ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında, dünya kamuoyuna yansıtılan tablo ile gerçek tablo arasında büyük bir fark olduğu ortaya çıktı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşın aylarca uzaması nedeniyle farklı bölgelerindeki Amerikan askeri komutanlarına doğrudan ulaşmaya başladı.
New York Times’ın (NYT) aktardığına göre, Vance, Ortadoğu, Avrupa ve Asya’daki komutanlardan savaşa ilişkin doğrudan ve süzgeçten geçirilmemiş değerlendirmeler istedi.

VANCE KOMUTANLARDAN DEĞERLENDİRME İSTEDİ!
Vance’in bu girişiminin arkasında savaşın başından itibaren taşıdığı şüpheler bulunuyordu. Vance, İran savaşından önce, ABD Başkanı Donald Trump’a savaşın risklerine dikkat çekmişti fakat Trump’ın operasyon kararını vermesinin ardından yönetimin bitirecek diplomatik çabaların yürütülmesinde görevlendirdi. Vance ise, savaşın nasıl ilerlediğinden çok komutanlardan ABD’nin elinde gerçekte ne kadar mühimmat kaldığını ve Ortadoğu’ya gönderilen silahların Çin, Rusya ve Kuzey Kore gibi rakiplere karşı Amerikan caydırıcılığını nasıl etkilediğini öğrenmek istedi.

ABD’NİN KRİTİK MÜHİMMATLARI ERİDİ!
Vance’in komutanlarla yaptığı görüşmelerde ise, ABD’deki ağır tablo ortaya çıktı. Vance, komutanlarla Amerikan hava savunma mühimmatının durumunu değerlendirirken komutanlar, özellikle Patriot önleme füzelerindeki düşüş konusunda uyarılarda bulundu. NYT’nin aktardığına göre ilkbaharın sonlarına doğru bazı harekat bölgelerinde kullanılabilir Patriot sayısı 100’ün altına kadar gerilemişti.
Aynı dönemde ABD ordusunun uzun menzilli vuruş kabiliyetinin önemli unsurlarından olan ATACMS füzeleri ile bunların yerini alması planlanan Precision Strike Missile (PrSM) stokları da tükenmek üzere. Komutanlar, kritik mühimmat stoklarının gördükleri en düşük seviyelere indiğini ifade etti. CBS News, ağustos ayında ABD’nin İran savaşında ATACMS ve PrSM stoklarının neredeyse tamamını kullandığını aktarmıştı.
STOKLARIN YENİLENMESİ YILLARCA SÜRECEK!
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından yapılan hesaplamalara göre, temmuz sonu itibarıyla ABD'nin Patriot stokları 1.binin altına gerilemişti. THAAD stokları ise yaklaşık 250 seviyesine düşmüştü. CSIS, stokların yenilenmesinin yıllarca süreceğine dikkat çekti.
Daha geniş bir tabloyu değerlendiren Council on Foreign Relations da savaş sırasında bin 500’den fazla Patriot önleyicisinin kullanıldığını ve ABD envanterinde 830’dan az Patriot kaldığını açıklarken ATACMS ve PrSM stoklarının da bitmek üzere olduğunu ifade etti.

İRAN SAVAŞTA BEKLENENDEN DAYANIKLI!
Vance’in komutanlardan aldığı bir diğer önemli bilgi ise, İran yönetiminin savaşta beklenenden daha dayanıklı olmasıydı. Washington'daki ilk hesap, İran yönetiminin ağır bombardıman ve saldırılar sonrasında kısa süre içinde çökeceği yönündeydi. Trump, savaş başlamadan önce Tahran yönetiminin günler içinde yıkılabileceğini düşünse de ABD’nin umduğu gerçekleşmedi.
Savaş, Pentagon’ın öngördüğü yaklaşık altı haftalık süreyi de aşarken İran yönetimi ağır kayıplara rağmen ayakta kalmayı başardı. Söz konusu durum Washington’daki savaş hedefleri konusunda yeni soru işaretleri yarattı.

TRUMP BAMBAŞKA BİR TABLO ÇİZDİ!
Washington’daki gelişmeler açısından en dikkat çekici ayrıntılardan biri de burada ortaya çıktı. Trump, kamuoyu önünde ABD’nin savaştan galip çıktığını ve İran’ın askeri kapasitesinin ağır şekilde tahrip edildiğini savunurken kapalı kapılar ardındaki toplantılarda Amerikan mühimmat stoklarının durumu ve İran’ın beklenenden çok daha güçlü direnişini giderek daha fazla gündeme taşındı.
Vance ise kamuoyuna yaptığı açıklamalarda çatışmanın boyutunu zaman zaman küçümseyen bir söylem benimsedi. Eylül başında İran’la yaşanan çatışmayı “savaş” olarak tanımlamayacağını belirten Vance, aktif bir çatışmanın bulunmadığını savundu. Associated Press, bu açıklamaların savaşın altıncı ayına girdiği ve İran’ın hala Amerikan hedefleri ile bölgedeki ABD müttefiklerine yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yapıldığına dikkat çekti.
PENTAGON’DA SIZINTI ALARMI!
Amerikan mühimmat stoklarının durumuna ilişkin bilgilerin basına yansıması, Trump yönetiminde ciddi bir rahatsızlığa neden oldu. Trump, ABD’nin mühimmat stoklarının azaldığına ilişkin haberleri yayımlayan gazetecileri sert şekilde hedef aldı.
Bunun ardından Pentagon’da, bilgi sızıntısının kaynağını ortaya çıkarmak amacıyla çok sayıda üst düzey askeri yetkiliye yalan makinesi testi uygulandı.
Ancak bazı yetkililerin kaygısı yalnızca Washington’daki siyasi sonuçlarla sınırlı değildi. Söz konusu bilgiler Çin ve Rusya tarafından da yakından takip ediliyordu. Zira ABD’nin mühimmat stoklarının ne ölçüde azaldığının ortaya çıkması, rakip ülkeler açısından yalnızca lojistik bir veri anlamına gelmiyordu. Bu durum aynı zamanda Washington’ın daha büyük ölçekli yeni bir savaşı ne kadar sürdürebileceğine ilişkin önemli bir stratejik gösterge niteliği taşıyordu.

GİZLİ GÖRÜŞMELER TRUMP’IN SAVAŞ STRATEJİSİNİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?
Vance’in komutanlardan aldığı değerlendirmeleri daha sonra Trump ve Beyaz Saray’ın en yakın danışmanlarıyla gerçekleştirdiği özel görüşmelere taşıdığı belirtildi. Ancak NYT’nin ulaştığı yetkililer, Vance’in aktardığı bu bilgilerin Trump’ın savaş stratejisindeki değişiklik üzerinde ne ölçüde etkili olduğunu kesin olarak belirleyemedi.
Trump’ın yalnızca birkaç gün içerisinde çökeceğini düşündüğü İran yönetimi ayakta kaldı. Pentagon’un yaklaşık altı haftalık savaş öngörüsü geride bırakıldı. Amerikan uzun menzilli füze ve hava savunma mühimmatları hızla tüketildi. Hürmüz Boğazı da savaşın en kritik cephelerinden biri haline geldi. ABD’nin Ortadoğu’ya aktardığı silahların Çin, Rusya ve Kuzey Kore karşısındaki caydırıcılık kapasitesi üzerindeki etkisi ise Washington açısından başlı başına yeni bir güvenlik sorununa dönüştü.
AB'den Ukrayna'ya 6,1 milyarlık savunma desteğiDünya
Trump'tan seçimi kazanmak için çılgın vaatDünya