MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a çağrısıyla gelişen süreçte kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, son toplantısını bugün düzenledi.

Nihai rapor, 47 'evet', 2 'hayır' ve 1 'çekimser' oyla kabul edildi.

Ret oyları Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan'dan geldi.

Çekimser oyu ise CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi kullandı. Elçi, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le konuştuğunu ve bu kararının anlayışla karşılandığını belirtti.

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un "af mahiyetinde değil" dediği rapor, yaklaşık 60 sayfadan oluşuyor; 'sürecin' yol haritasını ve hayata geçirilmesi öngörülen idari ve hukuki düzenlemeleri kapsıyor.

'Süreç' raporu komisyonda kabul edildi: Üç milletvekili 'evet' demedi - Resim : 1

UMUT HAKKININ KENDİSİ YOK, TARİFİ VAR

MHP kanadının sıklıkla işaret ettiği 'umut hakkı' ifadesi doğrudan yer almıyor, ancak dolaylı bir tarifle içerik olarak kendine yer buluyor:

"İnfaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir."

Raporda genel anlamda sürecin ilerleyişi için silah bırakmanın tespit ve teyidine dayalı bir yol haritası çizilirken, buna eşlik edecek kapsamlı yasal düzenlemeler önerildi.

En belirleyici aşamanın PKK’nın tüm unsurlarıyla silah bırakması olduğunun, bunun devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi gerektiğinin altı çizildi:

"Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir.

Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir.”

'YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALI'

Raporda, örgütün tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğu, bu konuda genel bir anlayış birliği bulunduğu kaydedildi:

“Örgütün tüm unsurlarıyla tasfiyesi ve silahların teslimi sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır.”

MÜSTAKİL VE GEÇİCİ YASA ÖNERİSİ

Silah bırakma süreciyle birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması amacıyla özel bir yasal çerçeve önerildi. Söz konusu düzenlemenin süreci ve sonrasını yönetecek nitelikte olması gerektiği anlatıldı:

- "Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır."

- "Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir."

- "Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır.”

- "Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasında hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı, şekilde toplumla bütünleşmesini hedeflemelidir."

'DEMOKRATİK SİYASET ZEMİNİNİ DE GÜÇLENDİRMELİ'

Söz konusu yasanın demokratik siyaset zeminini güçlendirmesi gerektiği de ifade edildi:

“Silahların bırakılması süreciyle birlikte ele alınacak müstakil yasanın, sürecin sonuçlarını tümüyle ortadan kaldıracak ve demokratik siyaset zeminini güçlendirecek ölçüde kapsayıcı olması tavsiye edilmektedir."

'Süreç' raporu komisyonda kabul edildi: Üç milletvekili 'evet' demedi - Resim : 2

KOMİSYONA KATILANLAR İÇİN YASAL GÜVENCE

Raporda, sürecin yürütülmesinde görev alan kişilerin hukuki güvence altına alınması gerektiği ifade edildi:

"Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir."

KAYYUM DEĞİL, BELEDİYE MECLİSİNDE SEÇİM

Raporda, belediyelere atanan kayyumlar için şu düzenleme önerildi:

"Belediye Başkanı’nın görevden el çektirilmesi durumunda yalnızca Belediye Meclisi’nde seçim yapılması sağlanmalıdır."

HASTA VE YAŞLI TUTUKLULAR

Raporda, hasta ve yaşlı tutuklular için infaz ertelemesi önerisi de yer aldı:

- "Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir."

Raporda, sürecin sağlıklı yürütülmesi için yürütme içinde bir izleme ve raporlama mekanizması kurulması gerektiği de belirtildi.

CHP: KAYYUMUN RAPORA GİRMESİNİ SAĞLADIK

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, rapora 'demokrasi şerhini düştükleri' görüşünü dile getirdi.

"Kayyum garabetinin bitmesi, AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması ve adil yargılanma esaslarının rapora girmesini sağladık. Raporun lafta ve rafta kalmaması için sonuna kadar takipçisiyiz" mesajını paylaştı.

AKP: KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZ TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİL

AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, bu raporun herhangi bir kişiye yönelik özel bir düzenleme anlamına gelemeyeceğini söyledi:

"Türkiye Cumhuriyeti, terörle mücadelesini sahada nasıl kararlılıkla yürütüyorsa, hukuk zemininde de aynı kararlılıkla yürütür. Ö

yle ki Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri sorgulama zeminine çekilemez. Anayasal düzenimiz, anayasamızın ilk 4 maddesi ve bu kapsamdaki diğer kırmızı çizgilerimiz tartışmaya açık değildir; pazarlık konusu yapılamaz."

KİM, NEYE İTİRAZ ETTİ?

DEM Parti son toplantıda 'Kürt sorunu' ifadesine yer verilmemesi, bunun yerine 'terör sorunu' denilmesine tepki gösterdi. Bununla bağlantılı olarak 'Terörsüz Türkiye' ve 'terör örgütü' tanımlamalarını da eleştirdi.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, uzlayış arayışında olduklarını ancak bunun başarılamadığını söyledi: "Kürt meselesi vardır ve bu bir terör sorunu olarak görülemez."

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, komisyonun görev yaptığı süre zarfında anayasanın sürekli olarak çiğnendiğini, AYM kararlarına rağmen Can Atalay ile Tayfun Kahraman'ın hala cezaevinde olduğunu hatırlattı.

Eşi - Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi'yi faili meçhul bir saldırıda kaybeden CHP Milletvekili Türkan Elçi, raporda faili meçhullerle ilgili herhangi bir öneri bulunmadığını, bu nedenle evet oyu kullanmayacağını açıkladı.

Bunun üzerine CHP'li komisyon üyesi Sezgin Tanrıkulu, faili meçhullerde zamanaşımı olmayacağına ilişkin hüküm eklenmesini önerdi. Bu şekilde Elçi'nin de rapora olumlu oy verebileceğini söyledi.

"Faili meçhul cinayetler başta olmak üzere bu meseleden kaynaklı adalet arayışında zamanaşımı olmaması için gerekli düzenleme yapılmalıdır."

Ancak günün sonunda Elçi, 'çekimser oy' kullandı. CHP lideri Özgür Özel'in de kararını anlayışla karşıladığını bildirdi.

ÖCALAN'DAN MESAJ

Raporun nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi sonrası DEM Parti, Abdullah Öcalan'ın mesajını yayınladı:

"TBMM Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir. Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır.

'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz."