Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nde yıllar içinde yaşanan değişim, uydu görüntülerine yansıdı. Farklı dönemlere ait verilerin karşılaştırılmasıyla ortaya çıkan tablo, gölün su yüzeyindeki daralmanın özellikle son yıllarda hızlandığını gösterdi. 35 yıllık süreçte yaşanan kaybın büyük bölümünün son 10 yıla sığması dikkat çekti.
Sular çekilmesiyle birlikte beyaz tuz ve soda tabakaları oluşurken, uzun yıllar su altında kalan mikrobiyalitler de ortaya çıktı.

MİKROBİYALİTLER ORTAYA ÇIKTI
Göl tabanındaki çatlaklardan çıkan kalsiyum açısından zengin yeraltı sularının göldeki karbonat iyonlarıyla etkileşmesi ve bu süreçte siyanobakterilerin biyokimyasal faaliyetleriyle desteklenmesi sonucunda, kayaç benzeri yapılar olan mikrobiyalitler artık karada görünür hale geldi.
Mikrobiyalitler, binlerce yıl içinde oluşan ve yalnızca belirli şartlarda gelişebilen nadir jeolojik yapılar olarak biliniyor. Van Gölü, dünyada bu oluşumların en büyük örneklerine ev sahipliği yapmasıyla öne çıkarken, suyun çekilmesi bu doğal zenginliği görünür hale getirdi.
Tuzlu ve sodalı yapısıyla bilinen Van Gölü'nde çekilmeyle birlikte kıyılarda ortaya çıkan mikrobiyalitler görenler için adeta insansız şehirleri anımsatıyor.
Özellikle çekilmenin fazla olduğu bölümlerde daha fazla görülen yapılar turistlerin ve fotoğrafçıların da ilgi odağı haline geldi.

GÖLDEKİ DEĞİŞİM UYDU GÖRÜNTÜLERİYLE İNCELENDİ
Bölgedeki mikrobiyalitlerin ortaya çıkmasına neden olan su çekilmelerini inceleyen Prof. Dr. Murat Yakar, Van Gölü’nün kıyı çizgisindeki değişimi belirlemek amacıyla uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı analizler gerçekleştirdiklerini belirtti.
Çalışmada Landsat 4-5 ve Landsat 8-9 uydu sistemlerinden elde edilen görüntüler kullanılarak su yüzeylerinin belirlenmesinde yaygın olarak kullanılan Normalize Edilmiş Fark Su İndeksi (NDWI) hesaplanırken, eşik değer yöntemiyle su ve kara alanları birbirinden ayrıldı. Elde edilen veriler CBS ortamında işlenerek gölün farklı yıllardaki yüzey alanları belirlendi.

KORKUTAN GERÇEK: SON 10 YILDA 27 KİLOMETRELİK KAYIP YAŞANDI
Analiz sonuçlarına göre Van Gölü’nün yüzey alanı 1990 yılında yaklaşık 3 bin 577 kilometrekare olarak hesaplandı. Bu alan 2015 yılında 3 bin 573 kilometrekareye, 2025 yılında ise 3 bin 546 kilometrekareye geriledi. Buna göre 1990-2015 yılları arasındaki 25 yıllık dönemde yaklaşık 4 kilometrekarelik azalma yaşanırken, yalnızca 2015-2025 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 27 kilometrekarelik kayıp belirlendi. İncelenen 35 yıllık dönemde hesaplanan toplam 31 kilometrekarelik yüzey alanı kaybının yaklaşık yüzde 87’sinin son 10 yılda gerçekleşmesi dikkat çekti.

