ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eski Başkan Yardımcısı ile TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay, temel sorunlar nelerse onların üzerine gidilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Başta hızlı ve adil çalışan bir yargı sistemi geliyor. Bu konuda atılacak kalıcı adımlar, salt ekonomi alanında atılacak adımların hepsinden önemli” diye konuştu.

“Orta Vadali Program’da (OVP) hedef bu kadar sık değiştiriliyor ve her değişiklikte hep bir üst düzeye çıkarılıyorsa, hedef koymanın ne gibi bir anlamı kalıyor?” diyen Prof. Dr. Fatih Özatay ile ekonomideki son gelişmeleri konuştuk.

SÖZ DEĞİL EYLEM ŞART

- “Enflasyonla mücadeledeki başarısızlığın ana nedeni para politikası değil. Programın eksik olması” diyorsunuz, programdaki ana eksikler nelerdir?

Eylül 2021’e dönüp hızlıca bugüne gelelim. Enflasyon yüzde 19, politika faizi yüzde 19 ve enflasyon hedefi yüzde 5 iken, Merkez Bankası peşi sıra faiz indirmedi mi? 8 lira civarında olan dolar kuru Aralık 2021 ortasına doğru 18 liraya ulaşmadı mı? Bu çılgın gidişatı durdurmak için kur korumalı mevduat sistemi icat edilmedi mi? Arkasından düzenleme üzerine düzenleme yapılıp, bir ödemeler dengesi krizi çıkması önlenmeye çalışılmadı mı? Enflasyon sürekli yükselerek bir yıl sonra yüzde 85’i aşmadı mı? Buna karşın politika faizi düşürülmeye devam edilmedi mi? Ondan önceki dönemde “Yok Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyonu yok İstanbul Ticaret Odası (İTO) enflasyonu yok falanca enflasyon” diye bir ayrım var mıydı? Nisan seçiminden sonra göreve gelen Hazine ve Maliye Bakanı “Artık rasyonele dönmeliyiz” diyerek bu politikaların rasyonel olmadığını açıklamadı mı? Daha sonra Merkez Bankası’nın yüklü miktarda döviz satmasına ve faiz artırmasına yol açan siyasi gelişmeler yaşanmadı mı? Yargı sistemi hiç olmadığı kadar tartışılmadı mı? Son olarak da inanılmaz getirilerin elde edildiği fon skandalı patlamadı mı?

Böyle bir ülkede yeni bir ekonomi programı uygulanıyorken demek ki öncelikli iş bu tür uygulamalara tekrar yönelinmeyeceğinin garantisini vermek olmalı. Bu da sözle olacak bir iş değil. Eylem gerektiriyor. “Bu sefer farklı” olduğunu gösterebiliyor musunuz? Önemli olan buydu.

- Peki bu nasıl yapılabilirdi?

Temel sorunlar nelerse onların üzerine gitmek gerekirdi. Başta hızlı ve adil çalışan bir yargı sistemi geliyor. Bu konuda atılacak kalıcı adımlar, salt ekonomi alanında atacağınız adımların hepsinden önemli. Bütçe üzerinde yük olan koşullu gelir garantilerinin üzerine gidebiliyor musunuz? İhale yasasını sil baştan, dünyadaki iyi örnekleri dikkate alarak yeniden düzenliyor musunuz? En fazla beş kata izin verilen arsalara bir gecede 20 kat çıkılması izni verilmesini ya da mesela yeşil alanların bir çırpıda imara açılmasını engelleyecek ve böylelikle rant peşinde koşulmasının önüne geçecek bir imar yasası yapabiliyor musunuz? Açlık sınırının altındaki asgari ücretten şikayet eden, dolayısıyla aslında verimli olmadıklarını haykıran sanayi yapısından kurtulmak üzere bir sanayi politikası tasarlayabiliyor musunuz?

Denetleme herkese lazım

- Eylül 2021’deki para politikasının uygulanmasına yol açan neydi?

Merkez Bankası yönetimi pat diye değiştirilmişti. Bunun önüne geçecek yasal düzenlemeleri yapabiliyor musunuz? Enflasyona ilişkin her yaptığım yorum için “Hocam, hâlâ TÜİK enflasyonunu mu kullanıyorsunuz” diye soruluyor. Oysa 2021 öncesinde bu tür bir algı yoktu. Bu tür şüpheleri ortadan kaldıracak bir yapısal değişikliğe gidiyor musunuz? Ya da son haftalarda patlak veren fon krizinden önceki inanılmaz getiri oranlarının arkasındaki mekanizmanın oluşmasını çok çok önceden önleyecek düzenleme ve denetlemeden sorumlu kuruluşların görevlerini yapmalarını sağlayabiliyor musunuz?

