Yapay zeka başta olmak üzere dijital teknolojilere yönelik yatırımların hız kazanması, veri merkezlerini küresel enerji gündeminin merkezine taşıdı.
Büyük teknoloji şirketlerinin artan işlem gücü ihtiyacını karşılamak için yeni veri merkezleri kurması, bu tesislerin elektrik tüketiminin önümüzdeki yıllarda daha da yükselmesi beklentisini beraberinde getiriyor.
YÜKSEK ELEKTRİK TALEBİ YENİ ENERJİ YATIRIMLARINI GÜNDEME GETİRİYOR
Teknoloji şirketleri ve veri merkezi işletmecileri, artan elektrik ihtiyacını karşılamak için yenilenebilir enerji kaynaklarının yanı sıra nükleer enerjiye de daha fazla ilgi gösteriyor. Özellikle yapay zeka sistemlerinin yüksek işlem gücü gerektirmesi, büyük ve sürekli enerji arzına duyulan ihtiyacı artırıyor.
ABD'de bazı şirketler daha önce devre dışı bırakılan nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilmesi için adımlar atarken, Amazon ve Google gibi teknoloji şirketleri de yeni nükleer teknolojilerle de ilgileniyor.
Son olarak İrlanda'da hızla artan veri merkezi yatırımları ve buna bağlı elektrik tüketimi, ülkede onlarca yıldır tartışma dışı kalan nükleer enerjinin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Veri merkezleri, İrlanda'daki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Bu oranın 2032'ye kadar en az yüzde 30'a çıkması bekleniyor. Veri merkezlerinin elektrik tüketimi geçen yıl 2024'e kıyasla yüzde 10 artarken, diğer kullanıcıların tüketimindeki artış yüzde 2'de kaldı.
VERİ MERKEZLERİNİN ELEKTRİK İHTİYACI ARTIYOR
İrlanda, Fransa ve İngiltere'nin aksine nükleer enerjiyi uzun süredir enerji politikalarının dışında tutuyor. 1978'den itibaren düzenlenen geniş katılımlı protestolar, ülkenin güneydoğu kıyısında nükleer santral kurulmasına yönelik planların rafa kaldırılmasında etkili olmuştu. 1999'dan bu yana uygulanan yasal kısıtlamalar da nükleer enerji seçeneğinin önünü kapattı.
Ancak veri merkezlerinin artan elektrik ihtiyacının karşılanması konusunda yaşanan zorluklar, bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesine neden oldu. İrlanda Başbakanı Micheál Martin, kısa süre önce iş dünyası temsilcileriyle düzenlenen bir yemekte nükleer enerji seçeneğine açık olduklarını belirtti.
İktidardaki Fianna Fáil partisinin milletvekili James O'Connor da nükleer enerji üzerindeki yasağın kaldırılması için parlamentoya bir yasa tasarısı sundu.
FİNLANDİYA ÖRNEĞİ GÜNDEME GELDİ
O'Connor, parlamentoda yaptığı konuşmada nükleer enerjinin İrlanda için önemli bir seçenek olduğunu savunarak Finlandiya'yı örnek gösterdi. İrlanda'ya benzer nüfusa sahip Finlandiya, elektriğinin yaklaşık yüzde 40'ını nükleer enerjiden üretiyor.
Avrupa Birliği'nin istatistik kurumu Eurostat verilerine göre Finlandiya, hane dışı elektrik fiyatlarının en düşük olduğu AB ülkesi konumunda bulunurken, İrlanda en yüksek fiyatlara sahip ülke olarak öne çıkıyor.
İrlanda, avantajlı vergi sistemi sayesinde çok sayıda küresel teknoloji şirketinin Avrupa merkezlerine ve büyük operasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Bu şirketler, fikri mülkiyet haklarının İrlanda'daki iştiraklerinde bulunması sayesinde yurt dışındaki satışlardan elde edilen bazı kârları da İrlanda'da kaydedebiliyor.
Ancak Dublin yönetimi, veri merkezlerinin elektrik talebindeki hızlı artışa altyapının ayak uyduramaması nedeniyle 2021'de yeni veri merkezi bağlantılarına yönelik fiili bir moratoryum uygulamaya başlamıştı.
ABD'DE DE NÜKLEER ENERJİYE İLGİ ARTIYOR
Barselona Özerk Üniversitesi'nden Seán Fearon, nükleer enerjinin yeniden gündeme gelmesinin temel nedenlerinden birinin çok uluslu şirketler ile veri merkezlerinin yüksek enerji talebini karşılamak olduğunu belirtti.
ABD'de de veri merkezi sektörünün nükleer enerjiye ilgisi giderek artıyor. Şirketler, daha önce devre dışı bırakılan nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütürken, Amazon ve Google gibi yapay zeka alanındaki büyük teknoloji şirketleri küçük modüler reaktörlere (SMR) yöneliyor.