1990 YILINDAN İTİBAREN OLAN DEĞİŞİM HARİTALANDI
Çalışma kapsamında 1990, 2015 ve 2025 yıllarına ait kıyı çizgileri karşılaştırmalı bir harita üzerinde gösterildi. Böylece Van Gölü’nün farklı kesimlerindeki kıyı değişimleri mekânsal olarak incelenebilir hale geldi.
Uydu görüntüleri ve CBS teknolojilerinin birlikte kullanılmasıyla göllerin uzun dönemli değişimlerinin izlenebildiğini belirten Prof. Dr. Murat Yakar, bu tür çalışmaların su kaynaklarında meydana gelen değişimlerin tespiti ve gelecekte yapılacak araştırmalar açısından önemli veriler sunduğunu ifade etti.
Yakar, "Uydu görüntüleri kullanılarak Van Gölü'nün 1990, 2015 ve 2025 yıllarındaki kıyı çizgileri ve su yüzey alanları karşılaştırıldı. Analiz sonuçları, gölün yüzey alanında son 35 yılda yaklaşık 31 kilometrekarelik azalma olduğunu, bu azalmanın büyük bölümünün ise son 10 yılda gerçekleştiğini ortaya koydu. Van Gölü'nün son 35 yıldaki kıyı değişimini belirlemek amacıyla gerçekleştirilen uzaktan algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) tabanlı analizler, gölün su yüzey alanında özellikle son 10 yılda dikkat çekici bir azalma yaşandığını gösterdi. Çalışmada, 1990, 2015 ve 2025 yıllarına ait Landsat uydu görüntüleri kullanılarak Van Gölü'nün farklı dönemlerdeki kıyı çizgileri belirlendi. Landsat 4-5 ve Landsat 8-9 uydu sistemlerinden elde edilen görüntüler üzerinde, su yüzeylerinin belirlenmesinde yaygın olarak kullanılan Normalize Edilmiş Fark Su İndeksi (NDWI) hesaplandı. Ardından uygulanan eşik değer yöntemiyle su ve kara alanları birbirinden ayrıldı. Belirlenen su alanları CBS ortamında poligon verilerine dönüştürülerek gölün farklı yıllardaki yüzey alanları hesaplandı" dedi.

1990-2015 ARASINDA 4 KİLOMETREKARE; 2015-2025 ARASINDA 27 KİLOMETREKARE
"Analiz sonuçlarına göre Van Gölü'nün su yüzey alanı 1990 yılında yaklaşık 3 bin 577 kilometrekare olarak belirlenirken, bu değer 2015 yılında 3 bin 573 kilometrekareye, 2025 yılında ise 3 bin 546 kilometrekareye geriledi" diyen Prof. Dr. Murat Yakar, şöyle devam etti:
"1990-2015 yılları arasındaki 25 yıllık dönemde gölün yüzey alanında yaklaşık 4 kilometrekarelik azalma belirlenirken, 2015-2025 yılları arasındaki yalnızca 10 yıllık dönemde bu azalmanın 27 kilometrekareye ulaşması dikkat çekti. Böylece incelenen 35 yıllık dönemde hesaplanan toplam 31 kilometrekarelik yüzey alanı kaybının yaklaşık yüzde 87'sinin son 10 yıllık dönemde gerçekleştiği belirlendi. Bu keşifler, Van Gölü'nün su yüzey alanındaki azalmanın özellikle son dönemde belirginleştiğine işaret ediyor. Çalışma kapsamında hazırlanan karşılaştırmalı haritada, 1990, 2015 ve 2025 yıllarına ait kıyı çizgileri aynı coğrafi zemin üzerinde gösterildi.

Böylece gölün farklı kesimlerindeki kıyı değişimleri mekânsal olarak incelenebilir hale getirildi. Uydu görüntüleri ve CBS teknolojilerinin birlikte kullanılması, geniş su yüzeylerine sahip göllerin uzun dönemli değişimlerinin izlenmesine imkan sağlıyor. Özellikle farklı yıllara ait uydu verilerinin karşılaştırılması, su kaynaklarında meydana gelen değişimlerin belirlenmesi ve gelecekte yapılacak ayrıntılı araştırmalara temel oluşturması açısından önem taşıyor. Van Gölü'nde belirlenen yüzey alanı değişimleri, göllerin ve diğer su kaynaklarının uydu teknolojileriyle düzenli olarak izlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Göl yüzey alanındaki değişimler; yağış, buharlaşma, sıcaklık ve hidrolojik şartlar gibi birçok faktörden etkilenebiliyor." diye konuştu.