Donald Trump’ın İran savaşı, ABD ekonomisinde yüz milyarlarca dolarlık üretim kaybına yol açabilecek bir maliyet dalgası yaratıyor. Artan yakıt fiyatları, yükselen borçlanma maliyetleri ve tedarik zincirindeki aksamalar, Amerikalıların refahını aşındırıyor.

Trump yönetiminin ilk tahminleri, savaşın ABD vergi mükelleflerine doğrudan maliyetini 25 milyar dolar olarak ortaya koysa da ekonomistler, askeri harcamaların tamamı ve yükselen finansman maliyetleri hesaba katıldığında faturanın çok daha ağır olacağını öngörüyor.

Financial Times'a konuşan Harvard Üniversitesi’nden ABD savaşlarının maliyeti konusunda uzman Profesör Linda Bilmes, açıklanan bütçe maliyetlerinin “buzdağının sadece görünen kısmı” olduğunu belirterek, “Hemen hissedilmeyebilir; bir şeyi bir süreliğine yamayabilirsiniz. Ancak bunun finansal ölçeği o kadar büyük ki sonsuza kadar üstünü örtemezsiniz” dedi.

SAVAŞ EKONOMİYİ TEMELDEN DEĞİŞTİRİYOR

Yakıt, mühimmat ve gıda: İran savaşı ABD ekonomisini derinden sarsıyor - Resim : 1

Savaş, Trump’ın popülaritesinin zaten rekor düşük seviyelere yakın olduğu bir döneme denk geldi. ABD’de derinleşen yaşam maliyeti krizi, birçok Amerikalının geçinmekte zorlandığı bir ekonomik tabloyu beraberinde getirmiş durumda.

Michigan Üniversitesi Profesörü Justin Wolfers, savaşların ekonomiyi köklü ve pahalı biçimde yeniden şekillendirdiğini belirterek, “Bunun değip değmediğini söylemiyorum; bu, savaşın sağlayacağı faydalara ilişkin değerlendirmenize bağlıdır. Ancak ucuz benzin ve daha fazla market alışverişi istiyorsanız, bu yanlış yoldur” ifadelerini kullandı.

PENTAGON’UN 25 MİLYAR DOLARLIK HESABI

Yakıt, mühimmat ve gıda: İran savaşı ABD ekonomisini derinden sarsıyor - Resim : 2

Pentagon, savaşın maliyetine ilişkin 25 milyar dolarlık tahmininde, çatışma boyunca yıllara yayılabilecek pahalı füze ve hava savunma önleyicilerinin yoğun kullanımını ana unsur olarak gösterdi.

ABD savunma harcamaları kriz başlamadan önce de hızla artıyordu. Trump, mevcut mali yıl ile 2027 arasında savunma harcamalarını yaklaşık yüzde 50 artırarak 1,5 trilyon dolara çıkarma planını açıklamıştı. Bu rakamlara savaşın etkileri dahil değil.

Pentagon’un Beyaz Saray aracılığıyla Kongre’ye ek bütçe talebi sunmayı planladığı, ancak tutarın henüz belirlenmediği bildirildi.

Center for a New American Security düşünce kuruluşundan savunma uzmanı Carlton Haelig, bütçe ve ek taleplerin “çok büyük para” anlamına geldiğini ve bunun ekonomik yansımaları olacağını söyledi. Haelig, savunma sanayisinin bu yeni siparişleri öngörülen ölçekte silaha dönüştürmesinin ise “yıllar” alacağını belirtti.

Ekonomistler, savunma harcamalarının üretimi artırabileceğini ancak aynı paranın eğitim ve altyapıya yönlendirilmesi halinde daha yüksek çarpan etkisi yaratacağını ve Amerikalıların refahına daha fazla katkı sağlayacağını ifade ediyor.

YAKITTA 35 MİLYAR DOLARLIK EK FATURA

Savaş öncesinde küresel petrol arzının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapanması, ABD’de benzin fiyatlarını yüzde 50’den fazla artırarak galon başına 4,55 dolara çıkardı. Bu, G7 ekonomileri içinde en ağır yakıt şoklarından biri olarak değerlendiriliyor.

ABD sanayi ekonomisi için kritik önemdeki dizel fiyatları da benzer şekilde artarak 5,66 dolara yükseldi. Bu seviye, dizelde 5,82 dolarlık tüm zamanların rekoruna oldukça yakın.

Brown Üniversitesi Watson School of Public Affairs verilerine göre, Amerikalı tüketiciler savaş başladığından bu yana benzin ve dizel için 35 milyar dolar ek ödeme yaptı. Bu, hane başına yaklaşık 268 dolara, yani yaklaşık bir haftalık market harcamasına denk geliyor.

Brown Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Jeff Colgan, “NASA’nın yıllık bütçesinin toplam maliyeti 25 milyar dolar. Şu anda bunu çoktan aşmış durumdayız” dedi. Colgan, bu paranın savaş nedeniyle artan yakıt maliyetlerine harcanması yerine başka alanlarda kullanılabileceğine dikkat çekti.

DÜŞÜK GELİRLİ HANELER DAHA FAZLA ETKİLENİYOR

New York Fed tarafından yayımlanan araştırmaya göre, gelir dağılımının en üst üçte birlik bölümündeki haneler benzin kullanımını neredeyse hiç azaltmadı. Buna karşılık en alt üçte birlik gelir grubundaki haneler yakıt tüketimini yüzde 7 düşürdü.

Bu haneler, ekonomik darbeyi hafifletmek için araç paylaşımı ve toplu taşıma gibi alternatiflere yöneldi.

Yüksek yakıt fiyatlarından kazanç sağlayan kesim ise ABD’li petrol üreticileri oldu. Ülke, her zamankinden daha fazla petrol ihraç ederken ihracatçılar mart ayında 214 milyar dolarlık rekor gelir elde etti.

Peterson Institute for International Economics’ten Joseph Gagnon, “Fayda sağlayanlar, ABD’deki petrol ve gaz kuyularının sahipleri. Daha yüksek fiyatlardan onlar kazanıyor; ancak bunlar genellikle yoksul insanlar değil” değerlendirmesinde bulundu.

Jet yakıtı fiyatları da yüzde 70’ten fazla arttı. Bu durum uçak bileti maliyetlerini yükseltirken havayolu sektörü üzerinde büyük baskı oluşturdu. Savaşın, düşük maliyetli havayolu şirketi Spirit Airlines’ın çöküşünü hızlandırdığı belirtildi.

FAİZLERDEN 200 MİLYAR DOLARLIK ÜRETİM KAYBI

Savaş başlamadan önce şubat ayı sonunda yatırımcılar, ABD Merkez Bankası’nın bu yıl iki kez çeyrek puan faiz indirimi yapmasını bekliyordu. Ancak yakıt fiyatlarındaki hızlı yükselişin enflasyonu üç yılın zirvesi olan yüzde 3,5’e taşıması, Fed’in ekonomiye destek sağlayabilecek faiz indirimlerini devre dışı bıraktı.

Daha düşük faizler normalde talebi destekler, yatırımları ve tüketici harcamalarını artırır, büyümeyi hızlandırır. Justin Wolfers’a göre Fed’in yarım puanlık faiz indirimi yapamaması tek başına yaklaşık 200 milyar dolarlık üretim kaybı anlamına geliyor.

Yüksek faizler, ev sahibi olmak isteyen Amerikalıları da zorluyor. ABD’de standart kabul edilen 30 yıllık mortgage faizi, savaş öncesindeki yüzde 5,98 seviyesinden yüzde 6,37’ye çıktı.

Linda Bilmes, nihai faturanın, ABD bütçe açığının finansman maliyetlerinin zaten arttığı bir dönemde vergi mükellefleri açısından “oldukça istikrarsızlaştırıcı” olabileceği uyarısında bulundu.

Bilmes, “2003’te Irak’a girdiğimizde, bütçenin yüzde 4’ünü borç faizine harcıyorduk. Şimdi ise zaten yüzde 15 ödüyoruz. Her vergi dolarının 15 senti faize giderken buna daha fazlasını eklemek ciddi bir sıkışma yaratır” dedi.

TEDARİK ZİNCİRİ BASKISI PANDEMİDEN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYEDE

New York Fed’in küresel tedarik zinciri baskılarına ilişkin aylık göstergesi, koronavirüs pandemisinden bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Bazı ham maddelerde kıtlık belirtileri ortaya çıkarken, metal konteynerlerin kısa sürede dünya genelinde taşınma maliyetleri de yükseldi.

Nakliye veri şirketi Xeneta’dan Peter Sand, Kuzey Avrupa’dan ABD’nin doğu kıyısına uzanan ve Asya aktarma merkezleri ya da Orta Doğu limanlarına uğramayan transatlantik hatta bile kısa vadeli navlun fiyatlarının şubat sonundan bu yana yüzde 56 arttığını belirtti.

Sand, “Kriz hâlâ çok canlı. Sadece bölgesel düzeyden küresel düzeye taşındı” dedi.

Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, Covid dönemindeki şoklara rağmen sanayi yoğun bölgesindeki birçok üreticinin hâlâ “tam zamanında teslimat” sistemine büyük ölçüde bağımlı olduğunu söyledi.

Goolsbee, üretim için gerekli parçaların ve bileşenlerin depolarda beklemediğini, kamyon, gemi ya da uçakla taşınmakta olduğunu belirtti.

Bu nedenle yakıt fiyatlarının, tedarik zinciri taşımacılık maliyetleri üzerinde doğrudan ve büyük bir etkisi olduğunu vurguladı.

GIDA FİYATLARINDA GECİKMELİ ETKİ BEKLENİYOR

Ekonomistler, dizeldeki yüksek maliyetlerin market fiyatlarına belirgin biçimde yansımasının yaklaşık altı aylık gecikmeyle ortaya çıkacağını öngörüyor.

Özellikle meyve, sebze, et ve deniz ürünleri gibi soğuk zincir ve hızlı dağıtıma ihtiyaç duyan bozulabilir ürünlerin bu süreçte öncü fiyat artışları gösterebileceği belirtiliyor.

Michigan State Üniversitesi’nden gıda ekonomisti David Ortega, bu ürünleri “kömür madenindeki kanarya” olarak nitelendirerek, fiyat artışlarının ilk görülebileceği alanların bunlar olduğunu söyledi.

Dizel fiyatlarındaki artışın girdi maliyetlerini etkilemeye başladığına dair işaretler de görülüyor. Bank of America, paketli gıda ve içecek şirketlerinin mart ayında karşılaştığı maliyetlerde yüzde 7,9’luk artış tespit etti.

GÜBRE FİYATLARI DA BASKIYI ARTIRIYOR

Dizel kaynaklı baskıya, çiftçilerin daha yüksek gübre maliyetleri de ekleniyor. Büyük bölümü Orta Doğu’da üretilen azotlu gübrenin fiyatı, savaş başladığından bu yana yüzde 30’dan fazla arttı.

Bu durum, çiftçilerin gübre kullanımını azaltmasına, gelecek yıl ürün veriminin düşmesine, gıda arzının daralmasına ve fiyatların yükselmesine neden olabilir.

Ekonomistler, İran savaşının gıda fiyatları üzerindeki etkisinin Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgalinden sonra yaşanan etkiden daha sınırlı olmasını bekliyor. Ukrayna savaşının ardından market enflasyonu Ağustos 2022’de yüzde 13’ün üzerine çıkmıştı.

Buna rağmen uzmanlar, ABD gıda sisteminin Covid, Rusya-Ukrayna savaşı, tarifeler ve göç politikalarının işgücü arzına etkisi gibi bir dizi şokla zaten sarsıldığını hatırlatıyor. ABD’de gıda maliyetleri son altı yılda yaklaşık yüzde 30 arttı.

Ortega, “Bu, tarım-gıda sisteminin son birkaç yılda karşılaştığı en yeni şok. Bir tür mükemmel fırtınaya bakıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.