİST
Dördüncü olarak Portekiz’deki Madeira Havalimanı, engebeli dağlar ile Atlantik Okyanusu arasındaki dar bir arazi şeridinde yer alarak bu listede kendisine yer buluyor.
Bu havalimanını iniş tehlikesi açısından öne çıkaran etmenlerden biri de pilotların ciddiye alması gereken rüzgar tüneli etkisi. Buna göre, havalimanı çevresindeki yan rüzgarlar hem şiddetli hem öngörülemez olduğundan, uçakları buraya indirmek için özel bir teknik gerekiyor. Bu teknikte uçak pist ile aynı açıda uçtuktan sonra son anda düz bir rotaya geçiş yapar. Bu anların kabin içinden izlenmesi yolcular için endişe verici bir görüntüyü beraberinde getirebilir.
Bu havalimanı ile ilgili dikkat çekici bir ayrıntı daha var. Bu havaalanının adı, adada doğan ünlü futbolcuya atfen 2017 yılında Cristiano Ronaldo Uluslararası Havalimanı olarak değiştirildi.
DAĞLAR ARASINDA BİR HAVALİMANI
Dağların uçakların inişini zorlaştırdığı bir diğer yer ise Güney Asya ülkesi Nepal’de bulunuyor. Nepal’deki Lukla Havaalanı, deniz seviyesinden yaklaşık 2,8 kilometre yükseklikte bulunuyor. Bu havalimanı sadece dağların arasında yer almakla kalmıyor, aynı zamanda adeta “hayatta kalmak için dağlara sıkı sıkı tutunuyor”.
Bu havalimanındaki pist ise sadece 527 metre uzunluğunda ve bir ucu aşağıdaki derin bir vadiye doğru dik bir şekilde iniyor.
Diğer bir deyişle, inişi kaçırmanız halinde gidecek hiçbir yeriniz kalmıyor. Yani, pilotların işlerini “doğru yapmak” için tam olarak tek bir şansı bulunuyor.
Şiddetli rüzgarlar, ani sis ve öngörülemez dağ havası pilotların işlerini zorlaştıran etmenler olarak öne çıkarken, burası Everest’e giden trekking severler için ana geçiş noktası görevi gördüğü için, risklere rağmen uçuşlar düzenli olarak devam eder.
EN KISA PİST, İKİ YANDA SARP UÇURUM
Karayiplerde Puerto Riko'nun doğusunda yer alan Saba’daki Juancho E. Yrausquin Havalimanı da 400 metrelik pist uzunluğu ile dünyadaki en kısa ticari uçuş pisti rekorunu elinde bulunduruyor. 400 metrelik bir pist demek havaalanındaki toplam pist uzunluğunun uç uca dizilmiş dört futbol sahasından sadece biraz daha fazla olduğu anlamına geliyor.
Bu pisti adeta “tüyler ürpertici” kılan ise pistin her iki yanında yer alan, doğrudan Karayip Denizi’ne dik olarak inen sarp uçurumlar. Diğer bir deyişle, burada pilotların herhangi bir yönde neredeyse hiç hata payı yok.
Saba, 2 binden az kişinin yaşadığı minik bir volkanik ada. Bu havaalanı, adanın dış dünyayla olan hayati bağı durumunda. Adaya hızlı bir şekilde ulaşmanın başka bir yolu yok. Feribot bu noktada tek alternatif ancak dalgalı denizler genellikle bu seçeneği imkansız hale getirir.
CADDE TRAFİĞİ DURUYOR, UÇAKLAR PİSTE İNİYOR
Öyle bir havalimanı ve pisti düşünün ki aynı zamanda kamuya açık bir otoyolun üzerinden geçsin. Cebelitarık Uluslararası Havalimanı tam olarak böyle. Bu havaalanı ve pist hakkında paylaşılan bilgilere göre, Cebelitarık’ın ana caddelerinden olan Winston Churchill Caddesi, faal pistin tam üzerinden geçiyor ve uçaklar her iniş veya kalkış yaptığında trafik ışıkları araçları durduruyor.
Dahası, Cebelitarık Kayası, pilotların havalimanına her yaklaştığında hesaba katmak zorunda oldukları türbülanslı rüzgar koşullarına sebebiyet veriyor. Havaalanı kuzeyde İspanya, güneyde Akdeniz ile çevrili olduğundan manevra alanı da neredeyse hiç yok.
HAVALİMANININ İNŞA EDİLDİĞİ YAPAY ADA ÇÖKÜYOR
1980’li yıllarda Japonya’da Osaka Körfezi’nin ortasındaki yapay bir adaya havalimanı inşa etmek iddialı bir proje gibi görünse de bu iddialı proje hayata geçirildi. Kansai Uluslararası Havalimanı, 1994 yılında mühendislik açısından büyük bir başarı olarak hizmete açıldı. Ancak, mühendislerin o dönemde öngöremediği bir durum vardı: Ada, tahmin edildiğinden çok daha hızlı bir şekilde batmaya devam edecekti.
