ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES
Yanlış ekonomi politikalarının acısını vatandaş ve çiftçi çekiyor. Son dönemlerde sebze meyvedeki fahiş artışlar bir zirai dona, bir sele, bir hortuma bağlanıyor. Vatandaş yüksek fiyatlar nedeniyle kış sebze ve meyvelerine hasret kaldı. Hal fiyatları bile cep yakarken, tarladan sofraya birçok üründe fiyatlar 4’e katlandı. Birkaç hafta önce üreticinin kilogramını 50 TL’ye sattığı salatalığın fiyatı marketlerde 200 TL’ye ulaştı. Yine birkaç hafta önce kilogramını 20-30 TL’ye sattığı kabağın fiyatı da 100 TL’yi aştı. Sivri biberin kilosu 130 TL’yi aştı. Marketlerde maydanozun demeti 30 liraya çıkarken kıvırcık ise 45 liradan satılıyor.
5 AYDIR DÜŞÜYOR
İstanbul Avrupa Yakası Hal Müdürlüğünde son bir ayda bazı ürünlerin fiyatı ikile katlandı. Halde 6 Ocak’ta 80 lira olan domatesin kilogramı 115 liraya, 105 lira olan çalı fasulyesi 215 liraya, kabak 60 liradan 115 liraya yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) gıda enflasyonunu aylık yüzde 6.59 olarak hesapladığı Ocak 2026’da, küresel gıda fiyatları üst üste beşinci ayda da düşüş gösterdi. TÜİK, Ocak 2026’da gıda fiyatlarının yıllık yüzde 31.69 arttığını açıklarken, TEPAV tarafından hesaplanan Gıda Fiyat Endeksi aylık yüzde 5.17 yükseldi.
MESELE HAVA DEĞİL
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi, Ocak 2026’da süt ürünleri, şeker ve et ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki düşüşün öncülüğünde, üst üste beşinci ayda da geriledi. Küresel olarak ticareti yapılan gıda emtiasının uluslararası fiyatlarındaki aylık değişimlerini izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi, ocak ayında, bir önceki aya göre yüzde 0.4, bir yıl öncesine göre ise yüzde 0.6 düşüşle ortalama 123.9 puan olarak gerçekleşti.
Ocak ayı enflasyonunun yüksek gelmesini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gıda fiyatlarından kaynaklandığını belirtti, gıda fiyatlarının yüksek gelmesini de olumsuz ve soğuk hava koşullarına bağladı.
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise, Şimşek’in enflasyon bahanesine “Eksi 10 derecelik İsviçre’de enflasyon yüzde 1 bile olmuyor. O zaman mesele hava durumu değil, milyonları açlığa terk eden ekonomi politikası” dedi.
TENCERENİN KAYNAMASI ZORLAŞIYOR
Nişantaşı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, “Küresel piyasalarda fiyatlar düşse de bizde üretimin can damarı olan mazot, gübre ve tohum gibi girdilerin kur baskısıyla pahalı kalması, dünya ile aramızdaki makasın açılmasına neden oluyor. Çiftçimiz, küresel düşüşün aksine her sezon bir önceki yıla göre daha yüksek maliyetlerle toprağa girdiği için, bu durum doğal olarak raflardaki etiketlere de yansıyor. Domates, biber ve yumurta gibi en temel malzemelerin bile maliyetinin artması, küresel fiyat düşüşlerinin maalesef mutfağımıza uğramadığını gösteriyor. Üretim maliyetlerini düşürecek adımlar atmadıkça, dünya gıda bolluğu yaşasa bile bizde bir tencere yemeğin kaynaması her geçen gün biraz daha kıymetli hale geliyor” diye konuştu.
YENİ ZAMLAR KAPIDA
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hidayet Muslu, tarımsal ürünlerdeki fiyat artışının soğuk hava ve iklim değişikliğine bağlanamayacağını vurgulayarak “Fiyat artışını havaya bağlamak kadercilik. Türkiye’de uygulanan yanlış politikalar yüzünden çiftçi tarımdan uzaklaştı. Ekim alanları düştü. İklim değişikliği sadece bizi mi vuruyor. Tabi ki belli dönemlerde hava koşulları üretimi etkileyebilir. Ama tarım da çiftçi de kaderine terk edilemez. İklim dengesizliklerine karşı sigorta sistemleri daha fazla devreye alınmalı, destekler verilmeli” dedi. Maliyet artışları, döviz kaynaklı girdi artışları nedeniyle vatandaşın artık ucuza ürün yiyemeyeceğine de dikkat çeken Muslu, yeni zamlara da hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı.