ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES
Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği (TOBB) Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanı Şeref Fayat, yüksek maliyetler karşısında sanayicinin ayakta durma imkanının kalmadığını vurgulayarak, Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içinde sanayinin payının yüzde 17’lere kadar düşmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Enflasyonda ne yaparsanız yapın yüzde 30’lar civarında kalacağız. Sanayicinin vatandaşın bunun altından kalkması mümkün değil” diyen Şeref Fayat ile sanayinin geleceğini ve hazır giyimi konuştuk.
- Son üç yıldır tekstil ve hazır giyimde ciddi tahribat oldu, şu anda işler hasıl gidiyor?
Müşterinin cebine para koyarsanız, maliyetin altında ürün yaparsanız iş çok. Öyle yapanlar da çok olumsuz kararlar almak durumunda kalıyor. Herkesin giderleri artarken gelirleri artmıyor. Enflasyonla döviz kuru dengesi çok bozuldu. Böyle olunca insanlar ayakta kalmakta çok zorlanıyorlar.
- SGK’nın açıkladığı verilere göre en son mayıs ayında da tekstil ve hazır giyimde 14 bin kişilik istihdam kaybı var, bu azalış sürecek mi?
Nisan 2023 ile Nisan 2026 arasında 400 bine yakın istihdamı kaybettik. 11 bine yakın firma kapandı. Binlerce konkordato var. Nisan 2026’da Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle Avrupalı alıcılar bir miktar Türkiye’ye kaydı. 300’e yakın firma açıldı, 18 bine yakın da istihdam artışı yaşandı. Herkes heyecanlandı. Ama çok kısa sürdü. Alıcı panik haliyle geldi ve hemen geri gitti. Türkiye yakın pazarlardan yüzde 40, uzak pazarlardan yüzde 60 daha pahalı. Güvenliğe rağmen alıcıları ikna edemedik. Bu da yetmezmiş gibi ABD’nin hazır giyime ek yüzde 12.5 vergi koyması daralmanın tuzu biberi oldu. Burada ABD bize dostça davranmadı. Önemli bir pazar avantajımızı şu anda yitirdik.
İŞSİZ 430 BİNİ BULUR
- Yüksek maliyetler, sabit kur süreci firmaları nasıl etkiliyor?
Maliyetlerimizin yüzde 60’ı TL bazlı. Burada ciddi artış var. Yüksek maliyetlerle baş edebilmek için önce kârı azaltıyorsunuz. Öz sermayeden, mevcut kazanımlardan yiyorsunuz. Sonra eldeki varlıkları satmaya başlıyorsunuz. Sonra firma sahibi ben deli miyim diyor ve işyerini kapatıyor. Bu noktaya gelmeden istihdamı düşürenler oluyor. Bu yılın haziran ayı verisi geldiğinde de son 3.5 yılda sektörde toplamda 430 bin kişi işini kaybetmiş olacak. Döviz ve enflasyon arasındaki makas artık sadece emek yoğun sektörlerin değil diğer sektörlerin de rekabetini kırıyor. Beyaz eşyada, turizmde, otomotiv yan sanayinde, inşaatta ciddi problemler var. Son 3 yıldır uygulanan ekonomi politikası artık sürdürülebilir değil.
YÜZDE 30’DA KALACAĞIZ
- Ekonomi programı nerede tıkandı, enflasyon da yeterince düşmedi, kime faydası oldu?
Burada sürecin uzun olması en büyük hataydı. Hiçbir ekonomi programı 3-3.5 yıl sürmez. Sanayiciyi yordunuz, çalışanı yordunuz, vatandaşı yordunuz. En başından sert karar alınabilirdi. Biz faizi kervan yolda dizilir mantığıyla yaptık. Süreç bu kadar uzayınca enflasyonda atalet oluyor ve düşüremiyorsunuz. Enflasyonda ne yaparsanız yapın yüzde 30’lar civarında kalacağız. Yüzde 30 çok yüksek bir oran. Sanayicinin vatandaşın bunun altından kalkması mümkün değil. Orta Vadeli Programın (OVP) revize edilip hedeflerin değiştirilmesi gerekiyor.
Kur değil enflasyona yetişme peşindeyiz
- Bu yılı nasıl bitirirsiniz?
İhracatta hâlâ bir yıl öncesine göre yüzde 4, yılbaşına göre yüzde 1.2 eksideyiz. Geçen yılı yakalayacağımız ya da yüzde 2-3 ekside kapatacağımız bir yıl olacak. Bu yıl dengelenme yılı olacak. İstihdamda da yüzde 3-5 eksi olabilir. Şimdi artık herkes içerideki fabrikayı sıkıştıra sıkıştıra işin sonuna geldi. Asıl düzelmenin 2027’den önce mümkün olmadığını düşünüyorum.
İstihdamın daha fazla azalmaması için önlemler alınmalı. İmalat sanayi çok önemli. Biz hâlâ genç bir nüfusa sahibiz. Gençlere istihdam sağlamak için üretime önem vermemiz gerekiyor. Türkiye’de işsizlik azalıyor deniyor ama olay hiç öyle değil. Geniş tanımlı işsizlik çok yüksek. Türkiye’de işgücüne katılımı artırmak için alım gücünü ve ücretleri artırmak gerekiyor. Türkiye’nin yatırım iklimini iyileştirmek şart. Yüksek faizle, bu kur ve enflasyon makasıyla sanayici çok yoruldu. Sanayicinin önünü göreceği enflasyonun düştüğü bir ortam yaratılmalı. Biz yüksek kur istemiyoruz. Enflasyona yetişmek istiyoruz. Yoksa enflasyon düşükken, dolar 8 lira, Euro 9 lira iken biz daha mutluyduk. Daha rekabetçiydik. Biz kur peşinde değiliz enflasyona yetişme peşindeyiz.