Dikkat ederseniz, bunların hiçbiri para politikası ile ilgili değil. Hepsi kurumsal düzenlemelerle ilgili. Bu sorunlar orta yerdeyken salt para ya da maliye politikası ile ne kadar yol alınabilir? Ama dikkat: Para ve maliye politikasının düzgün olması olmazsa olmaz koşul. Onlarsız olmaz ama sadece onlarla da olmaz.

- Peki Türkiye gündemini sarsan fon krizini nasıl okumak gerekiyor?

Düzenleme ve denetleme herkese lazım.

Hedef koymanın anlamı kalmıyor

n Yeni OVP’de 2026 sonu enflasyon tahmini yüzde 28.4’e, 2027 tahmini ise yüzde 21’e yükseltildi. Enflasyon önümüzdeki dönemlerde nasıl bir grafik bekliyorsunuz?

Bu, yukarıya doğru belirgin bir güncelleme. Merkez Bankası yılda dört enflasyon raporu yayımlıyor. 12 Şubat 2026’da yayımlanan ilk raporda 2027 sonu için konulan hedef yüzde 9. Şimdi yüzde 21. 14 Mayıs’ta yayımlanan yılın ikinci enflasyon raporunda hedef yüzde 15’e yükseltildi. 13 Ağustos’ta hedefin bu düzeyde sabit tutulduğunu öğrendik. Farklı bir ifadeyle, yeni OVP’nin açıklanmasından 24 gün önce hedef yüzde 15’ti; artık altı puan daha yüksek.

Hedef bu kadar sık değiştiriliyor ve her değişiklikte hep bir üst düzeye çıkarılıyorsa, hedef koymanın ne gibi bir anlamı kalıyor? Hedef, sonuçta ileriye yönelik sözleşme imzalayanlar karanlıkta kalmasınlar, onlara bir fener tutalım diye açıklanıyor. Sık ve hep yukarıya doğru güncellemelerin enflasyonu etkileyen sözleşmeleri ve bekleyişleri olumlu yönde etkilemeyeceği açık.

Neden olmasın yorumu iyimser

- 2027’de yüzde 21 hedefine ulaşılabilir mi?

2026 sonunu yüzde 30 ile kapatırsak, “Neden olmasın?” denilebilir. Sonuçta 9 puanlık bir düşüşten söz ediyoruz. Ama enerji fiyatlarındaki gidişat, seçime yaklaşıyor olmamız ve enflasyonda uzunca bir süredir devam eden katılık dikkate alındığında, “neden olmasın” yorumu biraz iyimser kalıyor.

- OVP’yi genel olarak düşündüğünüzde, büyüme, cari açık, sanayi büyümesi, ihracatın büyümeye katkısı gibi genel hedeflere baktığımızda bize nasıl bir çerçeve sunuyor?

OVP’yi hazırlayan arkadaşların emeklerine saygısızlık etmek istemem. Ama en önemli hedeflerden biri olan ve uluslararası enflasyonu düşürme deneyimi dikkate alındığında (mesela sanayinin yapısının değiştirilmesi hedefi ile karşılaştırıldığında) ulaşılması çok daha kolay olan enflasyon hedefinin hiç tutmadığı ve sık sık değiştirildiği bir ülkede diğer hedeflerle pek de ilgilenmediğimi söyleyebilirim.

Adil ve çalışan bir yargı şart

- Yeni OVP’ye bakarak yatırımcı önünü görebilir mi, nasıl bir intiba bıraktı sizde?

Yatırımcının önünü görebilmesi için öncelikle hızlı ve adil çalışan bir yargı sistemi lazım. Son haftalarda ayyuka çıkan Ponzi sistemlerinin oluşmaması için herkesin üzerine düşeni yaptığı bir finansal denetleme ve düzenleme sisteminin varlığı olmazsa olmaz koşul.

- Şu anda Türkiye ekonomisinin yaşadığı temel sorunlar, can yakıcı sorunlar nelerdir?

Çalışanların önemli bir kısmı açlık sınırının çok altında ücret alıyor. Emeklilerin çoğunun durumu bundan da kötü. Gelir dağılımı bozuk. Sadece düşük ücretle ve değersiz kurla ayakta kalabilen sektörler, şirketler var. Demek ki önemli verimlilik ve teknoloji sorunları var. Büyürken cari işlemler açığı veren ve bu nedenle yurt dışından borçlanmaya bağımlı bir ülkeyiz. Kurumsal yapıda zafiyet var. Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden açılması gerekiyor. Müsteşarlık sistemine dönülmesinde yarar var.

Bunlara kadim sorunumuz yüksek enflasyonla, varlıklı kesimlerden yeteri kadar vergi alınmamasını da eklemek gerekir.