RÖPORTAJ: NALAN GÜNEŞ / NEFES
MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları dünya genelinde yeni salgın endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ile hantavirüsün ne kadar risk taşıdığını, yeni bir salgın ihtimalini ve gelecekte grip ya da koronavirüs kaynaklı olası pandemi senaryolarını konuştuk.
- Hantavirüs endişesi bir abartı mı yoksa risk kapıda mı?
Salgın ve pandemiyi insanlar karıştırıyor. Bir hastalık, bir bölgede eski yıllara göre daha fazla görülüyorsa salgındır. Pandemi ise dünyayı etkileyen, kıtalar arası bir salgın demek. Hantavirüsün pandemi yaratma potansiyeli yok.
Elbette insanların pandemiden korkması gayet doğal. Çünkü çok yeni yaşadık, etkileri de hâlâ devam ediyor; dolayısıyla tedirginler. Fakat şunu net söyleyebilirim: Pandemiler gelecek, bunu kabul etmek durumundayız. Bunun nedeni de doğal hayata sürekli müdahale etmemiz. Gelecek pandemi de grip ya da koronavirüsten olacak.
HANTAVİRÜS PANDEMİ YAPMAZ
- Peki ülkeler neden alarm durumuna geçtiler?
Hantavirüsler çok yavaş bulaştığı için seyrek görülüyor. Ama aynı zamanda çok öldürücü. Gemide ortaya çıkan 11 vakanın 8’i laboratuvarda doğrulandı ve 3 ölüm var. Bunu takip etmek zorundasınız. Bu virüsün insandan insana bulaşan tek tipi var. Sadece Arjantin, Uruguay, Şili yani Güney Amerika’nın güney ucunda görülüyor. Şimdiye kadar da başka bir yere yayılmadı. Yayılırsa da büyük salgınlar oluşturmayacak ama insan ölümlerine neden olacak. Bu yüzden ülkeler yoğun önlemler alıyor.
Kendilerinde olmayan bir virüs ülkelerine girmesin diye uğraşıyorlar. Şimdiye kadar uluslararası bir yayılım riski olmamıştı. Hantavirüste bundan daha büyük salgınlar da oldu. Örneğin Arjantin’de birkaç yıl önce bir kişi 33 kişiye bulaştırdı ve 11’i hayatını kaybetti. Ama bunlar ülke içindeydi. Hantavirüs birçok ülkeden yolcu taşıyan bir gemide çıkınca başka ülkelere taşınma ihtimali arttı. Yoksa büyük bir salgın yapacağından değil.
- O halde hantavirüsten korkmamalıyız...
Bu virüsün 21 farklı tipi var. Sadece bir tipi insandan insana bulaşma potansiyeline sahip; o da çok yavaş bulaşıyor. Bulaşması için de öpüşmek ve sarılmak gibi çok yakın temas gerekiyor. Yani bulaştırıcılık kat sayısı son derece düşük. Oysa grip ve koronavirüste 1 kişi 3-4 kişiye bulaştırabiliyor.
Hatırlarsanız 2006’da kuş gribi salgını yaşadık. 12 vakamız oldu; 4 kişiyi kaybettik. Ama insandan insana bulaş özelliği kazanmadığı için bir pandemi düzeyine ulaşmadı. Hantavirüsle ilgili de pandemi anlamında bir tehlike yok. Bu virüs 2009’dan bu yana Türkiye’de Karadeniz kıyısı, İstanbul, Edirne, Giresun, Erzurum, Zonguldak ve Bartın’da görüldü zaten.
AÇIKLAMAK AYIP DEĞİL
- Bakanlık ‘Türkiye’de hantavirüs görülmedi’ açıklaması yapmıştı…
Bu yanlış bir ifade. Türkiye’de 2009’da yaşanan hantavirüs salgınını nereye koyacağız peki? Karadeniz’deki kemirgenlerin yüzde 5’inde hantavirüs antikoru var. Yani bu virüsle karşılaşmışlar. Bunu açıklamak ayıp değil.
Rusya’nın her yıl 10-12 bin civarında vakası var ve rahatlıkla açıklıyorlar. Almanya’nın bir yılda 2800, Finlandiya’nın 800 vakası oldu. Bizim maalesef “Bizde bu hastalık yok, çok iyi durumdayız” diye bir tutumumuz var. Covid-19’un başında da “Türkiye’de yok” dediler. İlk vaka açıklandığında anladık ki İstanbul’da yüzlerce vaka olmuş o zamana kadar.