Yeni bir sanayi politikası şart
- Türkiye emek yoğun sektörlerden çıkarsa nasıl bir durumla karşı karşıya kalır?
Toplumsal sıkıntı olur. Ekonomik politikalar bu sektörleri çok pahalı kıldığı için kapanmalar, işten çıkarmalar oluyor. Ekonomi programının bu kadar uzun sürmesi ve program kur üzerinde baskı oluşturmak üzerine kurgulandığı için sıkıntı yaratıyor. Pahalı olunca üretmek yerine ithalat yapıyorsunuz. Hazır giyim sektörü son 3-4 yılda 4 milyar dolardan fazla ithalat yaptı. Övündüğümüz markalarımız şu anda ithalat yapmayı üretim yapmaktan daha cazip görüyorlar. Biz yabancı markaya bu ortamda nasıl gel bize sipariş ver diyebiliriz. Markalarımız iç piyasa ürün üretmek için bile fiyat tutturamaz hale geldi. Tüketim malı ithalatı artıyor. Ara malı ithalatı düşüyor. Bu da ileride sanayide kapasite kullanımını düşürecektir. Özellikle imalat sanayinde çalışan sayısı düşüyor. Topyekûn bir sanayi politikasına ihtiyaç var. Türkiye’nin kısa orta ve uzun vadede politikalarını belirlediği, sektörlere desteklerin daha sade ve net olacağı yeni bir sanayi politikasına acil ihtiyaç var. Aksi takdirde bu politikayla bu yüksek maliyetlerle devam ederse içerideki işler iyiye gitmez. Dolar bazında çok yüksek zam yaptığımız çalışanınız mağdur. Alım gücü düşük. Çok pahalıyız. Çalışanı da mutlu edemiyoruz.
- Sipariş geldiğinde Müşterilerle sadece fiyat üzerine mi pazarlık yapıyorsunuz?
Firmalara diyorum ki bilançolarınıza bakın ona göre sipariş alın. Teknik tekstilde payımızı artırmalıyız. Türkiye daha lüks markalara, daha pahalı ürünler üreterek ayakta kalabilir. Son 3 yılda ayakta kalanlar zaten bunu yapanlar oldu. Bu dönüşüm çok kolay değil.
Hayata devam etmek imkansız
- Finansmana erişim de büyük sıkıntı öyle değil mi?
Şu anda sanayicinin finansman için yüzde 45-50 ile kredi kullanıp da para kazanması, hayatına devam etmesi mümkün değil. Sanayicinin nefesi kesildi. Sanayici şimdi günü kurtarmaya, nakit akışına konsantre olmaya odaklanıyor. Şu anda yeni pazarlar ya da Ar-Ge çalışmaları kimsenin planında yok. Nakit akışında açık oluşmasın diye herkes para peşinde koşuyor. TL maliyetler kesinlikle altından kalkılacak gibi değil.
Şu anda herkes dövize yüklendi. Döviz açık tarihin en yüksek seviyelerde. Dövizde de ani bir artışın olması sanayiciyi bitirir, sanayide büyük yıkımlara neden olur. Ani bir kur hareketi her şeyi allak bullak eder.
Yılbaşından bu yana enflasyon yüzde 20 kur yüzde 10 artmış. 3 yıldır zaten ciddi sopa yerken, yüzde 10 daha pahalı olmayı siz kalkıp da müşteriye anlatamıyorsunuz. Ürünü ya maliyetine ya da zararına veriyorsunuz. Döviz kurunun artık enflasyona yetişmesi gerekiyor.
Pahalıyız diye Mısır’a gittiler
- Sanayici çok yoruldu dediniz, son dönemlerde erken sanayisizleşme de çok gündemde, gerçekten sanayiden çıkıyor mu Türkiye?
Türkiye’de maalesef 2017 ile 2025 arasında GSYH içinde sanayinin payı yüzde 28’lerden yüzde 17’lere kadar indi. Bu kabul edilemez. Bu kadar genç nüfusa rağmen sanayideki küçülme hazmedilecek bir şey değil. OVP’ye baktığımızda da sanayisizleşme sanki bir politika gibi görünüyor. Bu doğru bir politika değil. Şu anda Çin hem emek yoğun sektörleri hem teknolojiyi hem sanayiyi bir bütün olarak ele alıyor. Siz bu genç nüfusu yok sayıp ben emek yoğun sektörde yatırım yapmayacağım diyerek besleyemezsiniz. İstihdamı da düşünen bir yapı kurulmalı. Hazır giyim ve tekstilde çıkılacaksa burada çalışan 850 bini aşkın kişiye nereden iş bulacaksınız. Türkiye beşerî sermayesi güçlü bir ülke değil. Emek yoğun sektörleri de beslemek durumundasınız. O sektörleri de tu kaka yapıp kaçırmamamız gerekiyor. Birçok firmamız pahalıyız diye zaten Mısır’a gitti.