Devam eden bu çökme hali, havalimanının sadece faaliyette kalabilmesi için bile sürekli izleme ve bakım gerektirdiği anlamına geliyor.
Tayfunlar Japonya’da mevsimsel bir hakikat ve Kansai de koruma sağlayacak hiçbir doğal bariyer olmaksızın körfezde tamamen açık bir konumda yer alıyor.
2018 yılında Jebi Tayfunu, büyük sel felaketlerine yol açtı, kontrol kulesine zarar verdi ve bir tankerin tek erişim köprüsüne çarpması sonucu binlerce yolcuyu adada mahsur bıraktı. Bu olay, havalimanının konumunun gerçekte ne kadar savunmasız olduğunu da acı bir şekilde hatırlatmış oldu.
Bu zorluklara rağmen Kansai, her yıl milyonlarca yolcuya hizmet veriyor ve önemli bir uluslararası aktarma merkezi olarak işlev görüyor.
RÜZGARLI ŞEHRİN RÜZGARLI HAVALİMANI
Yeni Zelanda’nın başkenti Wellington, yıllar boyunca aralıksız esen şiddetli rüzgarlar sebebiyle “Rüzgarlı Şehir” olarak bilinir. Havalimanı, tepeler ile dünyanın en rüzgarlı su yollarından biri olan Cook Boğazı arasındaki dar bir arazi şeridinde yer alır.
Buradaki yan rüzgarların saniyeler içinde yön değiştirebilmesinin yanı sıra havalimanı pisti de her iki tarafta da suya oldukça yakın bir noktada son bulur.
Dahası, havalimanına son yaklaşma sırasında yaşanan şiddetli türbülans o kadar yaygındır ki buraya düzenli olarak seyahat eden yolcular artık neredeyse hiç irkilmez.
İNMEK İÇİN ÖNCE HAVALİMANINI BULMAK GEREK
Son olarak, Honduras’taki Toncontín Uluslararası Havalimanı’na yaklaşan pilotlar, sadece piste hizalanmakla kalmaz, önce havalimanını bulmak zorundadırlar. Çünkü bu pist Tegucigalpa’da dağlarla çevrili bir vadinin içinde, binaların çitlere kadar sıkıştığı bir konumda yer alır. Bu havalimanına yaklaşmak alçak irtifada dik ve yana eğilmeyi gerektiren bir dönüş gerektirir. Bu da adeta “aksiyon filminden çıkmış gibi” hissedilmesine yol açar.
Pist deniz seviyesindeki yaklaşık 1 kilometre yükseklikte yer alır ve uzunluğu yalnızca 2 bin 163 metre dolaylarındadır. Diğer bir deyişle geniş gövdeli uçaklar için bu pist pek de uygun değildir.
Yıllar boyunca birkaç ciddi kaza meydana gelmiş olması dolayısıyla burası Batı Yarımküre'deki teknik açıdan en zorlu havalimanlarından biri olarak bilinir.
2008 yılında TACA Havayolları’na ait bir uçak pisti aşarak bir caddeye çakıldı ve yerde bulunan iki kişinin ölümüne neden oldu. Bu kaza, havalimanının büyük uçakları kabul etmeye devam edip etmeyeceği konusunda ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
O zamandan bu yana büyük uçuşlar için Toncontín’in yerini alması amacıyla yeni bir uluslararası havaalanı inşa edildi. Yine de eski havaalanı halen faaliyette ve pilotlar için zorluk teşkil etmeyi sürdürüyor.
YOLCU UÇAĞI DENİZE 25 METRE KALA DURABİLDİ
Öte yandan, bu listeye Türkiye'den de bir ek yapmak mümkün. Buna göre, Trabzon Havalimanı'na kendi başına "tehlikeli bir havalimanı" demek mümkün olmasa da özellikle belirli meteorolojik koşullarda yaklaşma ve inişi zorlayıcı olabilen bir havalimanı olduğunu söyleyebiliriz.
Bu durumun arkasında bir dizi somut neden var. Öncelikle pist Karadeniz kıyısına paralel, deniz ile yükselen arazi arasında oldukça dar bir şeritte bulunuyor. 2026 yılında yayınlanan, Trabzon'u da mercek altına alan bir meteoroloji çalışması, bu coğrafyanın rüzgar türbülansı oluşturabildiğini, yan rüzgarların ve ani rüzgar değişimlerinin özellikle inişte pilotlar açısından güçlük yaratabildiğini belirtiyor. Tevekkeli değil 13 Ocak 2018'de Ankara-Trabzon uçuşunu yapan bir yolcu uçağı Trabzon Havalimanı'na inişi sırasında pistten çıkmış, denize 25 metre kala durabilmişti. Kazadan sonra havalimanı geçici süreyle trafiğe kapatılmış, uçuşlar ertesi sabah yeniden başlamıştı.