- Gemideki Türk yolcuların karantina sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gemide bulunan 3 Türk yolucunun 42 gün evde karantinaya alınacağı söylendi. Bunu çok doğru bulmuyorum. Çünkü biraz riskli bir uygulama. Birçok ülke yolcularını ya hastanelerde ya da karantina merkezlerinde karantinayı aldılar.
Evde karantinaya aldığınız zaman bu kişinin çıkıp dolaşmayacağını bilemezsiniz. Ateşi başladığında size hemen haber vereceğini garanti edemezsiniz. Hantavirüs, en çok ateşin başladığı dönem bulaşıcı oluyor. Bence bir hastanede ya da bir karantina merkezinde izole edilselerdi daha doğru bir yaklaşım olurdu.
TÜRKİYE PANDEMİYE HİÇ HAZIR DEĞİL!
- Olası bir vaka artışına hazır mıyız?
Hantavirüste bölgesel vaka artışları yaşanabilir. Hastaneler bu konuda yeterli. Asıl önemli olan pandemiye hazırlıklı mıyız? Çünkü pandemi kaçınılmaz. Aynı depremdeki gibi mutlaka olacak ama zamanını bilmiyoruz. Pandemiye hazırlıklı değiliz maalesef. Koruyucu hekimlik uygulamaları terk edilip, tedavi edici uygulamalara yatırımlar yapıldı. Bu durum pandemide işimize gelen bir şey değil.
Çünkü pandemiyle mücadele esas olarak koruyucu önlemle başlar. Bir bariyer koyarsınız. Oradan sızan hastaları da yoğun bakımlarda tedavi edersiniz. Ama mevcut durumda mücadele çok pahalı ve altından kalkılamaz bir yöntem. Belki “Yoğun bakımlarımız var, biz başka ülkeler gibi hastaları yerlerde yatırmadık” diye övünebilirsiniz. Ama maddi açıdan bunun altından kalkamazsınız; nitekim de öyle oldu.
Dünya liderleri ortak açıklama yapıp ‘Dünya artık eski dünya olmayacak, salgına hep hazırlıklı olacağız’ dediler. Ama ekonomi öyle bir zorladı ki önlemleri bir gecede ortadan kaldırdılar. Bu yüzden de Covid hâlâ aramızda dolaşmaya devam ediyor.
- Toplumda korku yaşayanlar kadar pandemiyi umursamayan bir kesim de oluştu...
Dünyanın her yerinde bu böyle. ‘Maskeden hastalık bulaşır’ diyen de var ‘Allah’tan gelen hastalığa müdahale etmek günahtır’ diyen de. Hatta bu virüslerin laboratuvar ortamında üretildiğine inanan bir kesim de var. Birileri salgın çıkarmak için yatırım yapacaksa hantavirüsle uğraşmaz; bunun pandemi yapma potansiyeli yok.
İnsanlar şunu unutuyor: Doğadan büyük bir laboratuvar yok. Doğada milyonlarca mutasyon gelişiyor, bunlardan bir tanesi insandan insana bulaş özelliği gösterince pandemi çıkabiliyor. Bilimle savaşan insanlar sadece bizim ülkemizde değil. Biz bunlara rağmen yapmamız gerekeni yapacağız. Doğru olanı insanlara anlatmaya devam edeceğiz. Bakanlık uygulamasını yapacak, önlemlerini alacak. Birileri de komplo teorileri üretmeye devam edecek.
HANTAVİRÜS NEDİR?
Hantavirüs varyantlarını yeni dünya virüsleri ve eski dünya virüsleri diye ikiye ayırıyoruz. Avrupa’da ve Asya’da görülen; insandan insana buluşmayan tipi Kırım-Kongo kanamalı ateşine benzer bir tablo oluşturuyor. Fare dışkısının havaya bulaşan partiküllerinden solunum yoluyla bulaşıyor. Kuluçka süresinden sonra hastada ateş başlıyor. Eğer bir temas öyküsü ya da riskli yaklaşımlar (doğa yürüyüşü, fare atıklarının temizlenmesi gibi) varsa hantavirüsten şüphelenebilirsiniz.
Ateşin ardından cilt altında, idrar ve dışkıda kanama dönemi başlıyor. Son olarak böbrek yetmezliği; idrar yapamama, bacaklarda ödem kendini gösteriyor. Bu dönemden sonra hastaların çoğu kaybediliyor. İnsandan insana bulaşan tipinde ise virüs akciğerlere yerleşiyor ve orada bir zatürre oluşturuyor. Arkasından solunum yetmezliği ve dolaşım yetmezliği geliyor. Ölüm oranları ise oldukça yüksek. Bizim ülkemize gelmesini istemediğimiz de insandan insana bulaşan ve daha ölümcül olan tipi.